Haber Detayı

İnsanlarda çene neden var? Bilim insanları nihayet cevabı buldu
Bilim teknik chip.com.tr
17/02/2026 10:35 (3 saat önce)

İnsanlarda çene neden var? Bilim insanları nihayet cevabı buldu

İnsanlar primatlar arasında belirgin bir çeneye sahip tek tür. Peki bu dikkat çekici anatomik özellik neden evrimleşti? Yeni bir araştırma, çenenin sandığımız gibi “özel bir amaç” için ortaya çıkmamış olabileceğini gösteriyor.

İnsanlar, primatlar arasında belirgin bir çeneye sahip tek tür.

Bu durum uzun yıllardır biyologların aklını kurcalıyordu.

Yeni yayımlanan bir baş anatomisi analizi ise çenenin belirli bir işlev için evrimleşmediğini, doğal seçilimin şekillendirdiği başka değişimlerin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyor.New York eyaletindeki Buffalo Üniversitesi’nden Noreen von Cramon-Taubadel’e göre, türler arasında belirgin şekilde farklı olan her özelliğin mutlaka doğal seçilim tarafından özel bir amaç doğrultusunda şekillendirildiğini varsayma eğilimi hatalı.

Evrim süreci çoğu zaman insanların düşündüğünden daha karmaşık ve daha az yönlendirilmiş ilerliyor.Çene sadece Homo sapiens’e özgüBasitçe ifade etmek gerekirse çene, alt çene kemiğinin ön dişlerin ötesine uzanan kemiksi çıkıntısıdır.

En yakın akrabalarımız dahil olmak üzere, diğer insan türlerinin hiçbirinde belirgin bir çene bulunmuyor.

Bu nedenle çene, Homo sapiens’i tanımlayan temel ayırt edici özelliklerden biri olarak kabul ediliyor.

Ancak bu özelliğin neden evrimleştiği uzun süredir belirsizliğini koruyor.Ortaya atılan teoriler farklıydı.

Bazı araştırmacılar çenenin çiğneme sırasında alt çenenin ön kısmındaki gerilimi azalttığını savundu.

Bazıları ise konuşma yeteneğimizi desteklediğini ileri sürdü.

Bir diğer görüşe göre çene, eş seçiminde etkili olan bir özellikti ve bu nedenle cinsel seçilim yoluyla yaygınlaştı.

Buna karşılık bazı bilim insanları çenenin hiçbir özel amacının olmayabileceğini düşünüyor.

Onlara göre bu kemiksi çıkıntı, kafatası ve çene evrim geçirirken tesadüfen ortaya çıkmış olabilir.532 kafatası üzerinde yapılan analizVon Cramon-Taubadel ve ekibi, tüm bu teorilerin dışında çenenin genetik sürüklenmenin, yani rastlantısal evrimsel değişimlerin bir sonucu olup olmadığını araştırdı.

Bu amaçla müzelerde bulunan insanlara ve modern maymunlara ait toplam 532 kafatası incelendi.

Çalışmaya 14 farklı tür ve alt tür dahil edildi.

Bunlar arasında şempanzeler, bonobolar, goriller, orangutanlar ve gibonlar yer aldı.Araştırmacılar baş ve çene bölgesinde belirlenmiş anatomik noktalar arasındaki 46 mesafeyi ölçtü.

Bu ölçümlerin dokuzu, insanlarda çeneyi oluşturan bölgeyle doğrudan ilişkiliydi.

Elde edilen veriler evrimsel bir soy ağacı üzerine yerleştirildi.

Ardından tüm maymunların son ortak atasının muhtemel baş ve çene şekli tahmin edildi.

Ekip daha sonra standart bir nicel genetik model kullanarak, her soy hattında görülen değişimlerin yalnızca rastlantısal genetik sürüklenmeyle açıklanıp açıklanamayacağını test etti.Sonuçlar dikkat çekiciydi.

İnsan çenesiyle bağlantılı üç özelliğin doğrudan seçilimle şekillenmiş olabileceği görüldü.

Bu, bu özelliklerin evrim sürecinde avantaj sağlamış olabileceğini gösteriyor.

Ancak kalan altı özelliğin ya seçilimden etkilenmediği ya da çeneyle doğrudan bağlantılı olmayan başka özelliklerin evriminin yan ürünü olduğu ortaya çıktı.Dik yürüyüş, büyüyen beyin ve küçülen dişlerAraştırmaya göre çenenin ortaya çıkışı, insan evrimindeki daha geniş kapsamlı değişimlerle bağlantılı.

Atalarımız daha dik bir duruş geliştirdikçe kafatasının tabanı büküldü ve yüz, şempanzelerde olduğu gibi öne doğru uzamak yerine beyin kutusunun altına yerleşti.

Aynı dönemde büyüyen beyin hacmi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişimler, büyük ön dişlere ve güçlü çiğneme kaslarına duyulan ihtiyacı azalttı.

Bunun sonucunda yüzün alt kısmı ve çene küçüldü.Zaman içinde üst çene kemikleri geriye çekildi ve alt çene dişlerin ötesine doğru daha belirgin hale geldi.

Böylece ilk çeneler ortaya çıktı.

Bu bulgular, çenenin insanın dik duruş, büyük kafatası ve daha küçük dişler gibi özellikler kazanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmış olabileceğini gösteriyor.

Yani doğal seçilim bir vücut bölgesini şekillendirirken, diğer bölgelerde de zincirleme değişimlere yol açabiliyor.Paris’teki Fransız Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nden Alessio Veneziano, çenenin uyumsal olmayan bir özelliğe, yani doğrudan doğal seçilimin hedefi olmadan ortaya çıkan bir yapıya, ders kitabı örneği olabileceğini söylüyor.Bu tür evrimsel yan ürünlere mimariden ödünç alınan bir terimle “spandrel” deniyor.

Bu kavram, kemer gibi yapıların şeklinin doğal sonucu olarak oluşan boşlukları ifade ediyor.

İnsan göbeği deliği ya da Tyrannosaurus rex’in küçük kolları da benzer şekilde spandrel olarak yorumlanmış özellikler arasında yer alıyor.Londra’daki Francis Crick Enstitüsü’nden James DiFrisco ise çalışmanın kafatası ile çenenin ne kadar entegre bir sistem olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Doğal seçilim bir bölgeyi değiştirdiğinde, başlangıçta hedef alınmayan diğer özellikler de bu değişime eşlik edebiliyor.

Gözle görülür bir özellik olan çene, bağımsız ve tek başına evrimleşmiş bir yapı gibi görünebilir.

Ancak bu araştırma, insan evriminin çok daha bağlantılı ve karmaşık bir süreç olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

İlgili Sitenin Haberleri