Haber Detayı

Irak’ta başbakanlık çıkmazı! Krizin düğümünü ABD atıyor
Gündem aydinlik.com.tr
15/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Irak’ta başbakanlık çıkmazı! Krizin düğümünü ABD atıyor

Irak’ta başbakanlık süreci, ABD’nin tehditleri ve Bağdat’tan gelen restler sonrası çıkmaza girdi. Irak Hükûmeti süreci ‘iç mesele’ olarak tanımlasa da Amerika’nın yaptırım araçları Bağdat’ın adım atmasını zora sokuyor

Irak’ta başbakanlık süreci, ABD’nin art arda gelen açıklamaları ve Bağdat’tan verilen mesajlar eşliğinde belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Nuri el-Maliki’nin yeniden başbakan olmasına karşı açık uyarılarda bulunmasının ardından, Irak Hükûmeti süreci “iç mesele” olarak tanımlasa da Washington’dan gelen mesajların “ciddiyetle ele alındığı” vurgulanıyor.

Tartışmalar, Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde de yeni gerilimlere yol açmış durumda.

BAĞDAT: İÇ MESELE AMA… 13 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda basına konuşan Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Irak’taki güncel gelişmelere ilişkin açıklamalar yaptı.

Maliki’nin adaylığının “iç ve anayasal bir mesele” olduğunu belirten Hüseyin, “Irak, Maliki’nin atanmasına ilişkin ABD’den gelen işaretleri ciddiyetle ele alıyor.” ifadelerini de sözlerine ekledi.

TRUMP TEHDİT ETMİŞTİ Trump, son günlerde yaptığı açıklamalarda Irak’ta yeni bir başbakan atanması meselesini yakından izlediklerini belirterek, “Irak’ta yeni bir başbakanın atanmasını bekliyoruz.

Ne olacağını göreceğiz.

Bu konuda bazı fikirlerimiz var; ancak nihayetinde herkesin ABD’ye ihtiyacı var.” ifadelerini kullandı.

Trump, daha önce Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda da Maliki’nin yeniden göreve gelmesini “izin verilmemesi gereken bir durum” olarak nitelendirmiş, Maliki’nin önceki görev döneminde Irak’ın “yoksulluk ve kaosa sürüklendiğini” ileri sürmüştü.

Trump, Maliki’nin yeniden başbakan olması hâlinde ABD’nin Irak’a desteğini keseceği uyarısında da bulunmuştu.

Trump’ın açıklamalarının ardından ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili de Washington’un Irak’a yönelik politikasının “İran destekli milislerin etkisinin azaltılması, devlet kurumlarında İran nüfuzunun sınırlandırılması ve ABD ile güçlü ekonomik ortaklıkların geliştirilmesi” gibi başlıklara dayandığını açıklamıştı.

WASHINGTON’UN KURDUĞU FİNANSAL MEKANİZMA ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesinin ardından, ülkenin petrol gelirlerinin yönetimine ilişkin özel bir finansal mekanizma oluşturuldu.

Bu kapsamda Irak Kalkınma Fonu (Development Fund for Iraq-DFI) kuruldu ve Irak’ın petrol ile doğal gaz satışlarından elde edilen gelirler bu fon üzerinden yönetilmeye başlandı.

Söz konusu gelirler, ABD Merkez Bankasının New York şubesinde (New York Federal Reserve) tutulan hesaplara aktarılıyor.

Irak’ın petrol satışlarından elde ettiği gelirlerin uluslararası dolaşımı, bu hesaplar üzerinden gerçekleştiriliyor.

Böylece Irak’ın döviz gelirleri, ABD finans sistemiyle doğrudan bağlantılı bir yapı içinde işlem görüyor.

Bu mekanizma kapsamında Irak Merkez Bankasının uluslararası dolar işlemleri, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından izlenen ve denetlenen bir çerçevede bulunuyor.

OFAC, “kara para”, “terör finansmanı”, “yaptırım ihlali” ve “İran’la işlem” gibi gerekçelerle bankacılık işlemlerini durdurma veya sınırlama yetkisine sahip.

Irak ekonomisi, petrol satışlarının dolar üzerinden yapılması ve uluslararası ödemelerin büyük ölçüde ABD finans sistemi aracılığıyla yürütülmesi nedeniyle, dolar transferlerine bağımlı bir yapı içinde bulunuyor.

Bu çerçevede Irak bankalarının New York Fed nezdindeki hesapları, dış ticaret ve döviz akışı açısından kritik önem taşıyor.

Son yıllarda ABD, bu mekanizma üzerinden Irak bankacılık sistemine yönelik çeşitli kısıtlamalar uyguladı.

SUDANİ GELDİĞİNDE KULLANMIŞLARDI Özellikle 2022-2024 döneminde, bazı Irak bankalarının New York Fed hesapları kapatılmış, dolar ihalelerine erişimleri sınırlandırılmış ve uluslararası para transferlerinde ek denetimler devreye sokulmuştu.

Bu süreçte Bağdat’ta döviz piyasasında dalgalanmalar yaşanırken Irak dinarı değer kaybetmiş, bunun üzerine de Washington’la yoğun temaslar yürütülmüştü.

