Haber Detayı

CHP'li Bağcıoğlu: Bölünmüş Suriye, daha fazla istikrarsızlık ve göç demektir
Cumhuriyet'in egesi cumhuriyet.com.tr
27/02/2026 11:43 (2 saat önce)

CHP'li Bağcıoğlu: Bölünmüş Suriye, daha fazla istikrarsızlık ve göç demektir

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Suriye’den Ege ve Doğu Akdeniz’e kadar Türkiye’nin güvenliği ve deniz haklarına dair “Bölünmüş bir Suriye, daha fazla istikrarsızlık ve göç demektir” uyarısında bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İzmir İl Başkanlığı’nda yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin güvenlik politikaları, deniz yetki alanları, askeri yargı ve şehit aileleri konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin güvenliği ve bölgesel istikrar konusuna değinen Bağcıoğlu, “Türkiye’nin güvenliği için Suriye’nin toprak bütünlüğü kritik; bölünmüş bir Suriye, daha fazla istikrarsızlık ve göç demektir” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz güvenliği ihlalleri, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın etkileri, askeri personelin özlük hakları ve modern silah tedariki konularında kritik mesajlar verdi.

Yankı Bağcıoğlu, 6 yıl önce Suriye’nin İdlib bölgesinde Rusya Federasyonu tarafından düzenlenen hava saldırısında 34 askerimizin şehit düştüğünü hatırlatarak, “Yardıma giden ambulanslar bile saldırıya uğradı.

Şehitlerimizi, katillerini ve olaya sebebiyet veren sorumluları unutmadık, unutmayacağız.” ifadelerini kullandı.

KORAMİRAL AYDAN EROL’UN CENAZESİ Bağcıoğlu, Bahriye üniformasını 44 yıl boyunca şerefle taşıyan emekli Koramiral Aydan Erol’un ebediyete uğurlandığını belirtti.

Cenazede askerî tören yapılmadığını ve Türk bayrağının tabutuna sarılmasının dahi çok görüldüğüne şahit olduklarını aktaran Bağcıoğlu, “Bayrağımız bir akrabası tarafından tabutuna örtüldü, üniformalı fotoğrafı ise ailesi tarafından getirildi” dedi.

Koramiral Erol’un FETÖ mensubu bir savcının hazırladığı iddianameyle mahkûm edildiğini hatırlatan Bağcıoğlu, bir dönem Balyoz ve Askerî Casusluk kumpaslarında yargılanan askerlerin de benzer şekilde iftiraya uğradığını ve hapisteyken dahi vatan sevgilerini koruduklarını vurguladı.

Bağcıoğlu, Rusya – Ukrayna savaşına ilişkin olarak, kara cephesindeki Rusya kazanımlarının sınırlı kaldığını, ancak Rusya’nın Ukrayna’nın enerji, ısıtma ve tarım altyapısını hedef alarak sivil ve ekonomik baskıyı artırdığını ifade etti.

Ukrayna’nın ise Rusya’nın enerji tesislerine yönelik saldırılarla Moskova açısından savaşın maliyetini yükseltmeyi amaçladığını belirten Bağcıoğlu, savaşta kayıp ve zayiatların yüzde 80’inin insansız araç ve dron saldırıları sonucu meydana geldiğini söyledi. “Bu durum hem taarruz hem de kuvvet korumasında insansız araçlara karşı savunmanın önemini ortaya koyuyor” dedi.

Ayrıca Karadeniz’de tanker ve ticari gemilere yönelik saldırılar ve serseri mayın tehdidinin deniz güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini kaydetti.

EGE VE DOĞU AKDENİZ’DE GERGİNLİK Bağcıoğlu, Yunanistan’ın Ege’deki gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmasının ve tatbikat düzenlemesinin Lozan ve Paris Antlaşmaları’nı ihlal ettiğini söyledi.

