Haber Detayı

İran: Müzakereleri ciddi bir güvensizlik ortamında yürütüyoruz
Dünya dunya.com
16/02/2026 14:22 (3 saat önce)

İran: Müzakereleri ciddi bir güvensizlik ortamında yürütüyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelere ilişkin açıklamasında, "Müzakereleri ciddi bir kuşku ve güvensizlik ortamında yürütüyoruz. Geçmişte yaşananları da hiçbir şekilde göz ardı etmemiz mümkün değil. Cenevre görüşmeleri, Umman’da ele alınan başlıkların devamı niteliğinde olacak ve umarız ülkenin çıkarlarını en iyi şekilde sağlayabiliriz" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Bekayi, sürecin hedefe yönelik ve tek bir plan çerçevesinde ilerlediğini belirterek, "Konu, sistemin farklı kademelerinde çeşitli yönleriyle ele alındı.

Şartlara göre hem Dışişleri Bakanlığı’nın hem de Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin sahip olduğu imkanlardan yararlanarak müzakereleri sürdürme konusunda ortak bir karara varıldı.

Bu, olağan ve makul bir durumdur" dedi."Ciddi kuşku ve güvensizlik ortamında müzakere ediyoruz"Bekayi, "Müzakereleri ciddi bir kuşku ve güvensizlik ortamında yürütüyoruz.

Geçmişte yaşananları da hiçbir şekilde göz ardı etmemiz mümkün değil.

Bu nedenle, üst makamların müzakere heyeti için belirlediği çerçeve doğrultusunda hareket ediyoruz ve bu çerçevenin hazırlanmasında Dışişleri’nin de doğal olarak rolü oldu.

Cenevre görüşmeleri, Umman’da ele alınan başlıkların devamı niteliğinde olacak ve umarız ülkenin çıkarlarını en iyi şekilde sağlayabiliriz" dedi.Zenginleştirme iddialarına yanıt: "Temelsiz spekülasyonlar"Sosyal medyada, ABD’nin İran’dan zenginleştirmenin sınırlandırılmasını, 3 ila 5 yıllık bir süre zenginleştirmenin durdurulmasını ve sonrasında yüzde 2’nin altına çekilmesini istediğine dair iddialara yanıt veren Bekayi, "Bu paylaşımlar için kullanılabilecek en doğru ifade, ‘temelsiz spekülasyonlar’dır.

Biz müzakerelerin ayrıntılarını medya üzerinden tartışmayacağız.

Detaylar müzakere odasında ele alınır.

Medyada yer alan iddiaların hiçbirinin gerçek bir dayanağı yoktur" diye konuştu."Zenginleştirme NPT kapsamında hakkımız"İran’ın tutumunun net olduğunu vurgulayan Bekayi, ülkesinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) bağlı olduğunu kaydederek, "Bu anlaşma hem yükümlülükleri hem de hakları birlikte içerir.

Anlaşmanın 4’üncü maddesi uyarınca barışçıl nükleer enerji hakkımız var ve zenginleştirme de bu hakkın bir parçasıdır.

Ancak zenginleştirmenin seviyesi, miktarı ve santrifüj sayısı gibi konular henüz detay aşamasına gelmiş değil.

Yeni dönemde şu ana kadar yalnızca bir tur görüşme yapıldı.

Bu tür ayrıntılar, doğal olarak ilerleyen turlarda ele alınacak.

Cenevre’deki İkinci tur görüşmelerde de bu başlıklar gündeme gelecektir.

Bu nedenle ortaya atılan iddiaların hiçbiri doğru değil" ifadelerini kullandı."Yeni başlık yok, süreç nükleer dosya üzerinden ilerliyor"Bekayi, yeni tur müzakerelerin içerik açısından önceki görüşmelerin devamı niteliğinde olduğunu belirterek, "Şu anda gündeme alınmış yeni bir başlık yok.

Dolayısıyla sıfırdan başlanması söz konusu değil.

İran’ın nükleer dosyasına ilişkin yürütülecek herhangi bir diplomatik süreç, önceki turları dikkate almadan ilerleyemez.

Önceki tecrübelerden, kavramlardan ve çerçevelerden mutlaka yararlanacağız.

Bununla birlikte, Haziran ayında yaşanan gelişmeler bazı dengeleri tamamen değiştirdi.

