Haber Detayı

“Sanayiciyi en çok zorlayan unsur karsızlık değil öngörüsüzlük”
şehirler ekonomim.com
17/02/2026 12:19 (3 saat önce)

“Sanayiciyi en çok zorlayan unsur karsızlık değil öngörüsüzlük”

Denizli Genç İş İnsanları Derneği (DEGİAD) ev sahipliğinde bir araya gelen sanayiler ve ihracatçılar, küresel belirsizlikler, artan rekabet baskısı ve ticaret savaşları nedeniyle yaşanan öngörüsüzlüğün iş dünyasını karsızlıktan daha çok zorladığını dile getirdiler.

DENİZLİ / EKONOMİ Denizli iş dünyasının stratejik kurum başkanları, Denizli Genç İş İnsanları Derneği (DEGİAD) ev sahipliğinde, DEGİAD İş Geliştirme Komitesi tarafından düzenlenen özel toplantıda bir araya geldi.

Programa katılan konuşmacılar iş dünyasını en çok zorlayan unsurun öngörüsüzlük olduğunu ifade ettiler.

Toplantıda, küresel ekonomik konjonktür çerçevesinde Denizli sanayisinin mevcut durumu, üretim gücü, rekabet baskısı ve değişen pazar dinamikleri kapsamlı şekilde ele alındı.

Özellikle finansmana erişim, maliyet yönetimi, talep daralması ve yatırım kararları iş dünyasının öncelikli gündem başlıkları arasında öne çıktı.

Programın açılışında konuşan DEGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Sözkesen, küresel ölçekte artan finansman maliyetleri, jeopolitik belirsizlikler ve daralan talep ortamının iş dünyası üzerindeki etkilerine değinerek, DEGİAD olarak üyelerin sahadaki gerçek gündemini yakından takip ettiklerini belirtti.

DEGİAD’ın, sanayi ve ihracat odağında nitelikli buluşmalarla şehir ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı.

Kasapoğlu: “Denizli bir çok ile oranla güçlü bir tablo ortaya koyuyor”   Küresel belirsizlikler, artan rekabet baskısı ve ticaret savaşlarının sanayi üzerindeki etkilerine değinen Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, mevcut dönemde sanayiciyi en çok zorlayan unsurun kârsızlıktan ziyade öngörü eksikliği olduğunu ifade etti.

Finansal yapının güçlü olmasının bu süreçte kritik önem taşıdığına dikkat çeken Kasapoğlu, takipteki alacaklar, toplam borçluluk ve kredi dengeleri açısından Denizli’nin birçok ile kıyasla daha güçlü bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Bu kapsamda Model Fabrika, Verimlilik Merkezi ve HİT Ofis gibi yapılarla sanayicinin üretim süreçlerini iyileştirmeye yönelik yol gösterici çalışmalar yürüttüklerini belirten Kasapoğlu, firmaların hibe ve teşvik mekanizmalarından daha etkin yararlanmasının üretim altyapısının güçlendirilmesi açısından kritik olduğunu ifade etti.

Enerji verimliliği, planlı büyüme ve üretim süreçlerinin optimize edilmesine yönelik rehberlik çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti.

Döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğin rekabet gücü üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurgulayan Kasapoğlu, üretim ve sanayi odaklı yan politikaların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

OSB’lerin artırılmasının önemine değinen Kasapoğlu, özellikle ilçelerde planlı şekilde artırılmasının hem üretim kapasitesi hem de istihdam açısından stratejik katkı sağlayacağını ifade etti.

Kasapoğlu ayrıca, ortak girişim kültürünün Denizli’de güçlü bir potansiyel taşıdığını, ölçek büyütme, verimlilik ve öngörülebilirlik ekseninde hareket eden firmaların küresel rekabette daha dayanıklı bir yapı oluşturacağını vurguladı.

Avrupa pazarına hızlı hizmet verebilme avantajına da dikkat çeken Kasapoğlu, karbon ayak izi ve sürdürülebilir üretim süreçlerine uyum konusunda Denizli sanayisinin hazırlıklı olması gerektiğini sözlerine ekledi.   “Katma değerli üretim artık tercih değil zorunluluk”   İhracatta kur–maliyet–rekabet dengesinin giderek daha hassas bir yapıya büründüğünü ifade eden Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise, Denizli ihracatçısının uluslararası pazarlarda artan rekabet baskısını doğrudan hissettiğini belirtti.

Özellikle yüksek maliyet ortamının fiyat rekabetini zorlaştırdığına dikkat çeken Memişoğlu, katma değerli üretime yönelmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı.

Hizmet ihracatındaki artışa da değinen Memişoğlu, ihracatın yalnızca ürün bazlı değil, farklı alanlarda çeşitlenmesinin şehir ekonomisi açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Enflasyonun daha öngörülebilir seviyelere gerilemesi ve sermaye yapısının güçlü tutulmasının ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu belirtti.

Firmaların uzun vadeli sürdürülebilirliğine dikkat çeken Memişoğlu, özellikle yeni nesil temsilcilerin ve üçüncü-dördüncü kuşakların aile şirketlerine daha aktif şekilde entegre edilmesinin kurumsallaşma ve vizyoner büyüme açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Pazar dinamikleri, rekabet gücü, katma değerli üretime geçiş, sanayide dönüşümün mevcut seviyesi ve yüksek faiz ortamının yatırım kararları üzerindeki etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Memişoğlu, kurumlar arası eşgüdümün güçlendirilmesinin ihracat performansına doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı.

İlgili Sitenin Haberleri