Iraklı yetkililer, söz konusu dönemde ABD’ye heyetler göndererek bankacılık işlemlerinin normalleştirilmesi için girişimlerde bulunmuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dört gün önce CNN Türk’e verdiği röportajda, “Amerika’nın Irak üzerinde yönlendirme ve yaptırım aracı var.” ifadelerini kullanarak bu mekazinmayı hatırlatmıştı.

MALİKİ GERİ ADIM ATMIYOR Hukuk Devleti Koalisyonu Lideri Maliki, ABD’nin uyarılarına rağmen adaylıktan çekilmeye niyeti olmadığını belirten açıklamalar yaptı.

Maliki, Trump’ın kendisi hakkındaki değerlendirmelerinin “üç ülke ve bazı iç aktörler tarafından yönlendirildiğini” savunarak, “Bu paylaşımın burada yazıldığını duydum ama henüz emin değilim.” dedi.

Maliki, adaylığının Irak’a yönelik ekonomik yaptırımlara yol açmayacağını öne sürerken, Şii Koordinasyon Çerçevesi içindeki çoğunluğun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilebileceğini de söyledi.

Maliki’nin son olarak “silahın yalnızca devletin elinde toplanması gerektiği” yönündeki açıklamaları ise Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde yeni bir tartışma başlattı.

Maliki, “Irak halkı uzun yıllar savaş ve şiddetten acı çekti.

Hukukun üstünlüğü, silahın devlet tekelinde olması ve başkomutanın emrinde tek bir ordunun varlığı istikrarlı bir devletin temelidir.” ifadelerini kullandı.

İTTİFAKTA DA TARTIŞMALAR VAR Bu açıklamaya Koordinasyon Çerçevesi içinden farklı tepkiler geldi.

Asaib Ehl-i Hak Lideri Kays el-Hazali, “Kaim ortaya çıkana kadar kalıcı Haşd!” (Şii inancında Mehdi’nin zuhuru gerçekleşene kadar Haşdi Şabi’nin varlığını sürdürmesi gerektiğini savunan slogan) ifadesini kullanırken, bazı milletvekilleri de Haşdi Şabi’ye destek vurgusu yaptı.

Koordinasyon Çerçevesi, 24 Ocak’ta yaptığı toplantının ardından Maliki’yi başbakan adayı olarak ilan etmişti.

Ancak bu karar, ittifak içindeki tüm bileşenlerin mutabakatıyla alınmadı.

Asaib Ehl-i Hak, Nasr Koalisyonu ve Hikmet Hareketi başta olmak üzere bazı Şii siyasi gruplar, Maliki’nin adaylığına mesafeli yaklaştıklarını ortaya koydu.

Söz konusu gruplar, adaylığın ittifak içinde “çoğunluk kararıyla” şekillendiğini vurgularken, sürecin uzlaşı yerine dayatmaya dönüştüğünü ileri sürdü.

CUMHURBAŞKANLIĞI DA BELİRSİZ Başbakanlık tartışmaları sürerken, Irak Meclisi’nde cumhurbaşkanı seçimine ilişkin oturumlar da sonuçsuz kaldı. 1 Şubat’ta yapılması planlanan oturum, yeterli milletvekili sayısına ulaşılamadığı gerekçesiyle ertelenirken, aynı nedenle 27 Ocak’ta da Meclis toplanamamıştı. 2003 sonrası siyasi dengeye göre cumhurbaşkanlığı makamının Kürt partiler arasında paylaşıldığı Irak’ta, Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği arasındaki anlaşmazlıklar da sürecin tıkanmasında etkili oldu.

Cumhurbaşkanının seçilememesi, Anayasa gereği başbakanın görevlendirilmesini de geciktirirken, Bağdat’taki siyasi belirsizlik derinleşti.

Koordinasyon Çerçevesi içindeki görüş ayrılıkları ve Meclis’teki kilitlenme, başbakanlık sürecinin yalnızca aday ism etrafında değil, genel siyasi denge ve ittifak ilişkileri üzerinden şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu.

Bu süreçte ABD’nin Irak Özel Temsilciliği görevine, aynı zamanda Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack’ın getirilmesi de dikkat çekti.

Bağdat’ta süren siyasi krizin ortasında gelen bu görev değişikliği, Washington’un Irak dosyasını daha yakından takip edeceği yönünde yorumlandı.

ERDOĞAN VE SUDANİ TELEFONDA GÖRÜŞTÜ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile telefonda görüştü.

Görüşmede Türkiye ile Irak arasındaki ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.

Yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Irak’la ticaret başta olmak üzere birçok alanda ilişkileri geliştirmek için adım atmayı sürdüreceğini ifade etti.

Erdoğan, iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesinin ortak çıkarlar açısından önem taşıdığını vurguladı.

Görüşmede, terörle mücadele konusu da gündeme geldi.

Cumhurbaşkanı, bu alanda işbirliğinin artırılmasının hem Türkiye hem de Irak’ın güvenliği açısından fayda sağlayacağını belirtti.

Telefon görüşmesinde taraflar, mevcut temasların sürdürülmesi ve ilişkilerin karşılıklı anlayış temelinde ilerletilmesi konusunda mutabık kaldı.

İlgili Sitenin Haberleri