Haber Detayı

Osmanlı Neden Çöktü? Cevabı Gıda Sisteminde
Mete yolaş gercekgundem.com
23/02/2026 06:00 (1 saat önce)

Osmanlı Neden Çöktü? Cevabı Gıda Sisteminde

Osmanlı neden çöktü? Bu soruyu sorduğumuzda genellikle savaşları, saray entrikalarını, dış güçleri duyarız.

Osmanlı'nın çöküşünü ve Cumhuriyet altında yeniden birleşmeyi temelde gıda krizi ve gıda politikaları biçimlendirdi.

Osmanlı'nın gıda sistemi, devletle yurttaş arasındaki toplumsal mutabakatı parçaladı.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş, gıda sisteminin bir devleti nasıl ayakta tuttuğunun ya da nasıl yıktığının en somut örneği.Osmanlı'yı Ayakta Tutan Toprak Düzeni Nasıl Çalışıyordu?Büyük devletlerin dayanıklılığı, gıda sistemlerinin kendi kendine yetmesine dayanır.

Osmanlı'nın klasik çağ diye anılan dönemindeki ekonomik modeli, devasa bir tarım makinesi olarak kurgulanmıştı.

Bu makinenin sorunsuz işlemesi, devletin kırsal kesim üzerindeki mutlak otoritesine ve toprağın devletin elinde kalmasına bağlıydı.Toprağın asıl sahipliği devlete aitti.

Toprak işleme ve kullanma hakkı, savaşlarda başarı göstermiş komutanlara veriliyordu.

Bu topraklara miri topraklar (devlete ait topraklar) deniyordu.

Miri topraklar da kendi içinde üçe ayrılıyordu: has, zeamet ve tımar.

Has, padişah ve vezirlere ait, geliri yüz bin akçeden fazla olan topraklardı.

Zeamet, emir ve sancak beylerine ait, babadan oğula geçen, geliri yirmi bin ile yüz bin akçe arasında olan topraklardı.Tımar ise kullanım hakkı sipahilere verilen, babadan oğula geçen, geliri yirmi bin akçeye kadar olan topraklardı.

Sipahiler barış zamanında çiftçilik yapıyordu.

Savaş zamanı ise tımarlarında yetiştirdikleri askerlerle birlikte orduya katılıyordu.Osmanlı'nın gıda düzeninin omurgasını Tımar Sistemi oluşturuyordu.

Öşür, yani tarımsal verginin bir kısmı, devlete asker yetiştirmekle yükümlü sipahiye ayrılıyordu.

Geri kalanı merkeze aktarılıyordu.

Sipahi subayları vergiyi topluyor, ekimi denetliyor ve köylünün yerinden edilmesini hukuken önlüyordu.Bu sistemin en temel işlevi, köylünün topraksızlaşmasını ve büyük toprak ağalıklarının oluşmasını engellemekti.

Osmanlı, hiçbir bütçe ayırmadan, sadece toprak tahsisi yoluyla asker yetiştiriyordu.

Taşrada devlet otoritesini sağlıyordu.

Ama işin gerçeği şu: Tımar Sistemi, düzenlenmiş bir sömürü mekanizmasıydı.

Kusurlu ama işleyen bir düzendi.

Ve o düzende köylü sömürülüyordu.Toprak Düzeni İlk Kez Nasıl Çatırdadı?1300'lerin sonunda Tımar Sistemi çatırdamaya başladı.

Has, zeamet ve tımar toprakları gelirine göre düzgün kademelendirilmiyordu.

Sipahiler geliriyle orantılı sayıda asker yetiştirmiyordu.

Gıda envanteri tutulmuyordu.

Ailelere ait büyük özel mülk toprakları ve vakıf arazileri vardı.

Sonra Ankara Savaşı'nda I.

Bayezid, Timur'a yenildi.

İmparatorluk dört şehzade arasında parçalandı.Merkezi otorite çözülünce toprak üzerindeki kontrol yerel güç odaklarına dağıldı.

Her şehzade kendi tabanını beslemek için toprak dağıtımını keyfileştirdi.

Tarımsal vergi toplama düzensizleşti.

Köylü, hangi otoriteye bağlı olduğunu bilemez hale geldi.

Tam bir toplumsal çözülme yaşandı.Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra büyük mülkleri ve geniş vakıf arazilerini tasfiye etti.

Tasfiye ettiği arazileri Tımar Sistemi'ne dahil etti.

Potansiyel toprak aristokrasisinin önünü kesti.

