Haber Detayı
Baz metallerde umut var coşku yok
Bakır, kalay ve alüminyumda 2026 için sırasıyla yüzde 20, yüzde 16 ve yüzde 12’lik artış beklenirken, analistler 2027’ye yönelik beklentilerde frene basıyor
EVRİM KÜÇÜK Küresel emtia piyasalarında rüzgâr yeniden metallere dönmüş gibi görünüyor.
Enerji dönüşümü, yapay zeka yatırımları ve dijital altyapı ihtiyacı son günlerdeki oynaklığa karşın baz metalleri sert düşüşlerden koruyor.
Analistler ise endüstriyel metaller için ölçülü bir ton kullanıyor.
Fiyat beklentileri yukarı yönlü, ancak ocak ayında test edilen yüksek seviyelerin ne kadar kalıcı olacağı tartışılıyor. 2027 için temkinli duruş Ocak ayında Londra Metal Borsası’nda (LME) bakırın metrik ton başına 14.527,50 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine, kalayın ise ton başına 59.040 dolarla tarihi zirvesine ulaşması, analistlere göre sürdürülebilir bir tablo sunmuyor. 2026 için genel iyimserlik korunurken, 2027’ye bakıldığında temkinli duruş çok daha belirgin.
Spekülatif yükseliş uyarısı Ankete katılan analistlerin medyan tahminine göre, bakır, kalay ve alüminyumun 2025 ortalama fiyatlarına kıyasla sırasıyla yüzde 20, yüzde 16 ve yüzde 12 oranında değer kazanması bekleniyor.
Anket sonuçları, Ocak ayındaki sert yükselişleri daha geniş bir çerçeveye oturtuyor. 31 analistin en yüksek bakır tahmini, 2026’da LME nakit fiyatının ton başına ortalama 13.250 dolar olacağı yönünde.
Mevcut fiyat ise 13.283 dolar.
Medyan tahmin 11.975 dolar ile anketler açısından rekor düzeyde olsa da, Ocak ayında görülen 14.000 doların üzerindeki fiyatların oldukça gerisinde.
Kalay için en yüksek ortalama beklenti 47.000 dolar seviyesinde ve bu rakam Ocak ayındaki yükselişte zaten aşılmıştı.
Nikel ve çinko için de tablo benzer.
Alüminyum ve kurşun ise geçen ay en yüksek tahminlere oldukça yakın seviyelerde işlem gördü.
Genel kanı, Ocak ayındaki aşırı yükselişin, endüstriyel pazarlarda fiziksel alımların azalmasıyla kaçınılmaz bir tepki yaratacağı yönünde.
Bu ihtiyatlı duruş, 2027 beklentilerinde daha da belirginleşiyor. 2027 için yalnızca kurşunda yüzde 3’lük mütevazı bir artış öngörülürken; alüminyum, bakır ve nikelde fiyatların yatay seyretmesi, kalay ve çinkoda ise yüzde 4’lük düşüş bekleniyor.
Bakır, kalay ve alüminyum kazananlar kulübünde Üç metal de enerji dönüşümü ve nesnelerin interneti gibi mega trendlerde kritik bir konumda bulunuyor. ■ Bakır: Elektrik iletiminde halen vazgeçilmez metal olmayı sürdürürken; kalay, fiziksel ve sanal dünyaları birbirine bağlayan lehimleme teknolojilerinin temel girdisi konumunda.
Arz tarafında ise tablo sıkışık.
Bakır madenlerinden gelen arz, eritme tesislerinin talebini karşılamakta zorlanıyor. ■ Alüminyum: Hafiflik gerektiren her alanda kullanılan çok amaçlı bir metal olarak öne çıkıyor.
Dünyanın en büyük alüminyum üreticisi Çin’de ise üretim, hükümetin belirlediği yıllık 45 milyon tonluk kapasite sınırına dayanmış durumda.
Bu da yeni eritme tesisleri için küresel ölçekte bir yarış başlatmış durumda. ■ Kalay: Arzı, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Myanmar’daki Wa Eyaleti gibi sınırlı ve kırılgan üretim bölgelerine aşırı derecede bağımlı.
Analistler, 2026’da bakır ve kalayın arz açığı vereceğini, alüminyumun ise 80.000 tonluk sınırlı bir fazlalık göstereceğini, ancak 2027’de yeniden açığa döneceğini öngörüyor.
Nikel, kurşun ve çinko kaybedenler tarafında Aynı iyimser tablo nikel, kurşun ve çinko için geçerli değil. 2026 yılı için medyan tahmin, bu üç metalde yalnızca yüzde 4–5 aralığında sınırlı fiyat artışlarına işaret ediyor. ■ Kurşun: Yeni enerji ve dijital dönüşüm anlatılarında ön planda yer alıyor.
Özellikle içten yanmalı motorlardan daha küçük kurşun-asit bataryalar kullanan yeni enerji araçlarına geçiş, kurşun için net bir dezavantaj oluşturuyor.
LME depolarındaki yüksek stok seviyeleri de kurşun piyasasında arz fazlasına işaret ediyor.
Kurşun, Ekim ayından bu yana analistlerin not düşürdüğü tek metal konumunda. ■ Çinko: 2025’te düşüş beklentilerini boşa çıkarsa da analistlere göre daha güçlü maden üretimi 2026’da daha fazla rafine metale dönüşecek. ■ Nikel: Çinli otomobil üreticilerinin nikel içermeyen pil kimyalarına yönelmesi ve Endonezya’nın hızla artan üretimini kontrol etmekte zorlanması nedeniyle elektrikli araç temasındaki cazibesinin büyük bölümünü kaybetmiş durumda.