Haber Detayı
F1 tutkunlarının en çok şikayet ettiği 5 pist
Formula 1 her yıl dünyanın en iyi pilotlarını buluşturuyor ancak bazı pistler var ki, ne hıza ne de geçiş yapmaya izin veriyor. Miami’nin ışıltılı atmosferinden Monako’nun dar sokaklarına kadar, izleyicileri ekran başında uykusuz bırakan o meşhur noktaları inceledik.
Formula 1, dünyanın en hızlı araçlarını ve en yetenekli pilotlarını her yıl 24 farklı durakta bir araya getirerek motor sporlarının zirvesindeki yerini koruyor.
Ancak bu devasa gösterinin kalitesi, sadece otomobillerin hızına değil, bu hızın sergilendiği pistlerin yapısına da doğrudan bağlı.
Modern dönemde araçların birbirini yakından takip etmesini zorlaştıran aerodinamik engelleri aşmak için yeni kurallar devreye girse de, bazı pistler doğası gereği heyecanı öldürmeye devam ediyor.
Yarış tutkunları arasında yapılan anketler ve sosyal medya mecralarındaki tartışmalar, takvimdeki bazı noktaların “saf yarış ruhundan” uzaklaştığını ve sadece ticari kaygılarla orada tutulduğunu gösteriyor.
Özellikle beş pist, her yarış haftasında benzer eleştirilerin odağı haline geliyor.Formula 1’in son yıllarda Amerika’daki popülaritesini artırma çabasının bir meyvesi olan Miami International Autodrome, bu eleştirilerin en taze muhataplarından biri.
Hard Rock Stadyumu çevresine kurulan bu hibrit cadde pisti, kağıt üzerinde hızlı virajlar ve uzun düzlükler vaat etse de, stadyum çevresindeki kısıtlı alan nedeniyle akışkanlığını kaybediyor.
Yarışseverler tarafından sıklıkla “ruhsuz” olarak nitelendirilen bu pist, gerçek bir yarış mücadelesinden ziyade, şatafatlı bir gösteri sunmak için tasarlanmış gibi görülüyor.Katar’daki Lusail pisti de benzer bir tasarıma sahip.
Aslında bir MotoGP pisti olarak tasarlanan Lusail, motosikletlerin o bitmek bilmeyen uzun ve geniş virajlarında harika mücadelelere sahne olsa da, F1 araçlarının devasa yere basma kuvveti altında bu virajlar birer “takip kabusuna” dönüşüyor.
Araçlar buraları o kadar hızlı geçiyor ki, arkadaki sürücünün kirli havadan etkilenmeden atak yapması neredeyse imkansız bir hal alıyor.Orta Doğu’nun bir diğer durağı olan Abu Dabi’deki Yas Marina pisti ise 2009’dan beri sezon finaline ev sahipliği yapıyor.
Burada unutulmaz şampiyonluk mücadeleleri izlemiş olsak da, hayranlar bu heyecanın pistten değil, sadece ortadaki büyük ödülden kaynaklandığını savunuyor. 2021 yılında akışı düzeltmek adına yapılan pist değişiklikleri bile Yas Marina’nın Monza veya Silverstone gibi ikonik mekanların atmosferine yaklaşmasına yetmedi.İspanya'daki Barselona-Katalonya pisti ise bambaşka bir sorunla boğuşuyor. 1991’den beri takvimde olan ve her türlü viraj tipini barındırdığı için testler için ideal kabul edilen bu pist, yarış günü geldiğinde tam bir “strateji satrancına” dönüşüyor.
Sürücülerin birbirini geçemediği bu durağan yapı, Barselona yarışlarını bazen izlemesi zor birer sabır testine çeviriyor.Bu pistlerin arasındaki en tartışmalı ismin Monako pisti olduğu rahatlıkla belirtilebilir. 1950’den beri var olan bu efsanevi cadde pisti, Formula 1’in tarihini ve prestijini temsil ediyor.
Ancak modern araçların boyutları o kadar büyüdü ki, daracık Monte Carlo sokaklarında geçiş yapmak artık neredeyse imkansıza dönüşmeye başladı.
Cumartesi günkü sıralama turları Dünya’nın en heyecan verici birkaç dakikasını sunsa da, Pazar günü yarış genellikle tren vagonları gibi arka arkaya dizilen araçların tur tamamlamasından ibaret kalıyor.
Tarihsel mirası olmasa Monako’nun modern yarış dünyasında yer bulması imkansız görünse de, pilotlar için burada kazanmak hala kariyerlerinin en büyük hayali olmayı sürdürüyor.