Haber Detayı

Uzun yaşamanın sırrı spor salonunda değil, kanda mı gizli?
Güncel chip.com.tr
08/02/2026 16:44 (1 saat önce)

Uzun yaşamanın sırrı spor salonunda değil, kanda mı gizli?

Yeni bir araştırma, uzun yaşamın sanıldığından çok daha büyük ölçüde genlerimiz tarafından belirlendiğini gösteriyor. Kopenhag Üniversitesi’ne göre yaşam süresinin yüzde 55’i genetik mirasla şekilleniyor, yaşam tarzının etkisi ise düşünüldüğünden daha sınırlı.

Uzun ve sağlıklı bir hayatın anahtarını arayanlar için bilim dünyasından kafa karıştırıcı bir haber geldi.

Yıllardır düzenli egzersiz yapmanın, katı diyetler uygulamanın ya da zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın ömrü uzatan en temel faktörler olduğunu duyuyoruz.

Ancak Kopenhag Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırma, yaşam süresinin aslında büyük oranda genlerimizde yazılı olduğunu ortaya koyuyor.Şimdiye kadar yapılan çalışmalar, genetiğin ömür üzerindeki etkisini sadece yüzde 10 ila 30 arasında sınırlı bir payla açıklıyordu.

Geriye kalan büyük kısmın ise beslenme tarzı, kaza riskleri ve hastalıklar gibi çevresel faktörlere bağlı olduğu düşünülüyordu.

Yeni veriler ise bu dengeyi kökten değiştirerek genetiğin payını yüzde 55 seviyesine çıkarıyor.Araştırmanın yazarları Daniela Bakula ve Morten Scheibye-Knudsen, bu sonucun oldukça kritik bir anlam taşıdığını belirtiyor.

Eğer yaşam süresi büyük ölçüde genetik olarak önceden belirlenmişse, yaşam tarzına yönelik müdahalelerin yaşlanma hızı üzerindeki etkisi sanılandan çok daha kısıtlı kalıyor.

Öte yandan, genetiğin bu kadar baskın bir rol oynaması, yaşlanma sürecini genetik yaklaşımlarla anlamaya çalışan bilimsel çabaları çok daha anlamlı ve haklı bir noktaya taşıyor.İstatistikler ve evrimsel mirasİngiltere gibi ülkelerde son birkaç yüzyıldır ortalama yaşam süresi istikrarlı bir şekilde artış gösteriyor.

Ancak “sağlıklı yaşam beklentisi” verilerine bakıldığında, erkekler için bu sürenin 61,5, kadınlar için ise 61,9 yıl civarında olduğu görülüyor.

Kopenhag ekibi, neden bazı insanların diğerlerinden çok daha uzun yaşadığını anlamak için geçmişteki hatalı verileri ayıklayarak işe başladı.

Eski çalışmaların, sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu ve salgın hastalıkların kol gezdiği dönemlere ait kalitesiz verileri kullandığını fark eden araştırmacılar, bu kez ikizler üzerine odaklanan çalışmalara yoğunlaştı.

Kazalar veya bulaşıcı hastalıklar gibi dış faktörlerden kaynaklanan ölümler azaldığında, genlerin yaşam süresi üzerindeki belirleyici rolü çok daha net bir şekilde gün yüzüne çıktı.Uzmanlara göre bu yeni bulgular, bilişsel işlevler ve metabolizma hızı gibi diğer karmaşık özelliklerin de yüzde 50 oranında kalıtsal olmasıyla tam bir uyum sergiliyor.

Araştırmacılar, insanın yaşlanma hızının evrimsel süreç boyunca titizlikle optimize edilmiş olabileceğini düşünüyor.

Bu durum, uzun yaşamla ilişkili genetik varyantları ve yaşlanmayı düzenleyen biyolojik yolları incelemenin önemini bir kez daha kanıtlıyor. 

İlgili Sitenin Haberleri