Her kentte köylü hane sayısını, ekilebilir araziyi, üretim kapasitesini, vergi yükümlülüğünü ve tımar tahsislerini gösteren bir envanter kaydı olan Tahrir Sistemi'ni getirdi.

Tımar Sistemi'nde toprak, gelirine göre kademelendi.

Gelire orantılı sayıda asker yetiştirmek zorunlu hale getirildi.Köylüyü sömüren düzen, şimdilik sorun çıkarmayacak biçimde yeniden düzenlendi.Vergi Toplama Hakkı Satışa Çıkınca Ne Oldu?Osmanlı, ticaret üzerinde tam egemenliğe sahipti.

Devlet tavan fiyat belirliyordu.

Gıda zincirini takip ediyordu.

İç pazarın beslenmesini dış ticarete karşı sistematik olarak önceliyordu.

Kapitülasyonlar, yani yabancı devletlere tanınan ticari ayrıcalıklar, bu egemenliği adım adım çökertti.

Kapitülasyonlar 1536'dan itibaren Fransa'ya verilen imtiyazlarla başladı.Tımar Sistemi'nin iç çözülüşü 1580'lerden itibaren askeri dönüşüm ve ekonomik kriz nedeniyle tetiklendi.

Bu iki süreç birbirinden bağımsızdı, ama on sekizinci yüzyıldan itibaren kapitülasyonlar, tımarın çözülüşünün yarattığı yapısal boşluğa sızdı ve tarımsal dönüşümün yönünü belirleyen ana mekanizmaya dönüştü.1580'lerde sipahi süvarilerinin artık savaş meydanında yetersiz kaldığı kanıtlandı.

Devlet, geçici tüfekli piyade birlikleri toplamaya başladı.

Bu birlikler tımar gelirleriyle geçinmiyordu; maaşları nakit olarak ödeniyordu.

Savaş bitince terhis edilen bu piyadeler kırsalda eşkıyalığa yöneldi. 1596-1610 yılları arasındaki Celali İsyanları'nı besledi.Bu isyanlar Anadolu kırsalını harap etti.

Köylüyü yerinden etti.

Tarımsal üretim çöktü.

Osmanlı tarihinde ilk kez büyük bir gıda krizi yaşandı. 1590'ların sonundaki nüfus patlaması da tımar sisteminin kapasitesini aştı.

Topraksız köylü kitleleri, hem toplumsal istikrarsızlığın hem de devletin asker arayışının parçası oldu.Küresel gümüş akışı akçenin değerini düşürdü.

Sipahinin sabit geliri eridi.

Devletin savaş maliyetleri katlanarak arttı.

Devlet de Tımar Sistemi yerine İltizam Sistemi'ni, yani vergi toplama hakkının açık artırmayla satılması yöntemini tercih etmeye başladı.İltizam Sistemi'yle devletle yurttaş arasındaki bağ koptu.

Vergi toplama hakları en yüksek teklifi veren kişilere satıldı.

Bu kişiler, hazineye devletin elde edebileceği vergi gelirinin tamamını ödüyordu.

İltizam, vergi oranlarını artırdı; tefecilik ve köylünün toprağının gasp edilmesi yoluyla köylü fiilen toprak ağası adına çalışmaya başladı.Gıda üreten köylünün sömürülme biçimi, devletin askeri dönüşüm kapasitesini doğrudan belirledi. 1650'lerde geçici tüfekli piyadeler yerine kalıcı birlikler oluşturuldu.

Yeniçeri Ocağı kuruldu.

Kapitülasyonların genişlemesi, tarım toprağı gelirlerinin özelleştirilmesine yol açtı.

Taşrada devletten bağımsız güç odakları oluştu.

Gıda üretimi çöktü.

Köylü çoklu sömürüye maruz kaldı.

Devletin tarımsal yatırım kapasitesi çöktü.Osmanlı'nın borçlanmaya başlaması kapitülasyonlarla birleşince devlet önce Düyun-u Umumiye'ye, yani dış borç yönetimi için kurulan uluslararası alacaklılar idaresine teslim oldu.

Sonra yabancı şirketlere çok büyük imtiyazlar tanıdı.

En sonunda Osmanlı Devleti, dayatılan Sevr Antlaşması'nı kayıtsız şartsız imzaladı.Sofranın boşalması, devleti de boşalttı.

Köylü toprağından koparıldığında, halk devletten koparıldı.

Üretimi denetleyemeyen, halkını doyuramayan, gıda egemenliğini yitiren bir devlet ayakta kalamaz.

Osmanlı'nın yıkılış hikayesi, aslında sofranın yıkılış hikayesi.

İlgili Sitenin Haberleri