Haber Detayı

Esnemenin beyinle ilgili şok etkisi
Güncel dogruhaber.com.tr
16/02/2026 06:51 (2 saat önce)

Esnemenin beyinle ilgili şok etkisi

Yeni bir araştırma, esnemenin beyin-omurilik sıvısını beklenmedik şekilde hareket ettirdiğini ortaya koydu.

Esnemenin, beyni koruyan sıvının akışı üzerinde alışılmadık ve beklenmedik bir etkisi olduğu ortaya çıktı.

Ancak bu değişimin tam olarak ne anlama geldiği henüz net değil.

Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi’nden araştırmacılara göre bu bulgular, insanların (ve birçok diğer türün) neden esneme yetisi geliştirdiğini anlamada önemli bir ipucu sağlayabilir.

Araştırma ekibi, 22 sağlıklı katılımcının baş ve boyun bölgelerini MRI ile taradı.

Katılımcılardan esnemeleri, derin nefes almaları, esnemeyi bastırmaları ve normal nefes almaları istendi.

Esneme ile derin nefes alma benzer mekanizmalara sahip olduğu için araştırmacılar görüntülerin de benzer olmasını bekliyordu.

Ancak sonuçlar önemli bir fark ortaya koydu: Derin nefesin aksine esneme, beyin-omurilik sıvısını (CSF) beyinden uzağa doğru hareket ettirdi.

Nörobilimci Adam Martinac, New Scientist’e yaptığı açıklamada, “Esneme sırasında CSF’nin, derin nefes alırken olduğunun tam ters yönünde hareket ettiğini gördük.

Bunu kesinlikle beklemiyorduk” dedi.

Bu durum her vakada gözlemlenmedi ve erkeklerde daha az görüldü.

Ancak araştırmacılar bunun, MRI cihazından kaynaklanan teknik etkileşimlerle ilgili olabileceğini belirtiyor.

Analizler ayrıca hem derin nefesin hem de esnemenin beyinden çıkan kan akışını artırdığını gösterdi.

Bu da beyne taze kan pompalanması için daha fazla alan oluşturuyor.

Esneme sırasında kan akışının yönü değişmezken, başlangıç aşamasında karotis arterinden beyne giren kan akışının yaklaşık üçte bir oranında arttığı saptandı.

Katılımcıların her birinin kendine özgü esneme paterni olduğu ve her esnemede bu desenin tekrarlandığı görüldü.

Bu durum, esnemenin bireysel olarak belirlenen bir “merkezi örüntü üreticisi” (central pattern generator) tarafından kontrol edildiğine işaret ediyor.

Araştırmacılar, bu esnekliğin kişiler arası farklılıklara rağmen bireye özgü tanınabilir bir esneme modeli oluşmasını sağladığını ve esnemenin öğrenilmiş değil, doğuştan gelen nörolojik bir programlama sonucu olduğunu ifade ediyor.

Şimdi asıl soru, tüm bunların ne anlama geldiği.

Merkezi sinir sistemini koruyan, besin taşıyan ve atıkları uzaklaştıran beyin-omurilik sıvısının esneme sırasında neden derin nefese kıyasla bu kadar farklı davrandığı henüz bilinmiyor.

Araştırmacılara göre olasılıklardan biri, esnemenin beyni “temizleme” işlevi görmesi olabilir.

Bir diğer ihtimal ise beynin soğutulmasına yardımcı olması.

Esnemenin beyin ve merkezi sinir sistemiyle yakından ilişkili olduğu düşünülüyor.

Örneğin daha büyük beyinler genellikle daha uzun süren esnemelerle bağlantılı.

Birçok türde görülen ve insanlar ile hayvanlar arasında bulaşıcı olabilen esneme davranışı, amacına dair hala tam olarak çözülememiş bir fenomen olmaya devam ediyor.

Araştırmacılar, “Esneme yüksek derecede uyum sağlayıcı bir davranış gibi görünüyor ve fizyolojik önemine yönelik daha fazla araştırma, merkezi sinir sistemi dengesini anlamada faydalı olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri