Haber Detayı

Asansör kazasında hayatını kaybetmişti… Zeren Ertaş davasında çıkan karara arkadaşlarından tepki!
Türkiye cumhuriyet.com.tr
17/02/2026 19:09 (3 saat önce)

Asansör kazasında hayatını kaybetmişti… Zeren Ertaş davasında çıkan karara arkadaşlarından tepki!

Aydın’da üç yıl önce meydana gelen asansör kazasında hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın ölümüne ilişkin devam eden davanın karar duruşmasında bir sanığa 7 yıl 6 ay hapis cezası verilirken diğer sanıklar, cezaevinde geçirdikleri süre göz önünde bulundurularak serbest kaldılar. Duruşma sonrasında üniversite gençleri ve arkadaşları karara tepki gösterdi.

Aydın’da üç yıl önce meydana gelen asansör kazasında hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın ölümüne ilişkin devam eden davanın karar duruşmasında bir sanığa 7 yıl 6 ay hapis cezası verilirken diğer sanıklar, cezaevinde geçirdikleri süre göz önünde bulundurularak serbest kaldılar.

Duruşma sonrasında üniversite gençleri ve arkadaşları karara tepki gösterdi.

Olay anında Zeren’in yanında olan arkadaşı Melisa Pehlivan, “Kimsenin suçu üstlenmediği bu noktada ben ‘binelim’ dediğim o asansörün vicdan azabını iliklerime kadar yaşıyorum. ‘Binelim’ dediğim asansörün vicdan azabıyla beni yapayalnız bıraktığınız için bu sisteme o kadar kızgınım ki” dedi.

Aydın’ın Efeler ilçesindeki Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda 26 Ekim 2023 tarihinde meydana gelen asansör kazasında hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın ölümüne ilişkin devam eden davanın karar duruşması, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.

Ceza Dairesi’nde görüldü.

Mahkeme kararında; bir sanığa 7 yıl 6 ay hapis cezası verilirken diğer sanıklar, cezaevinde geçirdikleri süre göz önünde bulundurularak serbest kaldılar.

Dava sonrası Zeren’in arkadaşları, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ve diğer üniversitelerden öğrenciler basın açıklaması yaparak “Zeren için adalet” çağrısını yinelediler.

PEHLİVAN: ‘BİNELİM’ DEDİĞİM O ASANSÖRÜN VİCDAN AZABINI İLİKLERİME KADAR YAŞIYORUM Kaza günü Zeren Ertaş‘ın yanında olan arkadaşı Melisa Pehlivan, yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı ve şunları söyledi: “Elimde bir kağıtla geldim.

Çünkü hislerimi ve zihnimi nasıl toparlayacağımı bilmiyorum.

Arkadaşımla çok vakit geçirdim mi?

Hayır.

Ama geçirdiğim her an çok özeldi.

Onunla ilgili çok güzel hatıralarım var.

Kazadan bir saat öncesine kadar konserde nasıl eğlendiğimizi, o konsere nasıl hazırlandığımızı hatırlıyorum.

Ama sonrasında benim ‘binelim’ dediğim asansörde o kazayı birlikte yaşıyor olmanın bende yarattığı derin üzüntüyü ve acıyı paylaşıyorum.

Duygularımın bir tercümanı yok.

Kimsenin suçu üstlenmediği bu noktada ben ‘binelim’ dediğim o asansörün vicdan azabını iliklerime kadar yaşıyorum.

Bu vicdan yükünü tek başıma yaşamama sebep veren insanlar için çok üzgünüm.

Biz bunu hak etmiyoruz.

Bugün burada sadece geride gözü yaşlı bir aile, bir kardeş, bir arkadaş bırakmadınız. ‘Binelim’ dediğim asansörün vicdan azabıyla beni yapayalnız bıraktığınız için bu sisteme o kadar kızgınım ki!” “GÖZ GÖRE GÖRE GELEN BİR CİNAYETİN HESABINI SORMAYA GELDİK” Öğrenciler tarafından yapılan ortak basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi: “Bugün buraya yas tutmaya değil, göz göre göre gelen bir cinayetin hesabını sormaya geldik.

Aydın’da kaldığı KYK yurdunda asansör faciası sonucu aramızdan koparılan sıra arkadaşımız Zeren Ertaş, bu düzenin önceliklerinin bir kurbanıdır.

Zeren’in ölümü bir kaza değil; kâr etsin diye kısılan bütçelerin ve öğrenci hayatını hiçe sayan yönetim anlayışının bir sonucudur. “DEVLETİN GÜVENCESİ ALTINDA OLMASI GEREKEN YURTLARDA CAN VERİYORUZ” Zeren’in katilleri iki senedir korunuyor, kollanıyor ve hatta ödüllendiriliyor.

Evlatları için adalet mücadelesi veren aileler ölümle tehdit ediliyor.

Tehdit edenler bulunamıyor, cezalandırılmıyor.

Barınma hakkını savunan öğrenciler ise gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıya kalıyor, en ağır bedelleri ödemek zorunda bırakılıyor.

Zeren’in iki yıldır sürdürülen mücadelesi sürecinde yaşananlar, adaletsizliği bir kez daha ortaya koymuştur.

Öğrenciler olarak bizler barınamıyoruz.

Yıkılmaya yüz tutmuş binalarda, asansörleri çalışmayan, tavanları çöken yurtlarda kalmaya zorlanıyoruz.

Yaşamıyoruz.

Gelecek kaygısı ve ekonomik baskılar altında eğitim hayatımızı sürdürmek için güvencesiz işlerde en ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyoruz.

Ölüyoruz.

Okumak için gittiğimiz şehirlerde, devletin güvencesi altında olması gereken yurtlarda can veriyoruz. “KURBANLIK KOYUNLAR GİBİ KYK HÜCRELERİNDE ÖLMEYİ BEKLEMEYECEĞİZ” Taleplerimiz net; Zeren Ertaş’ın ölümünde sorumluluğu bulunan tüm yetkililer, yurt yönetiminden bakanlık temsilcilerine kadar tarafsız bir yargı önünde hesap vermelidir.

Tüm KYK yurtları, bağımsız teknik heyetler ve öğrenci temsilcileri tarafından acilen denetlenmeli; güvenli olmayan hiçbir yurtta barınma dayatılmamalıdır.

Öğrencilerin ve gençlerin yaşamı ticaret konusu olmaktan çıkarılmalı, insanca barınma hakkı amasız fakatsız sağlanmalıdır.

Bizler kurbanlık koyunlar gibi KYK hücrelerinde ölmeyi beklemeyeceğiz.

Sıra arkadaşlarımızın, oda arkadaşlarımızın birer birer katledilmesine seyirci kalmayacağız.

Bu düzenin katlettiği bütün gençlerin hesabını soracağız.

Zeren’in ölmediği bir ülkeyi biz kuracağız.

Zeren için adalet istiyoruz, alacağız.”

İlgili Sitenin Haberleri