Haber Detayı
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar
Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.
Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.
Yaklaşık 172 milyonluk nüfusu ve son on yılda ortalama yüzde 6 civarında seyreden büyüme performansıyla Bangladeş, küresel üretim ağlarında giderek daha görünür bir aktör haline gelmiş durumda.
Özellikle hazırgiyim sektöründe dünyanın önde gelen ihracatçı ülkeleri arasında yer alan Bangladeş, Çin sonrası dönemde üretim hatlarının çeşitlenmesi arayışında olan küresel şirketler için önemli bir alternatif üretim merkezi konumunda bulunuyor.
Bu nedenle seçim süreci, yalnızca sandıktan çıkacak sonuçlar açısından değil; tedarik zincirlerinin yönü ve yatırım kararları bakımından da dikkatle izleniyor.
HASİNA DÖNEMİ VE KIRILMA ANI Bangladeş, 2009’dan bu yana Şeyh Hasina tarafından yönetildi. 15 yıllık bu dönem, ekonomik büyümenin sürdürülmesiyle birlikte siyasi alanın giderek daraldığı, muhalefetin baskılandığı ve kurumların merkezileştiği bir yönetim modeliyle şekillendi.
Dışarıdan bakıldığında “istikrar” olarak tanımlanan bu yapı, içeride artan toplumsal gerilim ve temsil krizini biriktirdi.
Bu birikim, sonunda siyasi kırılmaya dönüştü.
Hasina’nın devrilmesi ve ülkeyi terk etmesiyle Bangladeş, uzun süredir bastırılan geçiş meselesiyle doğrudan yüzleşmek zorunda kaldı.
GEÇİŞİ TUTAN EL Bu kırılmanın ardından devreye giren isim Dr.
Muhammed Yunus oldu.
Yunus’un rolü, yeni bir siyasi düzen kurmaktan ziyade, çöken güven ortamını onarmak ve ülkeyi yeniden seçimlere taşıyacak ara geçiş sürecini yönetmek olarak şekillendi.
Uluslararası itibarı, teknokrat kimliği ve parti siyasetinin dışında konumlanması, Yunus’u hem içeride tansiyonu düşüren hem de dış dünyaya “kontrollü geçiş” mesajı veren bir figür haline getirdi.
Bu nedenle Yunus dönemi, Bangladeş için bir yön tayininden çok, nefes alma ve yeniden kurumsallaşma aralığı olarak okunmalı.
GEÇİŞTEN SONRAKİ SİYASET Asıl siyasi rekabet ise geçişin ardından başlayacak.
Bu noktada Tarique Rahman, Hasina sonrası dönemin en güçlü siyasal aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uzun süredir ülke dışında bulunan Rahman, muhalefetin yeniden siyasal alan kazanması ve rekabetin normalleşmesi beklentilerinin taşıyıcısı konumunda.
Rahman faktörü, sert bir kopuştan ziyade, siyasi çoğulculuğun yeniden inşa edilmesi ve kurumsal siyasetin geri dönmesi ihtimali üzerinden değerlendiriliyor.
Bu beklentinin karşılık bulup bulmayacağı ise seçim sonrası dönemde kurulacak siyasi mimariye bağlı olacak.
REKABETİN MERKEZİNDEKİ EKONOMİ Tüm bu siyasi geçiş süreci, Bangladeş’in küresel ekonomi içindeki konumunu daha da kritik hale getiriyor.
Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında altyapı ve enerji yatırımlarını sürdürürken Hindistan açısından Bangladeş hem güvenlik hem de ticaret boyutuyla stratejik bir komşu olmayı sürdürüyor.
ABD ve Avrupa Birliği ise Bangladeş’i, Çin’e alternatif üretim merkezlerinden biri olarak konumlandırıyor.
Vietnam, Endonezya ve Malezya gibi üretim merkezleriyle birlikte düşünüldüğünde, Bangladeş’in Asya üretim ağlarındaki yeri artık yapısal bir nitelik taşıyor.
Ancak bu konumun korunması, doğrudan siyasi öngörülebilirliğe bağlı.
TÜRKİYE VE BÖLGE İÇİN FIRSATLAR Türkiye ile Bangladeş arasındaki ticaret hacmi 2024 itibarıyla yaklaşık 1.3 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda.
Türkiye’nin Bangladeş’e ihracatı 400 milyon doların üzerinde, Bangladeş’ten ithalatı ise 850 milyon dolar civarında seyrediyor.
Bu tablo, ilişkilerin büyüdüğünü ancak hâlâ derinleşmeye açık olduğunu gösteriyor.
Bangladeş’in toplam ihracatı 55 milyar dolar, ithalatı 65 milyar dolar seviyesinde.
İhracatın yüzde 80’inden fazlası hazırgiyim sektöründen geliyor ve bu alan tek başına 40 milyar doların üzerinde bir hacim yaratıyor.
Bu yapı, Türkiye açısından tekstil yan sanayi, makine, ekipman, kimya, inşaat malzemeleri ve mühendislik hizmetleri gibi alanlarda ciddi fırsatlar barındırıyor.
Bangladeş’in 2026 sonrasında en az gelişmiş ülkeler statüsünden çıkacak olması, Türkiye için klasik ihracatın ötesinde yerel üretim ve ortak yatırım modellerini de daha anlamlı hale getiriyor.
Bu da Bangladeş’i yalnızca bir pazar değil, Asya üretim dengelerinde stratejik bir ortak olarak öne çıkarıyor.
ASIL SORU SEÇİMDEN SONRA Bangladeş bugün bir seçimden çok, bir yeniden kurulum eşiğinde.
Hasina dönemi kapandı.
Yunus’un yönettiği geçiş süreci sona ererken, ülkenin önünde yeni bir siyasal ve ekonomik çerçeve şekilleniyor.
Temel soru artık şu: Bangladeş, bu geçişi kalıcı bir siyasi normalleşmeye ve sürdürülebilir bir üretim ortamına dönüştürebilecek mi?
GÖZDE DİZDAR ASYA PASİFİK ULUSLARARASI MERKEZ DEMOKRATLAR (CAPDI) BAŞKAN YARDIMCISI