Haber Detayı

Tehdit mi, tıpta yeni bir devrim mi? Beyin çiplerinin gerçek yüzü
Aile hurriyet.com.tr
28/02/2026 12:44 (2 saat önce)

Tehdit mi, tıpta yeni bir devrim mi? Beyin çiplerinin gerçek yüzü

Beyin çipleri artık sadece bilim kurgu değil; modern tıbbın sınırlarını zorluyor. Ama bu teknoloji gerçekten zihnimizi ele geçirecek mi, yoksa kaybolan yetilerimizi geri mi kazandıracak? Uzmanlar ise cevapların düşündüğünüzden çok daha karmaşık olduğunu söylüyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Dündar, konutu tüm detaylarıyla anlattı.

Beyin çipleri bir “zihin ele geçirme” projesi değil; modern tıbbın, bugüne kadar tedavisi zor ya da sınırlı olan nörolojik hastalıklar için geliştirdiği ileri teknoloji destek sistemleri.

Amaç; insan iradesini kontrol etmek değil, kaybedilen fonksiyonları geri kazandırmak ve yaşam kalitesini artırmak.

Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz, düşünce gücüyle cihaz yönetme ya da beyne veri yükleme sahneleri artık yalnızca senaryo değil. 1924 yılında beynin elektriksel aktivitesinin (EEG) ilk kez kaydedilmesinden bu yana geçen bir asırda nöroteknoloji önemli bir gelişim gösterdi.

Bugün gelinen noktada, beyin sinyallerini okuyabilen ve belirli durumlarda düzenleyebilen sistemler, klinik uygulamada yer bulmuş durumda.

Beyin çipi denildiğinde akla çoğunlukla Elon Musk gelse de nöroşirürji pratiğinde beynin elektriksel aktivitesini düzenleyen cihazlar uzun yıllardır kullanılıyor.

Bunların başında Vagus Sinir Stimülasyonu (VNS) geliyor.

Halk arasında “epilepsi pili” olarak bilinen bu sistem, boyundaki vagus sinirine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla çalışıyor.

VNS, ilaç tedavisine dirençli epilepsi hastalarında nöbet sıklığını azaltmak amacıyla uygulanıyor.

Sistem, sinir üzerinden beyne düzenli ve kontrollü elektriksel uyarılar gönderiyor.

Bazı modeller nöbet aktivitesine ilişkin veri kaydı da tutabilir.

Böylece hastanın nöbet sıklığı ve zamanlaması daha objektif biçimde takip edilebilir.Bu teknoloji uzun yıllardır hem dünyada hem de Türkiye’de başarıyla kullanılıyor.

Yani sözünü ettiğimiz sistemler deneysel bir kurgu değil, klinik pratiğin bir parçası.

NeuralinkABD merkezli Neuralink, kafatasına yerleştirilen yüksek hassasiyetli elektrot sistemleri üzerinde çalışıyor.

Amaç; omurilik hasarı veya felç nedeniyle hareket kaybı yaşayan bireylerin bilgisayar ve dijital sistemlerle doğrudan iletişim kurabilmesini sağlamak.

Klinik çalışmalar henüz erken aşamada ve uzun vadeli sonuçlar bilimsel olarak izleniyor.

SynchronSynchron’un geliştirdiği “Stentrode” sistemi ise beyin dokusuna doğrudan cerrahi giriş yapmadan, damar içinden ilerletilen bir cihazla çalışmayı hedefliyor.

Bu yaklaşım, cerrahi riski azaltma potansiyeli nedeniyle dikkat çekiyor.

Amaç yine felçli bireylerin dijital ortamla bağlantı kurmasını sağlamak.Çin ve Japonya’daki çalışmalarÇin’de çeşitli araştırma merkezlerinde daha esnek ve beyin dokusuna daha az zarar veren elektrot sistemleri üzerine çalışmalar yürütülüyor.

Osaka Üniversitesi bünyesinde ise özellikle ALS gibi konuşma yetisini etkileyen hastalıklarda, beyin sinyallerini metne veya sese dönüştürmeye yönelik araştırmalar yapılıyor.

Bu çalışmaların önemli bir kısmı henüz araştırma aşamasında.

Türkiye’de durumAnkara’da kurulan NÖROM (Nörobilim ve Nöroteknoloji Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi), beyin haritalama ve beyin-bilgisayar arayüzleri üzerine çalışmalar yürütülüyor.

Ayrıca TÜBİTAK BİLGEM ve ASELSAN gibi kurumların mikroelektronik ve çip üretimi konusundaki tecrübesi, uzun vadede tıbbi mikroçiplerin yerlileştirilmesi açısından önemli bir potansiyel oluşturmakta.

Ancak bu alandaki çalışmaların önemli bölümü araştırma ve geliştirme aşamasında.

Önümüzdeki yıllarda;İlaç tedavisine dirençli epilepsi,Parkinson hastalığı,ALS,Omurilik hasarına bağlı felçler,Tedaviye dirençli depresyon gibi bazı nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda,daha hassas ve kişiselleştirilmiş beyin uyarım sistemleri gündeme gelebilir.

Ancak hafıza yükleme, düşünce okuma veya zihinsel kontrol gibi kavramlar şu an için bilimsel gerçeklik değil; daha çok spekülatif senaryolardır.

Beyin çipleri, insan zihnini kontrol etmeye yönelik sistemler değil.

Klinik uygulamadaki tüm nöroteknolojik cihazlar; belirli, ölçülebilir elektriksel sinyalleri algılamak veya düzenlemek amacıyla geliştirilmiş.Tıp bilimi ilerledikçe, bugün tedavisi sınırlı olan bazı hastalıkların yarın daha etkili biçimde yönetilebilmesi mümkün olabilir.

Nöroteknoloji bu açıdan bir tehditten çok, dikkatle ve etik kurallar çerçevesinde ilerlemesi gereken güçlü bir tedavi alanı.

Bugün ameliyathanede kullandığımız sinir stimülasyon sistemleri bir hastanın nöbet sayısını azaltmaya yardımcı oluyor.

Yarın aynı teknolojik altyapı, kaybedilmiş hareket ya da iletişim yetisini geri kazandırmaya katkı sağlayabilir.

Bilimsel gelişmelere temkinli ama umutlu bakmak gerekiyor.

Çünkü bu alandaki temel motivasyon; insan beynini ele geçirmek değil, kaybolan fonksiyonları yeniden desteklenmeli.

İlgili Sitenin Haberleri