Haber Detayı
Pakistan-Afganistan savaşının kritik cephesi: Durand Hattı nedir, neden önemli?
Pakistan ile Afganistan arasında tırmanan gerilimin merkezinde, 19. yüzyıldan miras kalan 2 bin 640 kilometrelik Durand Hattı yer alıyor. İslamabad’ın uluslararası sınır olarak kabul ettiği, Kabil’in ise resmen tanımadığı bu çizgi; etnik bağlar, güvenlik kaygıları ve büyük güç rekabeti nedeniyle bölgesel istikrarsızlığın kilit fay hattı olmayı sürdürüyor.
Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilim, haftalardır süren sınır çatışmalarının ardından yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya geçti.
Pakistan Savunma Bakanı, ülkesinin artık 'açık savaş durumunda olduğunu' açıklarken Kabil , Kandahar ve diğer bazı bölgelerde hava saldırıları düzenlendiğini duyurdu.
Sahadan gelen bilgilere göre hem kara hem de hava unsurları devrede; iki taraf da ağır kayıplar verildiğini öne sürüyor.
İslamabad yönetimi, Afganistan topraklarında bulunan militan grupların Pakistan’a saldırılar düzenlediğini ve Taliban yönetiminin, 'Hindistan'ın vekili gibi davrandığını' savunuyor.
Taliban yönetimi ise bu iddiaları reddediyor ve Pakistan’ın saldırılarına karşılık verdiklerini öne sürüyor. 'Savaş ilanı' ifadesi resmi düzeyde kullanılmaya başlanmış olsa da, yaşananların tam ölçekli bir devletler arası savaşa mı dönüşeceği yoksa sınır hattındaki askeri tırmanışın sertleşmesi mi olduğu henüz netlik kazanmış değil.
Ancak tüm bu gelişmelerin merkezinde, iki ülke arasındaki 2 bin 640 kilometre uzunluğunda ve tarihsel olarak tartışmalı bir sınır çizgisi olan, 'Durand Hattı' yer alıyor.
Durand Hattı’nın kökeni, 19. yüzyıldaki Britanya-Rusya rekabetine dayanıyor.
Ancak bugün tablo daha da karmaşık.
Bölge; Çin’in Kuşak ve Yol girişimi , ABD’nin Afganistan’dan çekilme sonrası güvenlik stratejisi, İran’ın sınır dengeleri ve Orta Asya enerji hatları gibi çok katmanlı jeopolitik hesapların merkezinde yer alıyor.
Pakistan için Durand Hattı , egemenlik ve ulusal güvenlik meselesi.
Afganistan için ise tarihsel adalet ve kimlik tartışmasının sembolü.
Bu nedenle sınır yalnızca iki devlet arasında değil, aynı zamanda bölgesel güçler arasında da stratejik bir eşik niteliği taşıyor.
İşte, Durand Hattı hakkında bilinenler...
TARİHTEN BUGÜNE Pakistan ile Afganistan arasındaki 2 bin 640 kilometrelik sınır, 'Durand Hattı' olarak anılıyor. 1890’larda Britanya İmparatorluğu yetkilileri tarafından çizilen bu hat, dönemin jeopolitik rekabet ortamında, 'Büyük Oyun' olarak bilinen İngiltere-Rusya mücadelesi sırasında ortaya çıktı.
Amaç, Britanya Hindistanı ile Afgan Emirliği arasında bir 'tampon bölge' oluşturmaktı.
Aradan geçen 130 yılı aşkın sürede sınırın adı değişmedi, fakat anlamı sürekli tartışma konusu oldu.
Pakistan, 1947’de bağımsızlığını kazandıktan sonra Durand Hattı’nı uluslararası sınır olarak benimsedi.
Afganistan ise bu hattı hiçbir zaman resmen tanımadı.
Kabil yönetimleri, sınırın sömürge dönemi şartlarında çizildiğini ve Afgan halkının rızasını yansıtmadığını savundu.
ETNİK GERÇEKLİK Durand Hattı yalnızca coğrafi bir çizgi değil; aynı zamanda etnik ve kültürel olarak iç içe geçmiş bir bölgeyi ikiye ayıran bir sınır.
Özellikle Peştun nüfus , hattın her iki tarafında yoğun biçimde yaşıyor.
Aile bağları, kabile ilişkileri, dil ve dini ortaklıklar sınırın ötesine taşmış durumda.
Bu nedenle sınır, yerel halk açısından çoğu zaman 'fiili bir çizgi' olarak görülüyor.
Günlük hayat, ticaret, akrabalık ilişkileri ve hatta militan hareketlilik, yıllarca sınırın görece geçirgen yapısından etkilendi.
Bu durum, özellikle güvenlik boyutunda iki ülke arasında sürekli bir gerilim kaynağı oldu.
GÜVENLİK BOYUTU İslamabad yönetimi, Afganistan topraklarında faaliyet gösteren ve Pakistan’a yönelik saldırılar düzenlediğini öne sürdüğü silahlı grupları gerekçe göstererek son yıllarda sınır hattını kapsamlı biçimde tahkim etti. 2017’den itibaren Durand Hattı boyunca yüzlerce kilometrelik tel örgü, hendek ve duvar inşa edildi; yüzlerce kontrol noktası ve askeri karakol kuruldu.
Pakistan, bu adımların militan geçişlerini, silah ve uyuşturucu kaçakçılığını engellemeye yönelik olduğunu savunuyor.
