Haber Detayı

Minareler arasında ışıkla yazılan tarih: Mahya geleneğinin kökeni
Ramazan takvim.com.tr
20/02/2026 16:08 (1 saat önce)

Minareler arasında ışıkla yazılan tarih: Mahya geleneğinin kökeni

İstanbul’da, Osmanlı döneminde Sultan I. Ahmed devrinde kurulan ilk mahyayla birlikte minareler arasına asılan kandiller, asırlardır Ramazan gecelerini aydınlatmaya devam ediyor.

Payitahtın çok minareli selatin camilerinde hayat bulan bu zarif gelenek, zamanla İslam dünyasının en dikkat çekici Ramazan sembollerinden biri haline geldi.

Işıkla yazılan dualar, temenniler ve ayetler yalnızca şehri değil, gönülleri de aydınlatan bir kültür mirası olarak bugün hala yaşatılıyor.

İşte mahya geleneğinin tarihi... 11 AYIN SULTANI VE IŞIKLA YAZILAN SELAM Ramazan'ın gelişiyle birlikte camilerin siluetinde hareket başlar.

Minareler arasına gerilen ışıklar, gökyüzüne adeta bir selam bırakır.

Asırlardır süregelen mahya geleneği, 11 ayın sultanını karşılamanın en zarif yollarından biri olarak yeniden hayat bulur.

Gece karanlığını yaran bu ışıklı yazılar, hem göze hem gönle hitap eder.

MAHYANIN KÖKENİ: 'MAHİYE'DEN MAHYAYA Mahya kelimesinin kökeni Farsça 'aylık' anlamına gelen mahiye sözcüğüne dayanır.

Çünkü bu ışıklı süsleme geleneği özellikle Ramazan ayında ve mübarek gecelerde kurulur.

Rivayetlere göre 1614 yılında, Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Ahmed Kefevi'nin minareler arasında oluşturduğu ışıklı şekiller büyük beğeni toplar.

Bu sanatı gören I.

Ahmed, dini kurallara uygun olmak şartıyla minareler arasına ışıklar asılmasını ister.

Osmanlı döneminde minarelerin kandillerle donatılması fikri giderek yaygınlaşır.

Hatta III.

Murad döneminde Mevlid, Regaip ve Berat gecelerinde minarelerin kandillerle süslenmesi yönünde hatırlatmalar yapıldığı da aktarılır.

İSTANBUL MAHYA SANATININ DOĞUŞ YERİ Mahya sanatının ilk kez İstanbul'da ortaya çıkmasının en önemli nedeni, şehrin mimari yapısıyla doğrudan ilgilidir.

Osmanlı sultanlarının inşa ettirdiği iki, dört hatta altı minareli selatin camiler, mahya kurmaya elverişli bir yapı sunuyordu.

Minareler arasına ip gerilerek ışıklı yazılar oluşturulabilmesi için en az iki minareye ihtiyaç vardı ve bu görkemli camiler tam da bu imkanı sağlıyordu.

OSMANLI'DA KURULAN İLK MAHYA Osmanlı'da ilk mahyanın ne zaman kurulduğuna dair en çok kabul gören rivayet, I.

Ahmed dönemine uzanır.

Anlatılanlara göre, devrin tanınmış hattatlarından ve Fatih Camii müezzini olan Hafız Kefevi, büyük bir ustalıkla hazırladığı sanatkarane bir levhayı padişaha takdim eder.

KUTSAL GECELERDEN İLHAM ALAN BİR IŞIK GELENEĞİ Mahyanın ilham kaynaklarından biri de İslam dünyasının en kutsal mekanlarından biri olan Mescid-i Haram'dır.

Rivayetlere göre burada yüzlerce kandil bulunur, bunların bir kısmı özellikle Ramazan ve hac mevsiminde yakılırdı.

Kandiller, direkler arasına gerilen iplere bakır çengellerle asılır ve istenilen yere taşınabilirdi.

Bu uygulama zamanla Osmanlı'da gelişerek minareler arasına taşınmış ve mahya geleneğine dönüşmüştür.

OSMANLI'DA BİR SANAT DALI Mahyacılık, Osmanlı'da babadan oğula geçen bir ustalık mesleği haline gelmiş, adeta bir sanat kolu olarak kabul edilmiştir.

O dönemde mahyalar büyük emekle hazırlanırdı.

Minareler arasına gerilen iplere kandiller asılır, içine zeytinyağı konularak yakılırdı.

Her akşam tek tek kontrol edilir, eksilen yağlar tamamlanır, sönük ışıklar yeniden canlandırılırdı.

Bu zahmetli süreç, geceleri ışıl ışıl parlayan anlamlı cümlelere dönüşürdü.

IŞIKLA YAZILAN MESAJLAR Günümüzde mahyalar artık elektrik kabloları ve ampullerle hazırlanıyor.

Yazılacak sözler ise titizlikle seçiliyor.

Ramazan'ın başında minareler arasında genellikle 'Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan', 'On Bir Ayın Sultanı' ya da 'Oruç Tut, Sıhhat Bul' gibi karşılayıcı ifadeler yer alır.

Ayın sonuna doğru ise 'La İlahe İlallah' ve 'Elveda Ya Şehr-i Ramazan' gibi vedaya ve tefekküre çağıran mesajlar görülür.

RAMAZAN'IN SEMBOLÜ OLARAK MAHYA Mahya, zamanla yalnızca bir süsleme değil, Ramazan'ın sembolü haline gelmiştir.

Minareler arasında parlayan her cümle, göğe yazılmış bir dua, şehre bırakılmış bir hatırlatma gibidir.

Bu kadim gelenek, geçmişten bugüne uzanan ışıklı bir köprü olarak Ramazan gecelerini anlamla doldurmaya devam etmektedir. (Takvim Foto Arşiv, Fikriyat)

İlgili Sitenin Haberleri