GKRY’nin siyasi ve askeri girişimleri ile Lübnan ile yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşmasının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, Yunanistan’ın Girit ve Mora açıklarındaki arama alanını 48.000 km²’den 94.000 km²’ye çıkarmasını yakından takip ettiklerini belirtti. “Deniz yetki alanlarımızda yapılacak her sismik araştırma ve sondaj, haklarımızın tescili ve uzun vadeli kazanımlar açısından hayati önem taşımaktadır” diyen Bağcıoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de “Mavi Vatan” kavramını fiilen göstermesi gerektiğini ifade etti.

AKDENİZ VE KARADENİZ’DE DENİZ GÜVENLİĞİNE ÖNEMLİ KATKI Yankı Bağcıoğlu, Karadeniz Uyumu Harekâtı ve Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nın Türkiye’nin deniz güvenliğindeki merkezi rolüne büyük katkı sağladığını açıkladı.

Bağcıoğlu, Karadeniz Uyumu Harekâtı’nın Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 1 Mart 2004’te BMGK kararlarına dayanılarak başlatıldığını ve Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Ukrayna’nın katılımını askıya almasına rağmen harekâtın Türkiye liderliğinde kesintisiz sürdüğünü belirtti.

Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nın ise 2006’dan bu yana Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliği sağlamak amacıyla yürütüldüğünü aktaran Bağcıoğlu, Mısır ile 13 yıl aradan sonra gerçekleştirilen tatbikat, karargâh görüşmeleri ve Askerî Çerçeve Anlaşması’nın Doğu Akdeniz’de güvenlik ve istikrara katkı sağlayacak kritik adımlar olduğunu vurguladı.

Bağcıoğlu, “Karadeniz Uyumu Harekâtı’na benzer şekilde Akdeniz Kalkanı Harekâtı’na da uluslararası bir kimlik kazandırılması, Akdeniz’de kalıcı ve kapsayıcı bir güvenlik mimarisi oluşturacaktır” dedi.

İSTİHBARAT ÇALIŞMALARI ARTMALI Yankı Bağcıoğlu, Suriye’nin toprak bütünlüğünün Türkiye’nin güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. “Bölünmüş bir Suriye; daha fazla istikrarsızlık ve göç demektir” diyen Bağcıoğlu, 30 Ocak anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bağcıoğlu, Suriye’de tüm etnik ve inanç gruplarının eşit hak ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini, bunun güçlü bir anayasa ve serbest seçimlerle sağlanacağını ifade etti.

Ayrıca Türkiye’nin Suriye politikasında iki temel hedefi olduğunu açıkladı: Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve Türkiye’ye yönelik hiçbir tehdidin engellenmesi.

DEAŞ tehdidine karşı Türkiye’de uyuyan terör hücrelerine karşı önleyici istihbarat ve farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiğini de belirtti.

Bağcıoğlu, İran’da olası gerginlik ve çatışma ortamının Türkiye’ye kitlesel göç dalgası yaratabileceğine dikkat çekti ve tedbirlerin titizlikle uygulanması gerektiğini söyledi.

Avrupa’da demiryolları, havaalanları, enerji ve sağlık tesislerine yönelik siber saldırılara da işaret eden Bağcıoğlu, “Kritik altyapıların hibrit tehdit ortamında hedef alınabileceği dikkate alınarak Türkiye’nin siber savunma tedbirleri gözden geçirilmeli ve hazırlık durumu yükseltilmelidir” dedi.

ASKERİ YARGININ KALDIRILMASI OLUMSUZLUK YARATTI Yankı Bağcıoğlu, Hava Harp Okulu’nda görevli bir kısım sözleşmeli erbaş/er hakkında başlatılan uyuşturucu soruşturmasını değerlendiren Bağcıoğlu, TSK’nın toplumun aynası olduğunu ve uyuşturucu kullanımının TSK’ya sirayet etmesinin üzücü ve kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Bağcıoğlu, “Bu olayın sebeplerine yönelik kök analiz yapılmalı ve sistemsel hatalar giderilmelidir.

