Haber Detayı

‘Hepimizin içinde uyuyan bir trol var’
Kelebek hurriyet.com.tr
07/02/2026 07:00 (4 saat önce)

‘Hepimizin içinde uyuyan bir trol var’

Yazar Doğu Yücel’in yeni kitabı ‘Trol’de Türkiye’nin ünlü oyuncularından biri sosyal medyada başlayan linç hareketinin hedefi oluyor. Yaşananlar oyuncunun kariyerini etkilemekle kalmıyor, hayatını adeta bir kâbusa dönüştürüyor. Yücel’le kitabını, trolleri, maskeli kahramanları konuştuk.

Güncel, merak uyandırıcı ve bir solukta okunuyor.

Doğu Yücel 9’uncu kitabı ‘Trol’de hem okuru klavye ba- şında nefret kusanlar konusunda düşündürüyor hem de iki erkeğin ego savaşı üzerinden bir toplum portresi çiziyor.

Trol kelimesi internette alaycı söylemlerle kasıtlı olarak insanlara rahatsızlık veren kişi anlamına geliyor.

Yücel’den kitabını ve romanda etrafında dolaştığı ‘dijital vicdan’, ‘rage bait (öfke yemi) kavramlarını dinledik.- Kitaplarına başlarken hep merak ediyorum ‘Nasıl muziplikler var, nerede ters köşe yapacak’ diye. ‘Trol’de okuru neler bekliyor?Sevindim, çünkü muzipliklere ve kurgunun sürprizli ilerleyişine çok kafa yoruyorum.

Hikâyemizin başrolünde ünlü bir dizi oyuncusu var; Kaan Balaban.

Beklemediği bir anda sosyal medyada linçleniyor ve bu linç hareketinin başındaki trolle aralarında psikolojik bir düello başlıyor.

Görünür adam, görünmez adama karşı...

Tuhaf, gergin, karakomik bir hikâye.- Kitabın başında trolün üç farklı tanımıyla karşılaşıyoruz...Kitaptaki trolümüz, kendini belli düşüncelere adayan fanatiklerden ya da partilerin güdümünde çalışan trollerden biri değil.

Bizimki fikirlerini özgürce dile getirmek için anonim bir hesap açmış, bağımsız takılıyor.

Yine de masum sayılmaz.

Hayatını ona buna sataşmaya, çoğunluğa ters fikirlerle ilgi çekip takipçi yakalamaya adamış.

Kitapta bir de içimizdeki trolden bahsediyorum.

Hepimizin içinde uyuyan bir trol olduğunu düşünüyorum.

Küçük bir tetiklenmeyle bir anda uyanabiliyor ve etrafımıza zarar verebilecek bir fikir ağzımızdan ya da klavyemizden çıkabiliyor.

Okuru içlerindeki trolle de yüzleştirmeye çalıştım.- Türk Dil Kurumu 2025’in kelimesi/kavramını ‘dijital vicdan’ olarak açıkladı.

İnsanlar gerçek hayatta sorumluluk almadıkları konularda sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle ‘vicdanlarını rahatlatma’ eğilimine giriyor ya da söyleyemediği sözleri dijital ortamda kolayca dile getiriyor...

Evet, Oxford Sözlüğü de ‘rage bait’i yani ‘öfke yemi’ni seçti.

Romanda bu kavramların etrafında dolaşıyoruz.

Dijital vicdan çok isabetli bir kelime seçimi.

Ağzımızı açamadığımız konularda edilgen hissetmemek için ‘beğen’ tuşuna basmak gibi absürt bir vicdan rahatlatma alışkanlığına kapıldık.

Bu da baskıcı iktidarların ekmeğine yağ sürdü tabii.

Diğer yandan sosyal medyada başka iktidar alanları da oluştu.

Bir uyanışı temsil eden Woke akımı (toplumsal konulara duyarlı, gerçeklerin farkında olan kişi) ile Woke karşıtları iki zıt otorite oldu. “Politik doğruculuk, çeşitlilik gibi kavramlar ne güzel oldu” diyorduk, sonra bu kavramların aşırı uçlarda yorumlanmasıyla bazılarının elinde baskı unsurlarına dönüştüğüne şahit olduk.- Kaan Balaban ‘Trolü besleme’ uyarılarına rağmen kendini tutamıyor.

