Haber Detayı

Polonya'nın altında saklı bir imparatorluk: Her şey tamamen tuzdan oyulmuş
Güncel chip.com.tr
16/02/2026 14:04 (2 saat önce)

Polonya'nın altında saklı bir imparatorluk: Her şey tamamen tuzdan oyulmuş

Krakow yakınlarında yerin 327 metre altına inen devasa bir tünel ağı, sadece bir maden değil; içinde kristal avizelerden şapellere kadar büyüleyici bir dünya barındırıyor. Binlerce yıldır "beyaz altın" peşinde koşanların geride bıraktığı bu sanat eseri, görenleri hayrete düşürüyor.

Polonya'nın güneyinde, Krakow yakınlarında, yerin yüzlerce metre altında gizli bir imparatorluk uzanıyor.

Binlerce yıldır beyaz altın olarak adlandırılan tuzun çıkarıldığı bu topraklar, 1990'larda madencilik faaliyetlerinin sona ermesiyle bir sanayi merkezinden yeraltı sanat şaheserine dönüştü.Wieliczka Tuz Madeni adıyla bilinen bu devasa kompleks, sadece tünellerden ibaret değil; içinde şapeller, müzeler ve heybetli heykeller barındıran, tamamen tuzdan oyulmuş büyüleyici bir dünya.

Wieliczka'nın hikayesi aslında 13,5 milyon yıl önce, deniz sularının Orta Avrupa'daki Karpat Dağları'nın eteklerine dolmasıyla başladı.

Tektonik plakaların yavaş ama kararlı hareketi suları çekilmeye zorlarken, geride tonlarca tuz birikintisi bıraktı.

Bölgenin bu jeolojik mirası, insanlık tarihinin çok eski dönemlerinden beri biliniyor.Arkeologlar, Neolitik Çağ'a kadar uzanan Orta Avrupa'nın en eski tuz işleme aletlerini bu bölgenin çok yakınında gün yüzüne çıkardı.

O dönemde insanlar, doğal kaynaklardan elde ettikleri tuzlu suyu çömleklerde kaynatıp buharlaştırarak, gıdaları saklamak için hayati öneme sahip olan tuz kalıntılarını elde ediyordu.Yerin altındaki sanat ve tarih yolculuğu11. ve 12. yüzyıllara gelindiğinde doğal tuzlu su kaynakları kurumaya başlayınca, insanlar çareyi tuz kuyuları kazmakta ve nihayetinde derin maden ocakları inşa etmekte buldu. 13. yüzyıldan itibaren aktif olarak işletilen Wieliczka, dünyanın en eski tuz madenlerinden biri olma unvanını taşıyor. 1996 yılında ticari madencilik sona erdiğinde, bölge çoktan bir UNESCO Dünya Mirası alanı ve Polonya'nın resmi tarihi anıtı haline gelmişti.

Bugün bu maden, dokuz kat boyunca yerin 327 metre derinliğine kadar inen 245 kilometrelik devasa bir tünel ağına sahip.Madendeki en görkemli noktalardan biri, yerin yaklaşık 101 metre altında bulunan Azize Kinga Şapeli.

Zifiri karanlıkta çalışan madencilerin sığınağı olan bu devasa salon; tavanından sarkan devasa tuz kristali avizeleri, Papa II.

Ioannes Paulus'un tuzdan heykeli ve Leonardo da Vinci'nin “Son Akşam Yemeği” tablosunun tırnaklarla kazınmış kopyasıyla görenleri hayrete düşürüyor.

Buradaki her ayrıntı, madencilerin emeği ve inancıyla doğrudan bu bembeyaz kayalara işlenmiş durumda.Tarih boyunca bu koridorlarda sadece işçiler değil, Avrupa düşünce dünyasına yön veren isimler de yürüdü. “Faust”un yazarı Johann Wolfgang von Goethe, ünlü doğa bilimci Alexander von Humboldt ve gezegenlerin Dünya'nın değil Güneş'in etrafında döndüğünü kanıtlayan Polonyalı dahi Nicolaus Copernicus bu mistik atmosferi deneyimleyenlerden sadece birkaçı.

Bugün ise yaklaşık 143 Polonya Zlotisi (yaklaşık 40 ABD Doları) ödeyen her gezgin, tarihin bu tozlu ve tuzlu sayfaları arasında kaybolma şansına sahip.

İlgili Sitenin Haberleri