İran’ın barışçıl nükleer tesislerine yönelik saldırı, suç niteliğinde bir eylemdi ve ciddi sonuçlar doğurdu.

Bu nedenle yeni tur görüşmeler, yeni şartlar altında yürütülüyor.

Ancak gündemdeki konu değişmiş değil, süreç hala nükleer başlık üzerinden ilerliyor" şeklinde konuştu.Karşı tarafın hedeflerine hukuka aykırı yöntemlerle ulaşmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını belirten Bekayi, "İran’ın nükleer tesislerine saldırı hiçbir şekilde mantıksal, hukuki ya da ahlaki olarak gerekçelendirilemez.

Buna rağmen müzakere masasında tartışılan konu yine nükleer meseledir.

Bu nedenle, önceki deneyimlerden ve müzakerelerin temelini oluşturan çerçevelerden bu turda da yararlanacağız.

Ancak değişen şartlar, ayrıntılarda yeni inisiyatiflerin devreye girmesini de zorunlu kılıyor" ifadelerini kullandı."ABD’den çelişkili sinyaller geliyor"Bekayi, sorunun yalnızca müzakere heyetinin tutumundan kaynaklanmadığını, bazı ABD’li yetkililerin sürekli değişen ve birbiriyle çelişen açıklamalar yapmasının da süreci olumsuz etkilediğini söyledi.

Bekayi, "ABD’den tamamen çelişkili sinyaller ve mesajlar geliyor ve bunların hiçbiri ciddiyet göstergesi değil.

İlk turda karşı tarafın ne kadar ciddi ve iyi niyetli olduğunu anlamaya çalıştık ancak bu, müzakerelerin güven ortamında yürüdüğü anlamına gelmiyor.

ABD ile yapılan her görüşmede tüm ihtimalleri hesaba katmak zorundayız.

Geçmişi de bir kalemde silip atamayız.

Nitekim görüşmeler sürerken, üstelik altıncı turun tarihi bile belirlenmişken İsrail ve ABD’nin askeri saldırısıyla karşı karşıya kaldık.

Diplomasinin aldığı darbe ve o sürece verilen zarar telafisi kolay olmayan bir noktaya geldi.

Bu nedenle müzakereler sürerken bile bu sürecin başka amaçlarla kullanılabileceği ihtimalini göz ardı edemeyiz" dedi."Bu şartlarda yazılı garantiye bile güvenmek zor"Her diplomatik sürecin kendine özgü şartları olduğunu belirten Bekayi, müzakerelerin tehdit dilinden uzak yürütülmesi gerektiğini söyleyerek, "Ne yazık ki son aylarda, hatta son birkaç yılda, diplomasinin ve uluslararası hukukun en temel ilkelerinin bile görmezden gelindiği bir süreç yaşandı.

Bu şartlarda yazılı bir garantiye bile güvenmek mümkün olmayabilir.

Nitekim 2015’te varılan anlaşma zaten yazılı bir metindi.

Yalnızca taraflar arasında değil, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından da onaylanmıştı.

Ancak bu metne saygı gösterilmedi.

Hatta ABD’nin başka birçok uluslararası anlaşma ve belgeden de çekildiğine tanık olduk.

Bu şartlarda ise kendi gücümüze ve imkanlarımıza dayanmak zorundayız.

Mevcut şartlarda bu diplomatik sürecin ne kadar sürdürülebileceğini de gerçekçi biçimde değerlendirmeliyiz" diye konuştu."ABD daha gerçekçi çizgiye doğru hareket ediyor"Bekayi, Maskat’taki görüşmelerden bugüne kadar yürütülen temaslara ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Şu ana kadar ortaya çıkan tabloya dair ihtiyatlı değerlendirmemiz, ABD’nin İran’ın nükleer dosyasına yaklaşımı daha gerçekçi bir çizgiye doğru hareket ettiği yönünde.

Bu da NPT kapsamında İran’ın sahip olduğu açık haklara bağlı kalınması anlamına gelir.

Ancak burada ifadeleri dikkatli kullanmak gerekir.

Biz, hakkımızın başka bir ülke tarafından tanınmasını talep etmiyoruz.

İran, NPT’ye üye olduğu andan itibaren bu hakka zaten sahiptir.

