Haber Detayı

Özel-Özarslan kavgasının perde arkası
Gündem ahaber.com.tr
10/02/2026 06:59 (4 saat önce)

Özel-Özarslan kavgasının perde arkası

Siyasette bazı koltuklar vardır; oturanı büyütür. Bazıları da oturanı küçültür. Özgür Özel'in CHP Genel Başkanlığı serüveni, ikinci kategoriye doğru hızla yol alıyor. Hukuken tartışmalı bir durum olmayabilir; ama siyaset yalnızca kanun maddelerinden ibaret değil. Vicdanın, dilin, üslubun ve...

Siyasette bazı koltuklar vardır; oturanı büyütür.

Bazıları da oturanı küçültür.

Özgür Özel'in CHP Genel Başkanlığı serüveni, ikinci kategoriye doğru hızla yol alıyor.

Hukuken tartışmalı bir durum olmayabilir; ama siyaset yalnızca kanun maddelerinden ibaret değil.

Vicdanın, dilin, üslubun ve karakterin sınandığı bir alan.

Son günlerde yaşananlar gösterdi ki mesele artık 'parti içi kriz' olmanın çok ötesine geçti.

Bir genel başkanın dili, toplumun nabzını düşürmek için vardır; tansiyonu yükseltmek için değil.

Oysa gördüğümüz manzara, öfkesini kontrol edemeyen bir siyasetçinin kendi gölgesiyle kavgasına benziyor.

UTANDIRAN KÜFÜRLÜ SÖZLER Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın parti değiştireceği söylentileri yeni değildi.

Türkiye siyasetinde adres değiştirmek, hava durumu kadar olağan.

Ama asıl mesele, buna verilen tepkinin biçimi.

Bir genel başkanın, gece yarısı refleksiyle yazdığı iddia edilen mesajlar, siyaset literatürüne 'Nasıl olmamalı' başlığı altında girecek türdendi.

Kullanıldığı söylenen kelimeleri tekrar etmek bile insan utandırıyor ve gerek yok; zaten o sözler sahibinden çok makamı utandırdı.

Sokrates, 'Dil bozulursa ruh bozulur' der.

Belli ki bazı ruhlar, sözlükle kavga hâlinde.

YALANLA SİYASET YAPILMAZ Özgür Özel'in adı son dönemde hizmet projelerinden çok 'inkâr seanslarıyla' anılıyor.

Gazeteci Enver Aysever'le yaşanan polemik bunun en görünür örneğiydi.

Meydanlarda 'Yok böyle bir şey' diye yükselen ses, birkaç gün sonra belgelerin fısıltısı karşısında kısılıverdi.

Siyasette yalan söylemek mümkündür; ama yalanla siyaset yapmak uzun sürmez.

Çünkü gerçek, inatçı bir misafirdir.

Kapıyı çalmadan girer. 400 BELEDİYE, SIFIR HİZMET CHP yerel seçimlerde tarihi bir başarı kazandı.

Ama bu başarı, hizmet ve huzur getirmedi.

Tam tersine; peş peşe gelen istifalar, iktidar partisine yönelen belediye başkanları, 'Bir şeyler ters gidiyor' tabelası gibi asılı duruyor.

Bunu sadece 'siyasi operasyon' diyerek geçiştirmek, yangına parfüm sıkmakla aynı etkiyi yapar.

Asıl soru şu: Eğer belediyelerde anlatıldığı kadar kusursuz bir tablo olsaydı, insanlar kapıyı bu kadar kolay çeker miydi?

Hizmet memnuniyeti olan yerde kaçış değil, sahiplenme olur.

ÖZARSLAN'IN HAKLI ÖFKESİ Keçiören Belediye Başkanı'nın yaptığı açıklamalar, tartışmayı başka bir noktaya taşıdı.

Ailesine yönelik ifadeler karşısında duyduğu öfkeyi açıkça dile getirdi ve hesabını soracağını söyledi.

Bir siyasetçinin, rakibini eleştirmesi normaldir.

Ama rakibinin annesini, babasını tartışmaya sokması normal değildir.

Siyaset, mahalle kavgası değil, devlet terbiyesidir.

CHP BU DİLE MECBUR MU?

Bir genel başkan düşünün; günü hakaretle başlasın, inkârla bitirsin.

Başarı hikâyesi anlatmak yerine sürekli 'Beni yanlış anladılar' desin.

Böyle bir tabloya başarı denmez, savrulma denir.

Türkiye'nin ana muhalefet koltuğu, öfke terapisi yapılacak bir yer değil.

Topluma güven aşılayacak bir kürsüdür.

Oradan yükselen ses, hakaret değil umut olmalıydı.

Bugün gelinen noktada mesele Özel mi, Özarslan mı sorusundan daha büyük: Bu siyaset dili kime yakışıyor?

Kime fayda sağlıyor?

Ve en önemlisi...

Türkiye ve CHP buna mecbur mu?

İlgili Sitenin Haberleri