Haber Detayı

Kalp kanseri neden bu kadar nadir, kalp hücreleri neden kansere yakalanmıyor?
Güncel chip.com.tr
01/03/2026 12:59 (1 saat önce)

Kalp kanseri neden bu kadar nadir, kalp hücreleri neden kansere yakalanmıyor?

Vücudun hemen her noktasında görülebilen kanser hücresi, neden kalbe uğramıyor? Tıp dünyasının yıllardır üzerinde durduğu bu durumun arkasında, kalbin hücre bölünme hızındaki şaşırtıcı bir detay yatıyor. İşte hayati organımızı koruyan o görünmez savunma hattı.

Vücudumuzdaki hemen her dokunun kansere yakalanma ihtimali varken, kalp kanseri adını neredeyse hiç duymuyoruz.

Sosyal medya platformlarında da sık sık karşımıza çıkan "Neden her organın kanseri var da kalbin yok?" sorusu, aslında tıbbi açıdan oldukça geçerli ve merak uyandırıcı bir temele dayanıyor.

Akciğer, meme ya da kolon kanseri gibi türler her yıl dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını etkiliyor ve sürekli farkındalık kampanyalarına konu oluyor.

Ancak kalp, kanserin yıkıcı etkisinden korunmayı başaran nadir organlarımız arasında.

Bunun sebebi kalbin sadece "özel" bir organ olması değil, hücrelerinin çalışma ve bölünme biçimiyle ilgili.Kanser dediğimiz hastalık, en temel tanımıyla hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünmesi ve çoğalması sonucu ortaya çıkıyor.

Bir hücre ne kadar sık bölünürse, DNA kopyalanması sırasında hata yapma ve bu hatanın bir tümöre dönüşme ihtimali o kadar artıyor.

İşte kalbin savunma gücü tam bu noktada başlıyor.

İnsan vücudundaki diğer birçok organın aksine, kalp hücreleri doğumdan kısa bir süre sonra bölünmeyi neredeyse tamamen durduruyor.Hücre bölünmesinin durduğu yer: Kalbin savunma hattıKalp, gelişim aşamasında en erken çalışmaya başlayan organ olsa da, yetişkin bir insanın kalbindeki hücreler yaklaşık 20 yaşından sonra bölünmeyi neredeyse tamamen bırakıyor.

Ömür boyu kan pompalayan kalp hücrelerinin yarısından fazlası, aslında doğduğumuz günkü hücrelerle aynı kalıyor.

Bölünmeyen hücre, DNA kopyalaması yapmadığı için hata yapma riskini de en aza indiriyor; bu da kalbi kansere karşı doğal bir koruma kalkanıyla çevreliyor.

Uzmanlar, kalbin bu düşük hücre yenilenme hızının kansere karşı en büyük savunma hattı olduğunu belirtiyor.Tabi bu durum kalpte hiç tümör görülmediği anlamına gelmiyor, sadece bu vaka sayıları inanılmaz derecede düşük seyrediyor.

Rakamlara baktığımızda, birincil kalp tümörlerinin görülme oranının on binde birlerle ifade edildiğini görüyoruz.

Üstelik bu nadir vakaların sadece küçük bir bölümü habis, yani kanserli çıkıyor.Bir kardiyolog meslek hayatı boyunca binlerce hastaya baksa da, kalbinde doğrudan kanser oluşmuş bir vakaya sadece birkaç kez rastlıyor.

Çoğu durumda kalpte görülen kanserli dokular aslında kalbin kendisinden kaynaklanmıyor; akciğer ya da meme gibi komşu organlardaki kanserin kalbe sıçraması sonucu oluşuyor.Ne yazık ki kalp kanseri teşhisi konulduğunda süreç genellikle çok ağır ilerliyor.

Kalpteki habis bir tümör, kemoterapiye rağmen iyileşme şansı oldukça düşük olan, saldırgan bir hastalık demek.

Bu yüzden tıp dünyası, kalp kanserinden ziyade yaygın görülen ve erken teşhisle kurtarılabilen diğer kanser türlerine odaklanıyor. 

İlgili Sitenin Haberleri