Ancak sınırın dağlık ve geçirgen yapısı, özellikle Khyber , Kunar ve Belucistan hattında güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmasını zorlaştırıyor.
Taliban yönetimi ise sınırın bu şekilde tek taraflı güçlendirilmesine karşı çıkıyor.
Afgan tarafı, Durand Hattı’nın meşruiyetinin tarihsel olarak tartışmalı olduğunu vurgularken, Pakistan’ın askeri tahkimatını egemenlik ihlali ve siyasi baskı aracı olarak değerlendiriyor.
Bu yaklaşım farkı, zaman zaman sınır kapılarının kapatılmasına, karşılıklı topçu atışlarına ve kontrol noktaları çevresinde sıcak çatışmalara yol açtı.
Son tırmanış da, güvenlik kaygıları ile sınırın hukuki statüsüne ilişkin anlaşmazlığın yeniden kesiştiği bir noktada ortaya çıktı.
EKONOMİK BOYUTU Durand Hattı üzerindeki Torkham ve Chaman sınır kapıları, yalnızca iki ülke arasındaki geçiş noktaları değil, Orta Asya ile Güney Asya arasındaki ticaretin ana arterleri konumunda.
Denize kıyısı olmayan Afganistan, dış ticaretinin büyük bölümünü Pakistan ve Karaçi Limanı üzerinden yürütüyor.
Bu nedenle sınırın kapanması ya da çatışmaların artması, Afgan ekonomisi üzerinde doğrudan ve ağır bir baskı yaratıyor.
Öte yandan Afganistan, Orta Asya ’yı Güney Asya ’ya bağlayan kara geçiş güzergâhlarının merkezinde yer alıyor.
Özellikle Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPI) doğalgaz boru hattı projesi , Orta Asya gazını Pakistan ve Hindistan pazarına ulaştırmayı hedefliyor .
Benzer şekilde CASA-1000 elektrik iletim projesi, Kırgızistan ve Tacikistan ’daki fazla elektriğin Afganistan üzerinden Pakistan ’a taşınmasını öngörüyor.
Bu projelerin güvenliği doğrudan Afganistan-Pakistan sınır istikrarına bağlı.
En önemlisi de Pakistan’ın Çin ile yürüttüğü Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) girişimi de bölgesel istikrara ihtiyaç duyuyor.
Afganistan’daki istikrarsızlık ya da sınır hattında sürecek bir çatışma, hem transit ticareti hem de enerji yatırımlarını riske atabilir.
Bu nedenle Durand Hattı üzerindeki gerilim, 'milyarlarca dolarlık enerji ve lojistik projelerin geleceğini de doğrudan etkileyen stratejik bir unsur' olarak öne çıkıyor.
NEDEN ŞİMDİ DAHA KRİTİK?
Son dönemde artan sınır çatışmaları, Durand Hattı’nı yeniden sıcak bir cepheye dönüştürdü.
Afganistan’da Taliban yönetiminin kontrolü pekiştirmeye çalıştığı bir dönemde, Pakistan’ın güvenlik kaygıları daha görünür hale geldi.
Sınır hattı, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin barometresi gibi işliyor.
Öte yandan, Durand Hattı üzerindeki her askeri hareketlilik aynı zamanda, bölgesel dengeleri de etkileyebilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Çünkü bu hat, tarihsel meşruiyet tartışması ile güncel güvenlik tehdidinin kesişim noktasında duruyor. 19. yüzyılın sömürge rekabetinden miras kalan bu çizgi, bugün Pakistan ile Afganistan arasındaki güvenlik krizinin merkezinde yer alıyor.
Kısacası, Pakistan-Afganistan gerilimini anlamak için önce Durand Hattı’nı anlamak gerekiyor.
NE OLMUŞTU? 27 Şubat sabahı Pakistan Savunma Bakanı Khawaja M.
Asif , Afganistan ile 'açık savaş' ilan ettiklerini duyurdu.
Açıklama, Durand Hattı boyunca haftalardır süren çatışmaların ardından geldi.
Pakistan yönetimi; Kabil , Paktia ve Kandahar ’da hedeflerin vurulduğunu, 27 mevzinin imha edildiğini ve 9 noktanın ele geçirildiğini iddia etti.
İslamabad ayrıca iki kolordu ve üç tugay karargâhı dahil çok sayıda askeri hedefin vurulduğunu öne sürdü.
Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar , operasyonlarda Afgan tarafında 72 kişinin öldüğünü, 120’den fazla kişinin yaralandığını duyurdu.
Buna karşılık Afganistan yönetimi, Pakistan’ın açıklamalarını reddetti.
Tolo News ’e konuşan Sözcü Yardımcısı Hamdullah Fıtrat , misilleme operasyonlarında 55 Pakistan askerinin öldürüldüğünü, 23 askerin cesedinin ve çok sayıda silahın ele geçirildiğini iddia etti.
Afgan tarafı ayrıca Pakistan’a ait bir karargâh ile 19 kontrol noktasının ele geçirildiğini ileri sürdü.
İki taraf da ağır kayıplar ve askeri başarı iddialarında bulunurken, Pakistan, Taliban yönetimini, Hindistan’ın etkisi altına girmekle suçluyor ve Afganistan’ın 'Hindistan’ın vekili haline geldiğini' savunuyor.