Haber Detayı
Kuvayı Milliyeci ve Atatürkçü Hıfzı Veldet Velidedeoğlu
Büyük hukukçu Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nu aramızdan ayrılışının 34. yılında saygıyla anıyoruz.
Büyük hukukçu Ord.
Prof.
Dr.
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nu aramızdan ayrılışının 34. yılında saygıyla anıyoruz.
Velidedeoğlu bir Kuvayı Milliyeci, gerçek bir Cumhuriyetçi ve Atatürkçüydü.
Hıfzı Veldet, 16 yaşında bir lise öğrencisi iken Birinci Meclis’te çalışmaya başladı.
Çok genç yaşta, Milli Mücadele’nin Gazi Meclisi’nde gelişmeleri izledi.
Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, devlet bursu kazanarak İsviçre’de Neuchâtel Üniversitesi’nde hukuk doktorasını tamamladı, 1934’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak atandı.
Aynı yıl doçent, 1942’de profesör ve daha sonra da ordinaryüs profesör unvanlarını aldı. 1961 ANAYASASI ÇALIŞMALARI – KESİŞEN YAŞAM 27 Mayıs 1960 harekâtından sonra hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerine inanmış etkin bir hukukçu olarak anayasa çalışmalarına etkin olarak katıldı.
Önce İstanbul Hukuk Fakültesi Anayasa Komisyonu Üyesi olarak çalıştı. 6 Ocak 1961’de seçimle oluşan Kurucu Meclis’in değerli bir üyesi oldu ve Meclis tarafından Anayasa Komisyonu üyeliğine seçildi.
Gençlik temsilcisi olarak bu Kurucu Meclis’e seçimle girdim, ayrıca Meclis divan kâtipliğine seçildim.
Meclis koridorlarında karşılaştığım hocamın önünde ceketimin düğmelerini ilikler derhal saygılı bir duruma geçerdim.
Hukuk fakültesindeki hocam Velidedeoğlu ile Kurucu Meclis’te yaşamımız kesişmişti.
O, 57 yaşında en verimli çağında, ben ise henüz 25 yaşında, Meclis’in seçimle gelen en genç üyesiydim.
Anayasa Komisyonu’nda Prof.
Dr.
Muammer Aksoy, Prof.
Dr.
Turan Güneş, Prof.
Dr.
Tarık Zafer Tunaya, Prof.
Dr.
Bahri Savcı, Prof.
Dr.
Ragıp Sarıca, Doç.
Dr.
Mümtaz Soysal gibi büyük hukukçular yer almıştı.
Komisyonun başkanlığına saygın tarihçi Prof.
Dr.
Enver Ziya Karal seçilmişti.
Türk anayasa gelişmeleri tarihinde hukukun üstünlüğü ilkelerini yaşama geçiren, hak ve özgürlükleri güvence altına alan en ilerici anayasa, 1961 Anayasası Meclis’e bütün halinde sunulup oylanmadan önce, etkin hukukçuluğu nedeniyle, Hıfzı Veldet Hoca, anayasanın tümünün yazılışını yeniden gözden geçirip “redaksiyonunu” yapmakla görevlendirilmişti.
KİTAPLARI Prof.
Velidedeoğlu, hukuk öğrencileri için olağanüstü yüksek değerde ders kitapları yazdı.
Ders kitapları dışında yazdığı kitaplardan Milli Mücadele Anıları (1983) kuşkusuz çok önemlidir.
MİLLİ MÜCADELE MECLİSİ 16 yaşında Birinci Meclis’te kâtip olarak çalışmış olan Velidedeoğlu Gazi Meclis’i kitabında şöyle anlatıyor: “Ben Meclis’in ilk açıldığı gün olan 23 Nisan 1920’den 1 Ocak 1929 tarihine kadar her üç Meclis’te türlü görevlerde bulundum...
Birinci Meclis, (...) ‘Milli Mücadele Meclisi’, İkinci ve Üçüncü Meclisler ise ‘siyasal ve toplumsal devrim meclisleri’dir.
Bu nedenle hem Milli Mücadele’nin başından sonuna değin bütün evrelerini, hem de devrimlerin türlü aşamalarını onların içinde yaşadım.” (İlk Meclis, s.6) Velidedeoğlu Birinci Meclis’i şöyle anlatıyor: “Toplantı salonu küçük, mobilya adına Ankara Valiliği bürolarından, şuradan buradan derlenmiş kırık dökük bazı eşya var.
