Haber Detayı

Devşirme bir film: Çanakkale geçilmez
Burçak evren aydinlik.com.tr
11/02/2026 00:00 (3 saat önce)

Devşirme bir film: Çanakkale geçilmez

Devşirme bir film: Çanakkale geçilmez

Mehmet Rauf Sirman ve Cemal Ahmet Pekin ortaklığındaki Opera Film, 1931 yılında İngilizlerin yenilgisiyle sonuçlanan Gelibolu Savaşlarını konu edinen Tell England filmini satın alırlar.

Gerçekçi savaş sahneleri ve de anti-militarist söylemi ile benzeri savaş filmlerinden farklılıklar gösteren film, sonrasında bu türdeki birçok filmin esinlendiği örnek bir çalışma olmuştur.

Ernest Raymond’un 1922’de yayınlanan Tell England: A Study in a Generation (İngiltere’ye Söyle: Bir Kuşak Üzerine Çalışma) kitabından 1931’de Anthony Asquith ve Geoffrey Barkas tarafından sinemaya aktarılan filmin senaryosu, Anthony Asquith tarafından yazılır.

Hem eser sahibi hem de her iki yönetmen kişisel olarak Çanakkale Muharebesi ile ilgili deneyimleri bulunan kişilerdir.

Ernest Raymond ve Geoffrey Barkas, Çanakkale Muharebesi’ne bizzat katılmış birer savaş gazileridir.

Anthony Asquith ise Çanakkale Muharebeleri sırasında İngiltere Başbakanı olan Hubert Herbert Asquith’in oğludur.

Filmin oyuncuları arasında başta Carl Harbord (Edgar Doe), Tony Bruc Rupert Ray), Fay Compton (Mrs Ray), Dennis Hoey (Padre), C.

M.

Hallard Colonel), Frederick Lloyd (Captain Harding) olmak üzere dönemin birçok ünlü oyuncusu yer alır.

Sessiz olarak çekilen film sonrasında Welwyn Stüdyoları’nda seslendirilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde Gelibolu Savaşı adıyla gösterime giren filmin savaş sahnelerinin büyük bir kısmı Gelibolu yerine Malta adasında çekilir.

Film, Kensing Koleji’nden mezun olduktan sonra askeri okula kayıt olan ve mezun olduktan sonra da Gelibolu’ya giden iki genç subayın başından geçen olaylar anlatılır.

Gerçekçi savaş sahneleri ve de anti militarist söylemi ile dikkatleri çeken film, sonrasında bu türdeki birçok filmin esinlenme kaynağı olmuştur.

İngiltere’deki ilk gösterimi 1931 yılının Mart ayında olan Tell England filminin Türkiye’deki ilk gösterimi 20 Kanunusani (Ocak) 1932’de Beyoğlu’ndaki Opera ve Artistik sinemalarında Çanakkale 1914-1916 adıyla olur.

Ancak filmin Türkiye’deki gösteriminin bir farklılığı vardır.

Film, Türkiye’de orijinal haliyle değil, belki de  dünyada benzerine çok az rastlanması mümkün olan bir işlemden geçerek “millileştirilmiş” olan versiyonuyla girer.

Sonraları sinema literatürümüze “Düzmece Filmler” ya da “Çakma Filmler” adlandırılmasıyla giren bu “millileştirme” işlem/yöntemi sonrasında kimilerine göre bir modanın, ama daha çok da tecimsel amaçlara yönelik bir eğilimin ilk örneği olur.

Film ek senaryo desteğiyle eklenen sahnelerle bir çeşit “millileştirilerek” Günler öncesinden yapılan tanıtımlar sonucunda 20 Kanunusani (Ocak) 1932’de “Türkiye sinemacılığında bir tevakkuf noktası” sloganıyla Beyoğlu’ndaki Opera ve Artistik sinemalarında gösterime sokulur.

Basın ilanlarında “Tarih ve romanlardan muktebes (alıntı) hiçbir vakit sesli ve sözlü büyük harp filminde mevcut hakikati görmeye muvaffak olamazlar” denilen film için Fatih ve Maçka’dan saat 8’den itibaren her beş dakikada bir tramvay kaldırılır, ayrıca seanslar bittikten sonra sinemalar önünde tramvaylar bu semtlere gitmek üzere hazır bulunurlar.

Çanakkale filminin ikinci gününde izleyenler arasına Gazi de katılır.

Gazi; 22 Kanunusani (Ocak) Cumartesi günü maiyeti ile birlikte sinemaya gelerek kendisine ayrılmış localarda filmi izler.

Film gösterime girdikten sonraki ilk eleştiri yazısı ise Cumhuriyet gazetesinin sinema sayfasında yayınlanır.

İmzasız yayınlanan yazı, “Çanakkale filmini görmeye giderken doğrusunu söyleyeyim, oldukça bedbindim.

İngilizlerin, Türk kahramanlığının en yüksek bir misali olan bu şecaat ve hamaset destanının muhtelif sahnelerini az çok kendi lehlerine tebdil etmiş olduklarını ve bizimkilerin de ilave ettikleri parçalarda bu propagandaya mukabele etmeye çalıştıklarını zannediyordum” diye başlar ancak filmi seyrettikten sonra çok yanıldığını söyleyerek  “Çünkü İngilizler Türklerin bu tarihi celadet menkabesini hiç tahrif etmeden olduğu gibi filme çekmişler, bizimkiler de çok mütevaziane ve mahviyetkarane kısımlar eklemişler. “ der.

Filmin eleştirisinde ayrıca İngilizlerin bu filmde gösterdiği dürüstlüğün “Sırf hakikat muhabbetinden” ve bizim lehimize bir kordela yapmak temayülünden ileri gelmediğini bu filmin İngilizlerin İngiltere hükümetine karşı aşikâr bir şikayeti bir  sitemi olduğunu söyler.

İlk kez bu filmle başlayan “Devşirme Film” modası, sonrasında birkaç filmle sürdürülür.

Ancak bu tür “millileştirme”, dönemin basınında sert eleştiriler alınca son bulur.

Yıllar sonra 70’li yılların ortalarında bir salgın haline gelen seks güldürülerinde bu kez farklı amaçlar doğrultusunda, ilkinden biraz değişik bir şekilde kullanıma sokulur.

Ancak bu dönemde de ömürleri pek fazla olmaz.

İlgili Sitenin Haberleri