Haber Detayı
İflas eden ülke altın rezervlerini satabilir
Lübnan, bankaları ve ekonomiyi kurtarmak için altın rezervlerini satmayı tartışıyor. Merkez bankasının yaklaşık 45 milyar dolarlık altını var ancak satış fikrine şüpheyle yaklaşanlar çoğunlukta.
Lübnanlı bankacılar ve siyasetçiler, altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte değeri hızla artan merkez bankasının altın rezervlerinin bir bölümünün satılması ya da kiralanmasını, ülkeyi derin ekonomik krizden çıkarmanın bir yolu olarak gündeme almaya başladı.
Ancak bu fikir, bedelini halkın ödeyeceğini düşünen Lübnanlılar arasında son derece tartışmalı.İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre Lübnan, 2019’dan bu yana ülkeyi sarsan ekonomik çöküşe yönelik kalıcı bir çözüm üzerinde uzlaşmakta zorlanıyor.
Biriken altın rezervlerinin kullanılması ise birçok vatandaş tarafından “çoğunluğun pahasına azınlığı kurtarma” girişimi olarak görülüyor.Beyrut’ta mutfak tüpü satan esnaf Ahmed Zaydan, “Ülke mali olarak batmadı, yöneticilerimiz tarafından soyuldu” dedi ve “Altını satmayın, bize çaldığınız parayı geri getirin” ifadelerini kullandı.2019’DA BAŞLAYAN ÇÖKÜŞBankaların mevduat sahiplerinin paralarına erişimini kısıtladığı, devletin borçlarını ödeyemediği ve yerel para biriminin değerinin yüzde 90’dan fazla düştüğü kriz, ülkedeki ciddi döviz kıtlığıyla tetiklendi.Bu tablo, Dünya Bankası’nın “Ponzi düzeni” olarak tanımladığı yılların ardından geldi.
Söz konusu dönemde bankalar ve dolaylı olarak mevduat sahipleri, merkez bankasına yatırılan dolar mevduatları karşılığında olağanüstü yüksek faiz gelirleri elde etmiş, merkez bankası da bu yolla Lübnan lirasının sabit kurunu korumaya çalışmıştı.Yıllardır bankalar, mevduat sahiplerine olan ve yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin edilen borcun büyük kısmını ödemeye direniyor.
Devlet ise bu yükü üstlenecek mali güce sahip olmadığını savunuyor.ALTINDA BEKLENMEDİK “FIRSAT”Analistlere göre Lübnan, şimdiye kadar bu zor kararları erteleyebilmesini sağlayabilecek bir “beklenmedik kazanç” ihtimaliyle karşı karşıya.Merkez bankası, ülke ölçeğine kıyasla olağanüstü büyüklükte bir altın rezervine sahip.
Bankanın elinde bulunan 280 tondan fazla altın, Orta Doğu’da yalnızca Suudi Arabistan’ın gerisinde yer alıyor.
Lübnan, 1940’lı ve 1950’li yıllarda Lübnan lirasının değerini desteklemek amacıyla altın rezervlerini artırmaya başlamıştı.Küresel ölçekte benzeri görülmemiş şekilde yükselen altın fiyatları, bu nedenle Lübnan için bir avantaj yarattı.
Altının ons fiyatı son bir yılda yüzde 70 artarak yaklaşık 5 bin dolara yükseldi.Bu artışla birlikte Lübnan’ın altın rezervlerinin değeri, krizin başlangıcından bu yana üç katına çıkarak 2026 başı itibarıyla yaklaşık 45 milyar dolara ulaştı.
Bu rakam, toplam mali kayıpların yarısından fazlasına denk geliyor.YASAL ENGELLER VE IMF SÜRECİAncak Lübnan yasaları, altının satılmasını ya da kiralanmasını yasaklıyor.
Bu nedenle söz konusu adımın atılabilmesi için parlamentonun özel bir yasa çıkarması gerekiyor.Öte yandan siyasetçiler ve bankacılar, mevduat sahiplerine geri ödemelerin kimin sorumluluğunda olacağını belirleyecek son derece tartışmalı bir yasa tasarısı üzerinde de görüşmeler yürütüyor.Bu düzenleme, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak bir anlaşmanın temel şartları arasında yer alıyor.
Yetkililer, IMF anlaşmasını ekonomik toparlanma açısından kritik görüyor.