Bu nedenle bu hak, kimsenin İran’a ‘verebileceği’ bir şey değildir.

Bizim için önemli olan, bu hakkı ülkenin kalkınması, vatandaşlarımızın refahı ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı doğrultusunda kullanabilmektir" ifadelerini kullandı."Bazı raporlar saldırılara zemin oluşturdu"İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakerelerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) rolüne de değinen Bekayi, "Ajansın süreçte önemli bir rolü var.

Biz ajans üyesiyiz, Viyana’daki daimi temsilciliğimiz aktif ve ajans ile temas halindeyiz.

NPT’ye üye olduğumuz sürece yükümlülüklerimizi yerine getirmek zorundayız.

Son günlerde de zarar görmeyen tesislerle ilgili denetimler yapıldı. 2025 yılı kapsamında yerine getirmemiz gereken yükümlülükleri de eksiksiz tamamladık.

Buna rağmen ajansın tutumuna ve UAEA Başkanı Rafael Grossi’ye yönelik ciddi eleştirilerimiz var ve bu yaklaşımı doğru bulmuyoruz.

Özellikle İran’ın barışçıl nükleer tesislerine yönelik saldırılar sürecinde ve bazı raporların fiilen bu saldırılara gerekçe yapılması eleştirilerimizin başlıca nedenleri arasında.

Bu saldırılar hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz ancak Grossi’nin bazı açıklama ve raporları bu yönde bir zemin oluşturdu" dedi."Denetimler için yöntem belgesi üzerinde mutabakat sağlandı"Ajans ile diyaloğa açık olduklarını belirten Bekayi, "Ajans ile üç tur görüşme yapıldı ve denetimlerin sürmesini sağlayacak bir yöntem belgesi üzerinde mutabakat sağlandı.

Meclis yasası ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin değerlendirmesi doğrultusunda, bu çerçevenin zarar gören tesisleri de kapsaması ihtimali bulunuyordu.

Ancak bu süreç, ABD’yi izleyen Avrupa ülkelerinin tetik mekanizmasını devreye sokma girişimiyle bozuldu.

Buna rağmen ajansın rolü hala önemini koruyor.

Ajans, NPT’nin uygulanmasını teknik olarak denetleyen kurum ve güvence sisteminin yürütücüsü olarak olumlu bir katkı sunabilir.

New York’ta da daha önce temaslar olmuştu ve Grossi süreçte rol üstlenmeye çalışmıştı" ifadelerini kullandı."Müzakerelerin uzamasının İran’a hiçbir faydası yok"İran’ın müzakerelerde zaman kazanmaya çalıştığı yönündeki iddialara da yanıt veren Bekayi, "Bu iddialar tamamen saptırıcı ve büyük bir yalan.

Bazı medya organları ve bazı yetkililer bu söylemi bilinçli şekilde gündeme getiriyor.

Nitekim ABD ve İsrail’in nükleer tesislere saldırısıyla sonuçlanan süreçte, müzakerelerin ikinci ya da üçüncü turunda basın toplantılarında defalarca, ‘Sonuca ulaşmak için gerekirse birkaç gün ya da birkaç hafta müzakere yerinde kalmaya hazırız’ demiştim.

Bizim için zaman önemli.

Halkımız haksız ve ağır yaptırımların baskısı altında.

Akıl ve mantık, bu yaptırımların mümkün olan en kısa sürede kaldırılmasını gerektiriyor.

Bu yüzden müzakerelerin uzamasının İran’a hiçbir faydası yok" şeklinde konuştu."Tam kadro heyetle masadayız, asıl mesele karşı tarafın ciddiyeti"Her diplomatik sürece sonuç almak için girdiklerini vurgulayan Bekayi, "Bu tur görüşmelere de siyasi, hukuki, ekonomik ve teknik boyutları kapsayan tam kadro bir heyetle gidiyoruz.

Olası bir mutabakatın tüm yönlerini değerlendirecek ve karar sürecine katkı sunacak uzmanlar ile temsilciler heyetimizde yer alıyor.

Bu açıdan bir eksiklik söz konusu değil.

Asıl mesele, karşı tarafın bu süreci ilerletme konusunda gerçekten ne kadar ciddi olduğudur" ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri