Haber Detayı
Seller, denizler ve Punch...
Son birkaç yıldır kuraklıkla baş etmeye çalışan şehirler sellerle boğuşuyor. Göcek’te deniz DERİA ile koruma altına alınıyor. Peki, maymun Punch’ı annesi neden terk etti?
‘Temel sorun suyu iyi yönetemememiz’Antalya’ya bir ay aralıksız yağmur yağdı; taşan akarsular nedeniyle çok sayıda sera, ekili alan zarar gördü.
Çanakkale’nin birkaç yıldır neredeyse bomboş kalan Atikhisar Barajı taştı, kentteki çaylar önüne ne katarsa götürüyor, tekneler batıyor… İzmir’den Yozgat’a her gün yeni bir taşkın, heyelan, sel haberi geliyor.
Süleyman Demirel Üniversitesi Su Enstitüsü kurucu üyesi, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Kurulu üyesi, limnolog (gölbilim uzmanı) Dr.
Erol Kesici’ye son birkaç yıldır kuraklık uyarıları yaparken bu yağışlara sevinelim mi, yoksa doğa bize başka bir mesaj mı veriyor diye sorduk.
İşte anlattıkları: “Sorun, kuraklık ve aşırı yağış arasındaki ilişkiyi, bu bağlantının ileride oluşturabileceği sonuçları fark etmeyip önlem alınmamasında.
Susuzluktan bahsedilirken yaşam alanları ‘suyun içinde boğuluyor’, tarım alanlarında tahribat ve çevre kirliliği artıyor.
Büyük çelişki!
Artan sıcaklık, iklimin güvencesi olan suyun döngüsünü bozuyor.
Uygun şartlar oluştuğunda da ani ve şiddetli yağışlara neden oluyor.
Göllerimiz, nehirlerimiz, barajlarımız kuruyor; doğada su azalıyor, bu nedenle hava kuruyup sıcaklığın artmasına, bu da aşırı kuraklığa yani iklim krizine neden oluyor.” Dr.
Erol Kesici’nin anlattıkları tam bir kısırdöngüyü işaret ediyor: “Bizim temel sorunumuz suyu iyi yönetememek.
Suyumuzun yaklaşık yüzde 80’ini tarımsal sulamada verim dışı kullanıyoruz.
Yüzey sularımızda (göl-dere) su kalmayınca, yeraltı suları sondajla çekiliyor, bu da başka bir hidrolojik kaynak tahribatı.
Modern sulama sistemlerinde çok geride kaldık.
Altyapıdaki eksiklerimiz de çok; su yataklarını işgal etmek, daraltmak, betonlamak, yapılaşmaya açmak...”Kesici hem kentlerde hem kırsalda suyu tutacağımız, depolayacağımız alanların yetersizliğine dikkat çekiyor ve “Yağışlardan yararlanmanın temel koşulu, suyun sele dönüşmesine engel olmaktır.
Seller başlı başına altyapı sorunudur.
Sünger kentler kurulmalı.
Sünger kentlerde ekosistemle uyumlu kentsel tasarımlar, parklar, yeşil çatılar, yapay sulak alanlar, geçirimli kaldırımlar vb. vardır ve su, kentten ya da tarım alanlarından uzaklaştırılırken atık olarak değerlendirilmez.
Yağış-sel suyu belli bölgelerde doğal olarak filtrelenir ve kullanılabilir bir kaynağa dönüştürülür.
Yağmur suyu hasadı ve atık suların ileri teknolojilerle arıtılarak tekrar kullanılması gibi yöntemlerle doğayı korursak, o da bizi korur.” Göcek’te deniz ekosistemi ‘DERİA’ ile korunacakTürkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde hayata geçirdiği ‘DERİA Mapa-Şamandıra Yönetim Sistemi’ ile denizlerimizin akciğerleri olan deniz çayırlarını ve hassas kıyı ekosistemini koruma altına alıyor.
Pilot bölge olarak seçilen Göcek ve Dalaman koylarında kurulan modern sistem, kontrolsüz demirlemeye bağlı deniz tabanı tahribatını durdurmayı amaçlıyor.
DERİA internet sitesi ve mobil uygulaması sayesinde tekneler bir koyda en fazla 3 gün, Göcek bölgesinin tamamında arka arkaya en fazla 11 gün konaklayabilecek.
Böylece koylarda tüm sezon hareket etmeyen teknelerin önüne geçilecek.‘Aslında hiçbir primat yavrusunu bırakmak istemez’Hepimiz Japonya’daki Ichikawa Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan, annesi tarafından reddedilen yavru makak Punch için üzüldük.
Diğer kardeşlerinin ve yavru makakların annelerine sarılarak geliştirdikleri kas koordinasyonunu Punch, hayvanat bahçesi görevlileri tarafından verilen havlu ve pelüşlerle öğrenmeye çalışıyor.
Videolarda da gördüğümüz, markaların reklamlarına kadar çıkan turuncu orangutan pelüş oyuncak Punch’ın favorisi.Punch’ın yaşadıklarını Yaban hayatı veteriner hekimi ve WWF-Türkiye Biyoçeşitlilik Kıdemli Danışmanı Ahmet Emre Kütükçü şöyle açıklıyor: “Yuva yapma, alan arama ve yavruya yönelme gibi davranışlar hormonların kontrolünde gelişir.
Ancak bu durum sadece anneyle sınırlı değildir; birçok kuş, memeli ve sürüngen türünde yavruya koruma sağlanır.
Dolayısıyla annelik davranışı yalnızca hormonal bir süreç değil; sosyallik, aile ilişkileri ve türün yaşam biçimiyle birlikte şekillenen bir süreçtir.”Bir annenin yavrusunu terk etmesinin nadir bir durum olduğunu ve genellikle bazı olumsuz koşulların olması gerektiğini söyleyen uzman hekim; “Punch vakasında olduğu gibi anne genç ve deneyimsizse, yavrusuna bakabileceğini düşünmeyebilir; kendinde bu yeterliliği görmediğinde yavruyu reddedebilir.Primatlar gibi sosyal türlerde yavru sahibi olmak adeta bir statü göstergesidir.
Hatta bazı türlerde yavrusu olmayanlar başkasının yavrusunu sahiplenmeye çalışabilir” diyor.
Ayrıca hayvanat bahçesindeki genç bir annenin ek stres faktörleri varsa yavruyu reddetme ihtimalinin artabileceğini de ekliyor.