Sen hiç sosyal medya lincine uğradın mı?

İki defa küçük çapta lince uğradım ve bu ruh halini biraz olsun yaşamam kitapta işe yaradı. ‘Film sinemada izlenir’ özetli bir zincirleme tweet yazmıştım, bir grup üstüme çullanmıştı.

Bir kere de istemeden başkasına yöneltilen bir linçte parmağım oldu, bu da beni çok üzmüştü.

Esaslı bir lince uğrarsam muhtemelen Kaan’ın hatasına düşerim, tek tek yanıt vermeye, saf saf karşı tarafı ikna etmeye çalışırım.- Trolün kimliğini açık etmeden gördüğü ilgi dikkat çekici...Herkes bir kahraman arayışında.

Kahramandan istedikleriyse adalet.

Kahraman ve adalet denince de akla maskeli süper kahramanlar, Zorro’lar geliyor. ‘Vigilante’ (kanuni yetkisi olmadan kendince düzeni sağlamak) kavramı yani.

O yüzden romanda en başta trol çoğunluğa sempatik geliyor.

Ünlü bir oyuncudansa ünsüz bir trolün tarafını seçiyorlar.

Ama sonra okuru bu kavgada kimi tutacaklarını bilemeyecekleri bir noktaya sürüklemeye çalıştım.

Sonunda da aslında her meselede madalyonun iki tarafı olduğunu fark etsinler istedim.- Kitapta da bahsi geçiyor, sence maskeler gerçek kimliğimizi gizlemek için mi var, yoksa kendimizi daha özgür ifade edebilmek için mi?Maske hep asıl olanı saklamanın metaforu olmuştur.

Oysa romanda trolün dediği gibi Antik Yunan’da tiyatro sahnesinde oyuncular yöneticileri özgürce eleştirebilmek için maske takıyorlardı.

Oscar Wilde’ın çok sevdiğim bir sözü var: “İnsan kendi adına konuşurken çok az kendisidir.

Ona bir maske verin, size gerçeği söyleyecektir.” Sosyal medyada anonim kimlikle var olanların bir kısmı özgürleşebilmek için maske takıyor.

Tabii maskeyi suçlarını örtmek için kullanan bir güruh da var.

Maske her türlü bence çok güçlü bir sanatsal imge.

Kitapta sıkça bahsi geçen şamanlardan günümüzün maskeli influencer’larına kadar çok etkileyici kullanımları var.

O yüzden maske kavramı ‘Trol’ü tamamlıyor.Belgeleme yöntemi- Güncel olaylar da romana sızıyor.

Sence toplumsal atmosfere temas etmek romanlara nasıl katkı sağlıyor?

Başka türlü bir edebiyatı hayal bile edemiyorum.

Bazen günümüzde ve burada geçen bir roman okuyorum ve “Nasıl yani, bu karakterler haberlere hiç mi bakmıyor” diye soruyorum.

Korku, bilimkurgu gibi fantazya çatısı altındaki türlerde yazdığım kitaplarımda bile o günün politik gelişmelerine dokunduruyordum.

Ama tabii kendini toplumcu gerçekçi tiyatroya adamış bir oyuncunun (Erkan Yücel) oğlu olmasaydım muhtemelen politik olayları kurgularıma bu kadar dahil etmeyebilirdim.

Bu açıdan şanslıyım.

Bence roman sanatı yakın geçmişi ve günümüzü belgelemenin farklı bir yöntemi olarak görülebilir.‘Mini diziye saklayayım...’- ‘Hayalet Kitap’ ‘Okul’ adıyla, ‘Kimdir Bu Mitat Karaman?’ ‘Mitat’ adıyla sinemaya uyarlanmıştı. ‘Trol’ için bir film düşüncen var mı?Çok isterim.

Hikâyelerimi, romanlarımı önce film tretmanı olarak yazıyorum. ‘Trol’de biraz mini dizi matematiği de var, hatta bazı olayları ‘Bu kitapta metni şişirebilir, mini diziye saklayayım’ diye düşünerek kenara ayırdım.

Ama tabii bir eserin filmleşmesi çok fazla parametreye bağlı.

Şans da onlardan biri.

İlgili Sitenin Haberleri