Asker hastanelerinin kapatılması ve askeri yargının kaldırılması süreçte olumsuzluk yaratmıştır” dedi.

Deniz Kuvvetleri için inşa edilen gemilerin ihracıyla ilgili olarak Bağcıoğlu, Akhisar sınıfı Açık Deniz Karakol Gemisi’nin Romanya’ya satılmasını eleştirdi. “İhraç edilecek gemiler, Kuvvet Yapısı hedeflerine ulaşıldıktan sonra ya da millî hedeflerde gecikmeye yol açmayacak şekilde eş zamanlı inşa edilmelidir” diyen Bağcıoğlu, Milli Savunma Bakanlığı’nın bu yanlıştan dönmesini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

ŞEFFAF BİLGİLENDİRİLME GEREKİR Bağcıoğlu, Türkiye’nin muharip uçak tedarikinde gecikmeler yaşadığını belirterek, KAAN projesi ile ANKA-3 ve Kızılelma sistemlerinin geliştirilmesinin hızlandırılması gerektiğini açıkladı.

Ayrıca F-16 modernizasyonu ve Typhoon tedarik süreçlerinin planlama dâhilinde devam etmesi gerektiğini vurguladı.

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 tedarik süreçlerinin tüm imkânlarla desteklenmesi gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, “Gerçekçi hedefler ortaya konmalı ve kamuoyu şeffaf bir şekilde bilgilendirilmelidir” dedi.

Yankı Bağcıoğlu, Anadolu amfibi hücum gemisi dahil 4 gemiden oluşan Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti’nin faaliyetlerine devam ettiğini belirtti.

TSK’nın kurumsal hafıza ve muharip ruhla birleşen harekât kabiliyetini geliştirdiğini vurgulayan Bağcıoğlu, tarihsel tecrübelerin (Kore, 1974 Kıbrıs Harekâtı, Somali, Kardak Krizi) bugünkü operasyonel kapasiteyi sağladığını ifade etti.

AFETLERDE ACİL MÜDAHELE GEREKİR Bağcıoğlu, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak, afet yönetiminde TSK’nın esas çözüm ortağı olarak tanınması gerektiğini belirtti.

Ayrıca afet müdahale kapasitesinin artırılması için İstanbullu deniz ekipleri, lojistik altyapı ve dijital bilgi yönetim sistemlerinin güçlendirilmesini önerdi.

Bağcıoğlu, modern silahların etkinliğinin eğitimli, liyakat sahibi ve motivasyonu yüksek personele bağlı olduğunu vurguladı.

Muvazzaf ve emekli personelin düşük maaş ve barınma sorunlarının, askerlik mesleğinin tercih edilmesini risk altına aldığını ifade etti. “Fedakâr askerimizin sınırlarında, aile ve asgari yaşam hakkı vardır.

Bu hak istismar edilmemelidir” diyen Bağcıoğlu, emekli askerlerin yoksulluk sınırında maaş aldığını ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

EMSAL MAAŞ HAYATA GEÇİRİLMEDİ Yankı Bağcıoğlu, şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümü için TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda yıllardır devam eden istişarelerin artık icra safhasına geçmesi gerektiğini açıkladı.

Ortez-protez hizmetleri ve emsal maaş uygulamasının hâlâ hayata geçirilmediğini belirten Bağcıoğlu, tüm yetki ve sorumlulukların Milli Savunma Bakanlığı’na devredilmesini önerdi.

Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin tasfiye edilmesinin üzerinden on yıl geçtiğini hatırlatarak, bu süreçte harekât sahasında sağlık hizmetlerinin ve tecrübenin kaybolduğunu söyledi. “Askeri Sağlık Sistemi yeniden tesis edilmeli; harp cerrahisi, KBRN savunma ve muharip sağlık personeli tecrübesi korunmalıdır” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri