Haber Detayı

Tümülüsleri, geleceğe ulaştırmak için kurgulanan projede yer alan uzmanlarla konuştuk: 'Amaç korumak ve kente katmak'
Kültür-sanat cumhuriyet.com.tr
07/02/2026 04:00 (7 saat önce)

Tümülüsleri, geleceğe ulaştırmak için kurgulanan projede yer alan uzmanlarla konuştuk: 'Amaç korumak ve kente katmak'

Cumhuriyet döneminin ilk arkeolojik kazısı olan Ankara tümülüslerinin sayısının 174 olduğu belirlendi. TÜBİTAK destekli ve ODTÜ ev sahipliğinde yürütülen proje kapsamında, Ankara’nın Frig ve sonraki dönemlere uzanan çok katmanlı tarihsel mirası bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak tümülüslerin kente yeniden kazandırılması amaçlanıyor.

Cumhuriyet döneminin ilk arkeolojik kazısı olan Ankara tümülüslerinin tamamının 174 tane olduğu anlaşıldı.

Tümülüsleri geleceğe ulaştırmak için kurgulanan, TÜBİTAK destekli ve ODTÜ ev sahipliğinde yürütülen “Doğa-Kültür-İnsan Etkileşimleri Üzerinden Ankara Tümülüslerini Yeniden Okumak ve Kente Katmak” başlıklı proje, kent kimliğinin fark edilmeyen bir katmanını ortaya koyuyor. 10 KİŞİLİK UZMAN...

Bu çaba doğrultusunda 2023-2026 yılları arasında oluşturulan 10 kişilik bir uzman araştırma grubu, kendi üyeleri ile pek çok araştırma ve tartışma toplantısı yapmış, Ankara içi ve çevresindeki tümülüsleri yerinde incelemek ve kayda almak amacıyla 10 inceleme gezisi düzenledi.

Ayrıca proje devam ederken, Ankara ili sınırları içinde yer alan Gordion’un Eylül 2023’te UNESCO Dünya Mirası listesine alınması tümülüslere ilginin artmasına da neden oldu.

Daha önce de sayfamızda yer verdiğimiz proje süresince üç çalıştay düzenlendi.

Tümülüslerin yerlerinin saptanması, sınıflanması, gruplanması ve 2023-2026 fiziksel altlığının hazırlanması ise şu an gündemde.

Ayrıca Ankara tümülüsleri çalışması yakın zamanda bir kitaba dönüştürülecek ve okullara, ilgili semt sakinlerine yönelik olarak da semt broşürleri üretilecek.

Tümülüslerin önemi ve korunması için oluşturulan proje danışmanlarına gelecek planları sorduk. ‘BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMI ÖNEMSİYORUZ’ Doç.

Dr.

Yiğit H.

Erbil (Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi) Ankara, Cumhuriyetimizin başkenti olarak özel konumunu muhafaza etmekle beraber kentin tarihsel kimliği çok daha eski ve çok katmanlı.

Daha önceki yıllarda tespit edilen ve yürüttüğümüz proje kapsamında yapılan yeni çalışmalarla sayıları artan Frig ve sonraki dönemlere ait tümülüsler, bu çok katmanlı yerleşim tarihinin en somut kanıtlarını oluşturmakta.

Özellikle Frig döneminde Ankara, yalnızca bir yerleşim alanı değil, anıtsal peyzajın bilinçli biçimde kurgulandığı önemli bir merkez olarak karşımıza çıkmakta.

Projemiz, Ankara’daki tümülüsleri ve höyükleri tek tek ele almak yerine, onları topografya, su kaynakları, eski ulaşım hatları ve yerleşim süreklilikleriyle birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşım sunmak.

Bu sayede günümüz kent dokusu içinde büyük ölçüde görünmez hale gelen Frig mirası yeniden okunabilir kılınmakta, Ankara’nın geçmişi ile bugünü arasında güçlü bir kültürel bağ kurulmakta.

Ortaya konan bu veriler, arkeolojinin yalnızca geçmişi belgeleyen bir disiplin olmadığını, aynı zamanda kentin tarihsel kimliğini hatırlatan ve geleceğine dair düşünmeyi mümkün kılan önemli bir toplumsal bellek aracı olduğunu da açık biçimde gösteriyor.

UYGARLIK ANITLARI...

Prof.

Dr.

Ali Cengizkan (Kapadokya Üniversitesi, proje danışmanı) Başkent Ankara’mızın yerleşim yeri olarak en önemli özelliklerinden birisi, Hitit ve Frig uygarlıkları zamanından beri bir yerleşim yeri olarak Anadolu’nun kalbinde güçlü biçimde yer alması.

Bu merkezilik, söz konusu iki dönem ve sonrasında da belirleyici olmuş, Ankara farklı dönemlerde başkent olmuştur.

En eskileri milattan önce 8. yüzyıla tarihlenen Anadolu tümülüsleri, İç Anadolu’nun eski yerleşim örüntüsünde derin izler bırakan, en ünlüleri Frigya’nın başkenti Gordion’da ve Eskişehir Frig vadisinde bulunan insan yapısı uygarlık anıtlarıdır.

Ankara’nın da engebeli olması dolayısıyla bu korunaklı sıradışı topoğrafyada her zaman tarihsel bir kültür katmanının işaretçisi olmuşlar, tarih boyunca yeni yerleşimi, kente varışı ve kent içi ulaşımı, Ankara’nın yerleşim olarak dereleri ve sularıyla nasıl ilişkilendiğini ve sınırlandığını, belirlemiş ve yönlendirmişler.

Bilindiği gibi tümülüsler, antik dönem ölü gömme geleneğinin maddi yansımaları olarak, dönemin önemli yönetici, kültürel önder, toplumsal ve sıradışı insanlarına bahşedilen gömü noktalarıdır.

Bu nedenle de arkeolojik açıdan önemlidirler çünkü ait oldukları dönemin kültür, günlük sosyal yaşam ve yönetim sistemleri konusunda derin bilgiler sunarlar. 2800 yıl öncesinin bu insan yapısı elemanları, bugün arkeolojik açıdan olduğu kadar mimari, coğrafi, inşai özellikleri açısından da büyük bilgi kaynağıdır. 1800’lerin başından itibaren istemsiz ya da rastlantısal biçimde seyyah çizim ve fotoğraf kayıtlarına geçen Ankara tümülüsleri, 1890’lı yıllarla birlikte kayda girmişler, Türkiye Cumhuriyeti ile 1923’ten başlayarak koruma altına alınmışlar.

İlgili Sitenin Haberleri