Haber Detayı

Türkiye'de çok tartışıldı... Fransa'da aynı vaka: Ortak noktaları ne
Dünya odatv.com
28/02/2026 13:27 (1 saat önce)

Türkiye'de çok tartışıldı... Fransa'da aynı vaka: Ortak noktaları ne

Fransız yazar Jessie Auryann’ın kendi imkanlarıyla yayımladığı Corps à cœur (Bedenden Kalbe) adlı romanı, Amazon’da “Romantik” kategorisinde zirveye çıktıktan saatler sonra, çocuk istismarı sahneleri nedeniyle gelen tepkiler üzerine platformdan kaldırıldı.

Fransız edebiyat dünyası bugünlerde Jessie Auryann'ın eserlerindeki pedofili çağrışımları ve çocuk istismarını estetize eden diliyle çalkalanıyor.

Bu tartışma, Türkiye'deki okurlar için hiç de yabancı değil.

Birkaç yıl önce Abdullah Şevki’nin Zümrüt Apartmanı kitabıyla infilak eden infial dalgası, bugün Fransa'da farklı bir dille ama aynı etik çıkmazla tekerrür ediyor.ESTETİK KILIFI ALTINDA MEŞRULAŞTIRMA ÇABASIHer iki vakanın en çarpıcı ortak noktası, yazarların "edebiyat yapıyorum" savunmasının arkasına sığınmasıdır.Auryann Vakası: Auryann, çocuk kahramanların maruz kaldığı durumları "masumiyetin keşfi" veya "duygu derinliği" gibi kavramlarla ambalajlamakla suçlanıyor.Zümrüt Apartmanı: Abdullah Şevki de gelen tepkiler üzerine yazdıklarının "kurgu" ve "realizm" olduğunu savunmuş, ancak bu savunma kamuoyu vicdanında karşılık bulmamıştı.SOSYAL MEDYANIN "DİJİTAL İNFAZ" VE "FARKINDALIK" GÜCÜ Her iki olayda da fitili ateşleyen ne bir edebi eleştirmen ne de bir yayınevi editörü oldu.

Tartışmalar, okurların sosyal medyada paylaştığı pasajlarla başladı.Her iki skandalın fitili de yayınevi mutfaklarında değil, okurların sosyal medya paylaşımlarıyla ateşlendi.

Jessie Auryann vakasında "duygu derinliği" olarak pazarlanan pasajlar, Türkiye’deki Zümrüt Apartmanı örneğinde olduğu gibi bir Twitter (X) paylaşımıyla toplumsal infiale dönüştü.

Sosyal medya, her iki olayda da geleneksel yayıncılık denetiminin yapamadığını yaparak modern bir etik denetçisi rolünü üstlendi.İKİ YAZARDAN DA BENZER SAVUNMALARYazarların sığındığı limanlar ise şaşırtıcı derecede benzer.

Auryann, istismarı "masumiyetin keşfi" gibi estetik bir kılıfla savunurken; Abdullah Şevki, yazdıklarını "karanlık romantizm" (dark romantism*) olarak nitelendirdi.

Ancak kamuoyu vicdanında bu savunmalar; çocuk haklarının "edebi özgürlük" adı altında çiğnenmesi olarak karşılık buldu.DARK ROMANCE NEDİRDark romance, odağına romantik bir ilişkiyi alan; ancak bu ilişkiyi şiddet, travma, güç dengesizliği ve tabu unsurlarla birlikte ele alan bir edebiyat alt türüdür.

Bu türde genellikle toksik ilişkiler, anti-kahraman figürler ve açık cinsel anlatımlar öne çıkar.Türü savunanlar, dark romance’ın kurgu dünyasında sınırları zorlayan bir anlatım biçimi sunduğunu ifade ederken; eleştirmenler ise bazı eserlerin şiddet ya da istismarı romantikleştirme riski taşıdığını dile getiriyor.İki vakayı ayıran temel çizgi ise tepkinin dozajı oldu.

Fransa’da tartışma daha çok yayınevi etiği ve entelektüel boykotlar üzerinden yürürken; Türkiye’de Zümrüt Apartmanı doğrudan adli bir sürece evrildi, kitap toplatıldı ve yazar gözaltına alındı.

Auryann istismarı "estetize" etmekle, Şevki ise en "grafik" ve çıplak haliyle sunmakla suçlandı; ancak sonuç değişmedi: Edebiyat, çocuk istismarını meşrulaştıramadı.YAYINCILARIN SORUMLULUĞU: EDİTÖR MASASINDA KİMSE YOK MUBu olaylar, yayıncılık dünyasındaki devasa bir boşluğu da gözler önüne seriyor.

Bir metin, matbaaya gitmeden önce kaç süzgeçten geçiyor?Fransa’da Auryann’ın metinlerinin "sanatsal değer" adı altında nasıl onaylandığı sorgulanırken;Türkiye’de Zümrüt Apartmanı’nın hiçbir editöryal denetime takılmadan basılmış olması, "yayıncılık etiği" tartışmalarını kalıcı hale getirmişti.EDEBİYAT HER ŞEYİ MÜBAH KILAR MIEdebiyat kuşkusuz rahatsız etmeli, sarsmalı ve tabu olanı konuşmalıdır.

Ancak hem Auryann hem de Şevki örneklerinde görüldüğü üzere; çocuk hakları ve evrensel etik değerler, "sanatsal ifade özgürlüğü"nün bir alt kümesi değildir.

Aksine, sanat bu değerleri koruduğu ölçüde toplumsal bir anlam kazanır.Fransa'daki bu son tartışma, aslında bize şunu hatırlatıyor: Coğrafya ve dil değişse de, çocuk istismarını kelimelerin arasına gizleme çabası her zaman aynı toplumsal duvara çarpıyor.Ceren ErdoğduOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri