Haber Detayı
Ramazan’da iftardan önce mi sonra mı spor yapılmalı? Uzman isim o zaman dilimine dikkat çekti
Ramazan ayıyla birlikte beslenme ve günlük rutinler değişirken, spor yapma alışkanlıkları da yeniden şekilleniyor. Uzmanlara göre bu ayın vücudun yeniden düzene uyum sağlama süreci olduğunu vurgulayarak, doğru planlamayla Ramazan boyunca formun korunabileceğini belirtiyor.
GQ Middle East'e konuşan, The Hundred Wellness Centre'da görev yapan antrenör Derryn Brown'a göre, Ramazan'da spor yapılabilir önemli olan antrenmanın yoğunluğunu ve hacmini düşürerek hedefi performans artışı değil mevcut formu korumak olarak belirlemek.
Yağ kaybı için iftar öncesi hafif egzersizler, güç çalışmaları için ise iftar sonrası antrenmanlar daha uygun görülüyor.
RAMAZAN'DA SPOR İÇİN EN UYGUN ZAMAN DİLİMİ GQ Middle East, Dubai'deki The Hundred Wellness Centre'da görev yapan kişisel antrenör Derryn Brown ile Ramazan'da egzersiz konusunu masaya yatırdı.
Brown'a göre en yaygın yanlış inanış, oruç tutarken spor yapılmaması gerektiği düşüncesi.
Uzman isim, 'Vücut düşündüğümüzden çok daha uyumlu.
İnsanlar yıllardır aç karnına çalışıyor ve hareket ediyor.
Asıl ayarlanması gereken şey egzersizin kendisi değil yoğunluğu, hacmi ve beklentidir' diyor.
Brown, hafif ve orta şiddette yapılan antrenmanların, sporu tamamen bırakmaya kıyasla kas kütlesini, enerjiyi ve ruh halini daha iyi koruduğunu vurguluyor.
İFTARDAN ÖNCE Mİ SONRA MI?
Peki en doğru zaman hangisi?
Brown bu soruya net bir saat vermekten kaçınıyor: 'Tek bir mükemmel zaman yok.
En iyi zaman, hedefinize ve enerji seviyenize uygun olandır.' Yağ kaybı ve genel hareketlilik hedefleyenler için iftardan önce yapılan düşük tempolu antrenmanlar uygun olabilir.
Vücut zaten açlık durumundayken rutini sade tutmak avantaj sağlayabilir.
Güç ve performans odaklı çalışanlar için ise tablo değişiyor.
Brown'a göre iftardan sonra, su ve besin alımının ardından yapılan antrenmanlar sinir sistemi ve kas performansı açısından daha verimli.
Uzman isim, Ramazan'ın birçok kişi için zirve performans dönemi değil süreklilik ve denge dönemi olduğunun altını çiziyor. 'GERİ KALIYORUM' ENDİŞESİNE GEREK YOK Ramazan'da antrenman temposunun düşmesi, geriye gitmek anlamına gelmiyor.
Brown bu sürecin 'zorlanma değil, koruma ve farkındalık dönemi' olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor.
Kişisel rekorlar kovalamak yerine mevcut seviyeyi korumaya odaklanmak daha gerçekçi bir yaklaşım.
Bu süreçte önerilen yöntem ise şöyle: -Antrenman hacmini azaltmak -Yoğunluğu tamamen düşürmemek -Dinlenme sürelerini uzatmak -Hareket kalitesi ve nefes kontrolüne odaklanmak Uzmanlara göre bu yaklaşım, hayat temposuyla uyumlu akıllı bir planlama anlamına geliyor.
SADECE 20–30 DAKİKANIZ VARSA NE YAPMALI?
Zamanı kısıtlı olanlar için çözüm, tüm vücudu çalıştıran temel hareketlerde saklı.
Squat, hinge (kalça itişi), push (itme), pull (çekme) ve core stabilizasyon egzersizleriyle fonksiyonel gücün büyük bölümü korunabiliyor.
Mobilite ve nefes egzersizleri eklendiğinde ise hem toparlanma süreci destekleniyor hem de antrenmanın verimi artıyor.
Brown'ın mesajı net: 'Seanslar kısa olabilir ama bilinçli yapıldığında oldukça etkilidir.
Süre değil, istikrar kazandırır.' Uzmanlara göre Ramazan'da sporun anahtarı performans değil; denge, süreklilik ve vücudun doğal ritmine saygı göstermek.