Haber Detayı
FSUMMIT’te turizm ve gastronominin yeni yol haritası konuşuldu
Turizm yalnızca yatak kapasitesi, doluluk oranı ya da yıldız sayısı, menü meselesi değil. Ağırlama dediğimiz yapı; üreticiden şefe, yatırımcıdan tasarımcıya, yerel halktan uluslararası misafire uzanan çok katmanlı bir ağ.
Turizm, gastronomi ve ağırlama sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan FSUMMIT, Antalya’da, NEST Kongre Merkezi’nde altıncı kez gerçekleştirildi.
Bu yıl zirvenin teması, sektörün bugünkü kırılganlıklarını ve yarının potansiyellerini aynı çerçevede düşünmeye davet eden güçlü bir başlıktı: “Ağırlama Sisteminde Ekosistem.” Turizm bugün yalnızca yatak kapasitesi, doluluk oranı ya da yıldız sayısıyla konuşulmuyor.
Gastronomi yalnızca bir menü meselesi değil.
Ağırlama dediğimiz yapı; üreticiden şefe, yatırımcıdan tasarımcıya, yerel halktan uluslararası misafire uzanan çok katmanlı bir ağ.
Zirve; ulusal ve uluslararası HORECA sektörü temsilcilerini, yatırımcıları, otel ve restoran yöneticilerini, gastronomi profesyonellerini, satın alma müdürlerini, şefleri, yazarları ve turizm endüstrisinin farklı paydaşlarını aynı zeminde buluşturdu.
Sektörün yalnızca bugünü değil, geleceği konuşuldu.
Benim moderatörlüğü üstlendiğim panelde, “Turizm ve Gastronomi’nin Geleceğinde Yeni Açılımlar” başlığı altında, farklı coğrafyalardan ama benzer hassasiyetlerden beslenen beş girişimciyle bir aradaydım.
Konuklarım, Mine Özmen – Hışvahan Kurucusu & Şefi, Dila Demir – Simurg Inn Kurucu Ortağı, Yaşar Güvenen – Manej Urla Kurucusu, Nurçe Erben – Ruins Luxury Resort Kurucusu, Hande Gündoğar – Nadas Kazdağları Genel Müdürü idi.
Farklı destinasyonlarda konumlanan bu işletmelerin ortak bir dili vardı: yerle kurulan sahici bağ.
Yeni dönem turizm anlayışı; büyük ölçekli anonim yatırımlardan çok, karakteri olan, hafızası olan, üreticiyle ilişki kuran, toprağa temas eden yapılar üzerinden ilerliyor.
Gastronomi: Menüden fazlası Gastronomi artık destinasyonun süsü değil, ana omurgası.
Yerel üreticiden temin edilen malzeme, mevsimsellik, sürdürülebilirlik ve hikâye… Bunlar artık birer pazarlama unsuru değil; işletmenin varoluş gerekçesi.
Eğer gastronomi turizmin çekim unsuru olacaksa, üreticinin yaşaması gerekiyor.
Ekosistem dediğimiz yapı; çiftçinin, zanaatkârın, yerel halkın ve genç profesyonellerin içinde olduğu bir bütün.
Aksi hâlde sürdürülebilirlik yalnızca bir kavram olarak kalıyor.
Antalya’dan yükselen mesaj Antalya, yıllardır kitlesel turizmin başkenti olarak anılıyor.
Ancak FSUMMIT gibi platformlar, bu güçlü altyapının artık niteliksel dönüşümle birlikte konuşulması gerektiğini hatırlatıyor.
Gördüğüm kadarıyla yeni dönemde: -Destinasyon kimliği güçlenecek, -Gastronomi markalaşmanın temel bileşeni olacak, -Butik ve deneyim odaklı yatırımlar artacak, -Sürdürülebilirlik yalnızca çevresel değil, ekonomik ve kültürel boyutuyla ele alınacak.
Turizm ve gastronominin geleceği; tekil başarı hikâyelerinden değil, birbirine temas eden halkalardan oluşan bir sistemden doğacak.
FSUMMIT 2026, bu sistemin adını net koydu: Ağırlama artık bir sektör değil, bir ekosistemdir.
Ve bu ekosistem, ancak birlikte düşünülürse büyür.