Ancak Lübnan, 2019’dan bu yana IMF’nin talep ettiği reformları hayata geçirmekte başarısız oldu.“Finansal açık yasası” olarak bilinen taslak, altının kullanımını dışlıyor.
Buna karşın bazı analistler, altının eninde sonunda çözümün bir parçası olacağını savunuyor.Onlara göre merkez bankası, yasa kapsamında vaat edilen ödemeleri yapacak likiditeye sahip değil; altının en azından bir bölümünün satılması ya da kiralanması kaçınılmaz olabilir.
IMF’nin de altının kullanımına açıkça karşı çıkmadığı belirtiliyor.“PLAN ALTINI KULLANMAKSA, AÇIKÇA SÖYLEYİN”Lübnan’daki finans krizine ilişkin çalışmalarıyla bilinen uzman Mike Azar, taslak yasada öngörülen ödeme takviminin merkez bankasını yeniden temerrüde sürükleyebileceğini söyledi.“Eğer plan altını kullanmaksa, bunu açıkça söyleyin,” diyen Azar, “Altın satılmadan işlemesi pek mümkün olmayan bir yasayı bugün geçirip, gelecekte iktidarın başka bir temerrüdü önlemek için altını satmak zorunda kalacağını ummak doğru değil” ifadelerini kullandı.Altın satışını açıkça savunanların sayısı ise son derece az.
Konunun siyaseten son derece hassas olması nedeniyle bankerler ve karar alıcılar arasındaki görüşmeler büyük ölçüde kapalı kapılar ardında yürütülüyor.Altının bir kısmının satılmasından yana olan bir bankacı, bankaların bu önerileri kamuoyunda dile getirmemesinin nedeninin halkın öfkesini daha da artırmamak olduğunu söyledi.“BANKALAR KAZANIR, HALK KAYBEDER”Eleştirmenlere göre altının satılması, bankaları ve büyük mevduat sahiplerini kurtarırken bedeli geniş halk kesimlerine ödetecek.Maliye Bakanlığı’na bağlı Basil Fuleihan Enstitüsü Başkanı Lamia Moubayad, “Bunlar halkın varlıkları,” diyerek durumu şöyle özetledi:“Altını mevduat sahiplerine ödeme yapmak için satarsanız, bu beş çocuğu olan bir ailenin tüm servetini sadece bir çocuğu kurtarmak için satmasına benzer.”SANAYİ BAKANI AÇIKÇA SAVUNDUMoubayad, “Muhasebe açısından ailenin borcu kalmaz, ama çocuklardan biri her şeyi alır, diğerleri ise kaybeder.
Üstelik hatalarını tekrar eder” dedi.Sanayi Bakanı Joe Issa el-Khoury, altının satılmasını kamuoyu önünde dile getiren az sayıdaki siyasetçiden biri oldu.
El-Khoury geçen ay X platformunda yaptığı paylaşımda, “Finansal açık yasasını iyileştirmek için yaklaşık 15 milyar dolarlık altının likide edilerek yatırım yapılabilir seviyede, sıfır kuponlu tahvillere dönüştürülmesi ve 100 bin doların üzerindeki mevduat sahiplerine verilmesi uygun olur” ifadelerini kullandı.
Daha sonra bunun bankaları kurtarmak amacıyla olmadığını vurguladı.Bağımsız milletvekili Mark Daou ise bankacılar ve bankalara yakın siyasetçilerin altın satışını savunmasının temel nedeninin, ticari bankaların mevduat sahiplerine karşı yükümlülüklerini azaltmak olduğunu söyledi.“Altının satışı yalnızca bankalara yarar,” diyen Daou, “Bankaların tüm stratejisi, servetin devletten ya da merkez bankasından bankalara aktarılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.Orta Doğu Politikaları üzerine çalışan Tahrir Enstitüsü’nden ekonomi araştırmacısı Ali Noureddeen de kısa vadede altın satılması hâlinde bankaların bundan fayda sağlayacağını belirterek, “Bankalar sermaye artırmak yerine, ilk yıllardaki ödemeler için altına yaslanacak” dedi.Daou’ya göre bu tartışmalar şimdilik büyük ölçüde teorik düzeyde kalıyor: “Hiçbir milletvekili Lübnan halkının karşısına çıkıp ‘Büyük mevduat sahiplerinin sorununu çözmek için sizin varlıklarınızı satıyorum’ demek istemiyor”.