Haber Detayı

İntihal fikirde değil fikrin ifade biçiminde
Kültür sanat aydinlik.com.tr
15/02/2026 00:00 (1 saat önce)

İntihal fikirde değil fikrin ifade biçiminde

‘Adını Feriha Koydum’ dizisine açılan 14 senelik telif davası sonuçlandı. Mahkeme, dizinin senaryosunun Gülten Dayıoğlu’nun ‘Yeşil Kiraz’ adlı eserinden esinlenerek yazıldığına hükmetti. Telif Hakları Uzmanı, Avukat ve Yazar Mutlugil, ilhamla kopya çekmenin arasında net bir sınır olduğunu söyledi

Türk televizyon tarihinde kalıcı bir yer edinmeyi başaran ‘Adını Feriha Koydum’ dizisinin, usta yazar Gülten Dayıoğlu’nun ‘Yeşil Kiraz’ adlı eserinden uyarlandığı saptandı. 14 yıl süren mahkemenin kararını açıklamasının ardından dizinin yapımcısı Fatih Aksoy ile senarist Melis Civelek, usta yazarı ziyaret etti.

Edinilen bilgilere göre Medyapım’ın 10 sene boyunca Gülten Dayıoğlu’nun kurduğu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı’nın projelerine sponsor olacağı öğrenildi.

Şirket ayrıca Dayıoğlu’nun eserlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla çeşitli film ve dizi projeleri yapmayı taahhüt etti.

Bu gelişmenin ardından Türkiye’de telif hakları meselesi bir kez daha gündeme geldi.

Konuyu Telif Hakları Uzmanı, Avukat ve Yazar Burcu Mutlugil’e sorduk.

HUKUK ÖZGÜN İFADE BİÇİMİNİ KORUR “Adını Feriha Koydum” dizisinde Gülten Dayıoğlu’nun “Yeşil Kiraz” romanından izinsiz yararlanıldığı iddiası uzun yıllar gündemde kaldı.

Bu süreci nasıl değerlendirmek gerekir?

Bu tür dosyalar yalnızca iki eser arasındaki benzerlik meselesi değildir; aynı zamanda kültürel üretimin sınırlarını da tartışmaya açar. “Yeşil Kiraz”, taşradan büyük şehre gelen genç bir kızın sınıfsal ve kimliksel dönüşümünü anlatan güçlü bir romandır.

Dizideki ana eksenle kurulan paralellikler kamuoyunda doğal olarak dikkat çekti.

Ancak hukuk açısından mesele tematik benzerlik değildir. “Genç kız”, “sınıf atlama arzusu”, “kimlik mücadelesi” gibi unsurlar genel anlatı temalarıdır ve herkes tarafından kullanılabilir.

Hukukun koruduğu şey fikir değil, fikrin özgün ifade biçimidir.

Mahkemeler bu nedenle temayı değil; karakter inşasını, olay örgüsünü, dramatik çatıyı ve özgün anlatım unsurlarını karşılaştırır.

Hukuki sınır tam da burada başlar.

İNTİHAL İLE ESİNLENMEK AYNI DEĞİL İntihal meselesi hep gri alan olarak değerlendiriliyor.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Sanat doğası gereği mimetiktir.

Aristoteles’ten bu yana biliyoruz ki sanat, hayatı ve birbirini taklit ederek ilerler.

Her eser, önceki eserlerin kültürel hafızasından beslenir.

Ancak mimetik etki ile intihal arasında keskin bir ayrım vardır.

Mimetik etki; dönemin ruhundan, sosyolojik koşullardan, ortak anlatı kalıplarından beslenmektir.

İntihal ise özgün bir ifade biçiminin, karakter yapısının ya da olay örgüsünün ayırt edilebilir ölçüde ve izinsiz şekilde alınmasıdır.

İlham serbesttir.

Kopya yasaktır.

Hukuk bu çizgiyi netleştirmek için vardır.

DAVALAR İNCE ELENİP SIK DOKUNUYOR 14 yıl süren bir dava süreci… Bu kadar uzun sürmesi neyi gösteriyor?

Fikri mülkiyet davaları son derece teknik dosyalardır.

Bilirkişi raporları hazırlanır, metinler satır satır karşılaştırılır, dramatik yapı analiz edilir.

Üstelik kamuoyunun yakından takip ettiği dosyalarda yargı daha temkinli davranır.

Uzun sürmesi çoğu zaman belirsizlikten değil, hassasiyetten kaynaklanır.

Çünkü bir yanda eser sahibinin emeği, diğer yanda yaratıcı özgürlük vardır.

Mahkeme bu iki değeri dengede tutmak zorundadır. ‘HUKUK SOMUT UNSURLARLA KARAR VERİR’ Siz hem yazarsınız hem avukatsınız.

Bu dosyaya iki kimliğinizle baktığınızda ne görüyorsunuz?

Yazar olarak şunu biliyorum: Bir eser yalnızca bir hikâye değildir; bir iç dünya, bir emek ve bir hafızadır.

Bu nedenle benzerlik iddiaları yazar için yalnızca hukuki değil, duygusal bir mesele de olabilir.

Avukat olarak ise şunu biliyorum: Hukuk, benzerlik hissiyle değil; somut, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir unsurlarla karar verir.

Her benzerlik ihlal değildir.

Ancak özgün ifadenin izinsiz kullanımı varsa, hukuk devreye girer.

İlgili Sitenin Haberleri