Haber Detayı

Arkada kalmanın avantajı - Roşan Orhan
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
23/02/2026 04:00 (1 saat önce)

Arkada kalmanın avantajı - Roşan Orhan

Bu ülkede büyürken insana erken öğretilen şeylerden biri mesafe duygusudur. Hayat, çoğu zaman hızla akan bir yarıştan çok, doğru anı kollamayı gerektiren uzun bir bekleyişten ibaret.

Bu ülkede büyürken insana erken öğretilen şeylerden biri mesafe duygusudur.

Hayat, çoğu zaman hızla akan bir yarıştan çok, doğru anı kollamayı gerektiren uzun bir bekleyişten ibaret. “Arkada kalmanın avantajı çoktur” diyor Enis Akın.

Şiir boyunca tekrar eden bu cümle, bir teselli gibi başlıyor; sonra bir öğüde, en sonunda ise neredeyse ironik bir kader bilgisine dönüşüyor.

Türkiye’de büyüyen kuşakların kulağına benzer sözler fısıldandı: Çok öne çıkma.

Çok konuşma.

Göze batma.

Bekle.

Zamanı gelince sıçrarsın.

Şiirdeki baba da öyle diyor: “arkada kalmanın avantajı pek çoktur bir ayağını zıplama tahtasına basmak da var.” Bu ülkenin çocuklarına öğretilen sabır, çoğu zaman bir erdem değil; bir savunma mekanizmasıydı.

Öne çıkanın bedel ödediği, konuşanın fişlendiği, itiraz edenin dışlandığı bir siyasal hafızada “geride durmak” hayatta kalma stratejisiydi.

Oysa bugün mesele başka.

Enis Akın’ın şiirinde geçen “Sınıf farkımızı skor levhasından çaktırmadan silerken” dizesi, bugünün Türkiye’sini anlatmak için neredeyse tek başına yeterli.

Çünkü artık fark silinmiyor; büyüyor.

Skor levhası gözümüzün önünde asılı duruyor: Enflasyon, kiralar, genç işsizlik, mülakatlar, torpil iddiaları… Arkada kalan milyonlar, farkı sessizce kapatmaya değil; geride bırakılmamaya çalışıyor.

İstanbul trafiğinde direksiyon başında donuklaşan bakışlar yalnızca yorgunluğun değil, ertelenmiş hayatların birer ifadesi.

Şiirdeki gibi: “direksiyonda İstanbul trafiğine karşı eğittiğim boş bakışlarım.” Yan koltukta sevgili, camda bir yüz: “gül alır mısınız?” Buhara çizilen bir gülen suratın iki tarafında iki ayrı Türkiye duruyor.

Biri arabada, biri camın dışında.

Fakat her ikisi de başka bir yerin hayalini kuruyor.

Şiirin en çarpıcı sorularından biri şu: ne tarafa dönüyor/bir lavabonun giderinden akarken sağa doğru dönerek hayatımız?

Yalnızca bireysel bir yön kaybı değil bu; toplumsal bir savrulma hissi.

Mezun olan ama iş bulamayan gençler.

Çalışan ama geçinemeyen emekçiler.

Konuşan ama duyulmayan yurttaşlar.

Arkada kalmak burada bir tercih değil; çoğu zaman bir zorunluluk.

Ve o karanlık meselesi… “karanlıktan kaçmak yok diyen babasına dönüp” soran bir ses var şiirde.

Türkiye’nin siyasal hafızasında karanlık, yalnızca metafor değil; somut bir deneyim.

Eylül’lerin “huysuz ve tedirgin” olduğu bir ülkede, geride durmak bazen hayatta kalma stratejisidir.

Aynı zamanda bir korunma biçimidir.

Çünkü bu toplumun tarihi şunu da gösterdi: Arkada birikenler, günü geldiğinde yön değiştirir.

Sessiz çoğunluk, sandıkta ya da sokakta, kültürde ya da edebiyatta bir eşik yaratır.

Şiirde “işin ucunda averajla liderliğe yükselmek de var” denir.

Türkiye siyaseti de çoğu zaman böyle ilerlemedi mi?

Son dakika golleri, beklenmedik sonuçlar, hesapları bozan toplumsal refleksler… Önde görünenin mutlak galibiyeti bu topraklarda hiçbir zaman garanti olmadı.

Ancak burada romantik bir umut yok.

Enis Akın’ın şiiri bize bir konfor sunmuyor. “sözler neyi ilerletir?” diye soruyor.

Haklı bir soru.

Söz tek başına dünyayı değiştirmez.

Fakat söz, karanlıkta bırakılanı isimlendirir.

Üzeri örtülen eşitsizliği yeniden ifşa eder.

Skor levhasından silinmek istenen farkı yeniden görünür kılar.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında belki de asıl mesele şu: Arkada kalmak bir yazgı mı, yoksa sıçramadan önce alınan mesafe mi?

Eğer yalnızca kabullenirsek, bu bir düşüştür.

Ancak düşünür, birleşir, üretir ve dayanışmayı büyütürsek, o mesafe gerçekten bir zıplama tahtasına dönüşebilir.

Kavgamız her hayat bir ömür sürsün diyeydi “Arkada kalmanın avantajı çoktur” cümlesini artık bir teselli olarak değil, bir soru olarak okumalıyız.

Avantaj var mı?

Belki de yok.

Ama şunu biliyoruz: Bu ülkede arkada bırakılanların sabrı tükendiğinde, skor levhası değişir.

Ve o zaman geride görünenler, tarihin yönünü belirler.

İlgili Sitenin Haberleri