Haber Detayı

İki 7.3 ne yapar? İstanbul ve Marmara bölgesi tamamen korunmasız...
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
09/02/2026 04:00 (3 saat önce)

İki 7.3 ne yapar? İstanbul ve Marmara bölgesi tamamen korunmasız...

Siz okumaktan bıkmış olabilirsiniz ama biz yazmaktan bıkmadık.

Siz okumaktan bıkmış olabilirsiniz ama biz yazmaktan bıkmadık.

Deprembilimciler konuşmasa, biz de yazmasak oh ne âlâ mualla her şey güllük gülistanlık olacak ve kimsenin de psikolojisi bozulmayacak.

Önlem yok, para harcamak yok, vur patlasın çal oynasın.

Deprem Marmara’yı derin ve sert vurursa da artık bizden sonrakiler düşünsün ne halt edeceklerini...

Sodom ve Gomora aklıma geldi.

Hayır abartmak istemiyorum.

Bunları bilir misiniz?

Tanrı işlenen büyük günahların (erkekler kendilerine gelen erkek meleklerle bile cinsel ilişki istiyor!) Eski Ahit Yaratılış kitabında bu iki kentin Tanrı’nın gazabı sonucu yok edildiğini söyler.

Tekvin’de iki kentin “işledikleri günahlardan ötürü gökyüzünden yağan ateşle yok edildiği” anlatılır.

İKİ PARÇALI GÖKTAŞI Wikipedia’ya bakıyorum: “Bu iki kentin, daha önceleri İsrail’deki Şeria Irmağı’ndan Doğu Afrika’da Zambezi Irmağı’na uzanan Büyük Rift Vadisi ’nde milattan önce 1900’de meydana gelen bir depremle yok olduğu düşünülüyordu” .

Bu depremde 70 bin kişi ölmüş...

Bu büyük transform fayı ki kuzey ucu Ölü Deniz (Lut Gölü) üzerinden Antalya’ya uzanır ve 6 Şubat depremi bu kuzey kolunun kırılmasıyla kenti yerle bir etti.

Fakat merak bilimcileri esir alınca araştırıldı ve bölgeye büyük bir göktaşının düşmesiyle bu iki kentin yok olduğu anlaşıldı. “Göktaşının büyük büyük parçası Lut Gölü’ne, nispeten daha küçük olan diğer parça Sodom şehrinin tam üzerine düşüyor.

Tekvin’deki, gökyüzünden yağan ateşle yok edildiği saptaması ise doğru, tabii, söylenceler dilden dile gelmiş ve Tekvin’e Tanrı’nın gazabı olarak girmiş.” “Çarpışmanın bir kanıtı, Lut Gölü’ne çarpan göktaşının roid’in gölden kaldırdığı ve tüm çevreye saçtığı tuzların tüm bölgeyi 700 yıl kadar verimsiz bıraktığına dair arkeolojik izlerdi” .

Şehrin üzerine düşen göktaşı parçasının kanıtı ise Sodom Sarayı’nın hemen güneybatı tarafındaki yamaçta uydudan saptanan krater ve çevresindeki araştırmalardı.

YERALTINDAKİ CANAVAR Marmara’yı, İstanbul başta, çevre illeri ile birlikte 25 milyon kadar insanı tehdit eden “Sodom/Gomora” olayı ise gökten değil, denizin altından gerçekleşecek. (Tabii bir büyük göktaşı olasılığı küçük de olsa her zaman her yerde mevcut.) Yeraltındaki canavarın uyanışının en geç 30-50 yıla kadar gerçekleşeceğine ilişkin öngörüler var.

Yahu 1999 depremini tabii ki unuttuk.

Ölen ölür, kalan sağlar yaşar. 53 bin insanın öldüğü ve yaşayanların ve (ölenlerin) feryatlarının hâlâ yeri göğü inlettiği 11 kenti etkileyen 7.7 ve7.6 büyüklüklerinde 6 Şubat depremlerini de mi unuttuk?

Marmara’da nasıl kükreyeceği konusunda bilinmezliklerin hüküm sürdüğü ve türlü senaryoların etrafa yayıldığı canavara, anladığım kadar güven sonsuz.

Onu, başını okşayarak, kardeşim az ve etkisiz kükre sözlerini kulağına üfleyip durarak sakinleştirmeye çalışanlar var.

O psikologlar hem fay hem de İstanbullular üzerinde psikolojik tedavi uygulamalarını sürdürüyorlar.

Her ikisine de iyi uykular!

İKİ 7.3 NE YAPAR?

Marmara altındaki fayın dinamiklerini tam kestirmek olası değil.

En son burada yazdığım ve Herkese Bilim Teknoloji dergisinde ayrıntılarıyla kapak yaptığım araştırmada, Güney Kaliforniya Üniversitesi Yerbilimleri’nden Dr.

Sezim Ezgi Güvercin ve danışmanı Prof.

Dr.

Sylvain Barbot’nun vardıkları sonuç şuydu : Marmara’daki fay, muhtemelen parçalar halinde kırılacak ve maksimum deprem büyüklükleri en çok 7.3’e ulaşacak.

İki adet mesela 7.3 doğrusu iyi iş yapar Marmara’da!

Bilimcilerin ağzı torba değil, beyinlerine de zincir vuramazsınız ama bazıları diyecek ki yahu bi susun kardeşim ortalığı (fayları da!!!) kışkırtıp durmayın.

Suç deprembilimcilerde, onlar rahat dursalar, biz de bu konuyu yazmayız...

İstanbul’un seçilmiş sahibi Silivri’de, bir nedeni de deprem açısından bakarsak iktidarın İstanbul’u daha çok yaşanmaz kılan projelerine karşı çıkmasıdır, derim.

Çoklu bir gerekçe ile içeride.

İktidar, acımasız bir kumarla, imar affı ile kasasını doldururken evi başına yıkılacak olanlar da koşa koşa oyunu veriyor.

Kısa vadeli maddi çıkarının bedelini nasıl ödeyeceği umurunda değil. “O zaman düşünürüz”.

Fırsat bulursa tabii.

İktidar kentsel dönüşüm yasalarıyla adeta tüm sorumluluğu milletin sırtına yıkmış durumda.

En son evlerin yıkılmasını kolaylaştırıcı kararlar almış.

Deprem vurursa diyecek ki biz yıkın ve yeniden yapın dedik, şimdi başınızın çaresine bakın...

Öyle mi!?

Mahalle mahalle, bölge bölge, ilçe ilçe ev gibi görünen kâğıttan kaplanların nasıl yere serildiğini görmeyiz inşallah.

Depremden sonra konuşmak kolay...

Önemli olan depremden önce konuşmak değil mi...

Değil, bizler boşluklara yazarız hep...

İlgili Sitenin Haberleri