Milletvekilleri, Ankara Öğretmen Okulu’ndan, Ankara Sultanisi’nden (lisesinden) getirilmiş öğrenci sıralarında oturuyorlar.” MECLİS’İN NİTELİĞİ Meclis üyelerini ve Meclis’in yapısını da şöyle anlatıyor: “Bunların kılıkları, giysileri, yaşları, düşünsel düzeyleri ve görgüleri başka başka ve çok değişik; beyaz sarıklı, ak sakallı, cüppeli, eli tespihli hocalarla pırıl pırıl üniformalı genç subaylar; yazma veya şal sarıklı aşiret beyleri, külahlı ağalar ve kavuklu çelebilerle Avrupa’daki yüksek öğrenimlerini bitirip yeni dönmüş, Batı kültürüyle yetişmiş, nokta bıyıklı, ‘Kuvayı Milliye’ kalpaklı gençler yan yana oturuyorlar.” (İlk Meclis, s.15) Milli Mücadele’nin kalbi olan ilk Meclis’i anlamak için Velidedeoğlu’nun bu kitabı mutlaka okunmalıdır.
Velidedeoğlu’nun Milli Mücadele’yi örgütleyen ve yöneten Birinci Meclis’ten sonra, Türkiye’nin evrensel hukuk ilkelerine bağlı 1961 Anayasası’nı yapan Kurucu Meclis’in Anayasa Komisyonu üyesi olarak görev yapması kuşkusuz tarihsel açıdan çok önemlidir.
SÖYLEV Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun yazdığı kitapların içinde gençliğe bıraktığı ölümsüz eser “Söylev”dir.
Hıfzı Veldet, Atatürk’ün Nutuk’unu “Söylev” adıyla gençlerin anlayacağı bugünkü dile uyarladı ve üç ciltlik bu kitap, 1978 yılında yayımlandı.
Hıfzı Veldet, bu kitabın önsözünde şöyle diyor: “...Atatürk’ün Söylev’i Türkiye’de 1919’dan sonra gerçekleşen kurtuluşun ve büyük devrimin öyküsüdür.
Bu tarihsel ve anıtsal ‘öykü’ Batı emperyalizminin sömürüsü altındaki öbür ezilmiş ulusları etkileyip onların günümüze dek süregelen bağımsızlık savaşlarına da örneklik ve önderlik ettiği için ‘mazlum halkların evrensel önderi’ nitelemesine hak kazanan ve böylece dünya tarihinde yeni bir çağ açan adamın, Gazi Mustafa Kemal’in, yaşamından en önemli bölümü anlatır.” (Söylev, s.22) Velidedeoğlu Nutuk’u bugünkü dile uyarlayarak ve özetleyerek üç cilt halinde yayımlaması çok önemli bir hizmettir.
Böylece Nutuk’un geniş kitleler tarafından okunmasına olanak sağladı. 1978 yılından bu yana Söylev, Cumhuriyet Kitapları’ndan yayımlanıyor ve 56. baskısını yapmış bulunuyor.
Böylece Söylev, yüz binlerce adet basılmış oluyor.
Yakın bir süre önce kaybettiğimiz Hıfzı Veldet Hoca’nın saygıdeğer eşi, gazetemizin değerli yazarı Meriç Velidedeoğlu, “Söylev”in telif haklarını, Cumhuriyet Vakfı’na bağışlayarak örnek bir davranış sergilemiştir.
CUMHURİYET GAZETESİ VE YAZARLIĞI Prof.
Velidedeoğlu, yalnızca bir hukuk öğretim üyesi değildir, aynı zamanda Cumhuriyet felsefesini, Atatürkçülüğü, Aydınlanma devrimlerini bilimsel olarak savunan bir yazardı.
Hıfzı Veldet, Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’yi Birinci Meclis’ten tanıyordu.
Nadir Nadi, İlhan Selçuk, Oktay Akbal ve Sami Karaören’le yakın dosttu.
Yazılarıyla Cumhuriyet gazetesinin adeta temel taşlarından birisi oldu.
Bu gazetede tam 50 yıl yazdı.
Büyük hukukçu, gerçek bir Kuvayı Milliyeci, sürekli çalışan yorulmaz bir Atatürkçü ve Aydınlanmacı, Cumhuriyet gazetesinin bilge yazarı, hocaların hocası değerli hocamız Velidedeoğlu, çok sevdiğin Cumhuriyet gazetesi Atatürkçü yolunda mücadelesini sürdürüyor ve sürdürecektir.