Haber Detayı

Disney’in uzayda "kaybolduğu" yıl: 1979 ve “The Black Hole” faciası
Güncel chip.com.tr
15/02/2026 17:58 (1 saat önce)

Disney’in uzayda "kaybolduğu" yıl: 1979 ve “The Black Hole” faciası

Bugün gişe rekorlarıyla anılan Disney, 1979’da Star Wars rüzgarına kapılıp uzaya açıldığında çok daha karanlık bir tabloyla karşılaştı. “The Black Hole”, stüdyonun Walt Disney sonrası yaşadığı yön arayışının en tuhaf ve riskli denemelerinden biri oldu ve sinema tarihinin utanç sayfalarına girdi...

Disney bugünlerde yılbaşı dönemlerini milyar dolarlık gişe rekorlarıyla kutlamaya alışık olsa da, stüdyonun geçmişi her zaman böyle parlak zaferlerle dolu değildi. “Avatar: Fire and Ash” gibi yapımların gişeyi kasıp kavurduğu günümüzden geriye, 1979 yılının Aralık ayına gittiğimizde, karşımıza Disney tarihinin en tuhaf ve hesap hatalarıyla dolu dönemlerinden biri çıkıyor.O yıllarda Hollywood’u temel olarak sadece “Star Wars” çılgınlığı yönetiyordu.

George Lucas’ın yarattığı bu devasa başarıdan pay kapmak isteyen her stüdyo gibi Disney de gözünü derin uzaya dikmişti; ancak ortaya çıkan sonuç, çocukların hayallerini süslemekten ziyade bir travma kaynağı olabilecek kadar karanlık bir yapıya büründü.1970’lerin sonu, sinema dünyasının adeta “uzay operası” ateşiyle yandığı bir dönemdi. “Battlestar Galactica”dan “Flash Gordon”a kadar herkes lazer silahlarına ve yıldız gemilerine sarılmıştı.

Paramount bile Kirk ve Spock’ı emeklilikten döndürüp beyaz perdeye taşımıştı.

Disney ise bu rüzgara “The Black Hole” ile cevap vermeye karar verdi.

Kağıt üzerinde her şey doğru görünüyordu; uzay boşluğu, lazer çatışmaları, zırhlı askerler ve sevimli robotlar...

Ancak filmin ruhu, “Star Wars”un o neşeli maceracılığından inanılmaz derecede uzaktı.

Mizahın neredeyse tamamen yok edildiği, olay örgüsünün ise bir kara deliğin içine çekilmişçesine anlaşılmaz hale geldiği bu yapım, Disney’in o güne kadarki en yüksek bütçeli ve en kafa karıştırıcı kumarına dönüştü.Walt Disney sonrası bocalamalar ve kayıp fırsatlarDisney'in o dönemdeki bu kimlik karmaşasının arkasında, kurucusu Walt Disney’in 1966’daki ölümünden sonra stüdyonun içine düştüğü boşluk yatıyordu.

Bugün Marvel’dan Pixar’a kadar devasa markaları yöneten çok uluslu devin yerinde, o yıllarda her adımını “Walt olsa ne yapardı?” diye sorgulayan, ancak bir türlü doğru cevabı bulamayan bir yönetim vardı.

Animasyon birimi en parlak günlerini geride bırakmış, canlı aksiyon filmleri ise izleyicide karşılık bulmakta zorlanır hale gelmişti.

Hatta stüdyo yönetimi, orijinal “Star Wars”u yapma şansını elinin tersiyle iterek tarihsel bir hataya imza atmıştı.

Bu karar, Disney’in onlarca yıl sonra Lucasfilm’i milyarlarca dolara satın almak zorunda kalmasıyla sonuçlanan pahalı bir pişmanlık oldu.“The Black Hole” projesi aslında 1974 yılında “Space Station One” adıyla, o dönemin gözdesi olan felaket filmleri tadında bir aile hikayesi olarak planlanmıştı.

Fakat yapım aşaması uzadıkça ve “Star Wars”un başarısı sektörü değiştirdikçe, proje de evrim geçirdi.

Walt Disney'in damadı Ron Miller'ın liderliğindeki ekip, hikayeyi tamamen yeni akımlara göre şekillendirdi.

Sonuçta ortaya çıkan film, Disney’in ilk kez “PG” (ebeveyn denetimi önerilir) derecelendirmesi alan yapımı oldu.Sinemalara girdiğinde, karşısında “20000 Fersah Altında”nın uzayda geçen bir versiyonunu bulmayı bekleyen izleyiciyi, karanlık temalar ve kasvetli bir atmosfer karşıladı.

Disney’in uzaydaki bu ilk büyük adımı, beklenen patlamayı yaratmak yerine, stüdyonun o dönem yaşadığı yön kaybının en net sembollerinden biri haline gelmişti...

İlgili Sitenin Haberleri