Haber Detayı
Savaş suçlusu FIFA
Savaş suçlusu FIFA
İsrail’in işgal ettiği topraklardaki İsrail kulüplerinin futbol oynamasına izin vermesi ve cinayetlerine devam eden İsrail’in hala uluslararası turnuvalarda temsil edilmeye devam etmesi nedeniyle; birçok dernek, FIFA Başkanı Infantino ve UEFA Başkanı Ceferin’in savaş suçuna yardımcılık etmeleri nedeniyle 120 sayfalık kanıtla beraber Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurdular.
İsrail; 1000 Filistinli sporcuyu öldürdü, 200 spor tesisini yıktı. 12 Gün Savaşı’nda da İranlı sporcuları hedefleyerek öldürmüştü.
Bunlara rağmen, FIFA ve UEFA, İsrail’e karşı en ufak bir yaptırım yapmıyor.
Rusya, referandum sonrası yüzde 96,77’nin Rusya’ya bağlanmak istediği Kırım’ı toprağı ilan ettiğinde bile FIFA ve UEFA, Kırım’daki Rus kulüplerini tanımadığını açıklamıştı ve 2014’ten beri bu kulüpler uluslararası mücadelelerde yoklar.
Rusya, Ukrayna Savaşı bahane edilerek zaten 2022’den beri FIFA ve UEFA turnuvalarına alınmıyor.
Ancak İsrail’in tüm cinayetlerine rağmen; Infantino ve Ceferin’in kılı oynamıyor.
Üstelik; FIFA, Dünya Kupası’nı ABD’de düzenleyerek ve günümüzün Hitler’i Trump’a FIFA Barış Ödülü’nü vererek bu cinayetlere ortak oluyor.
ABD, burnumuzun dibine geldi ve İran’a saldırdı.
Gerek Venezuela gerek İran saldırısındaki tek neden bu ülkelerin petrol zenginliğini emperyalistlerle paylaşmayan yurtsever yöneticileridir.
ABD, sömürge olmayı kabul etmeyen her ülkeye saldırmayı kendinde hak görüyor. 1940’ların Almanya’sından ne farkı var, bu haydutluğun?
Infantino ve Ceferin isimli işbirlikçi korkaklar da; bu haydudun emrindedir.
ABD, İran’ın tüm yöneticilerini aileleriyle beraber evlerinde öldürme hakkını kendinde görürken; ABD’de nasıl FIFA Dünya Kupası düzenleyebilirsiniz, nasıl Olimpiyat düzenleyebilirsiniz?
FIFA, hala nasıl Dünya Kupası’nın ev sahipliğini bu hayduttan almaz?
Infantino kuklası, savaşa daha nasıl destek olacak?
İran Futbol Federasyonu Başkanı Mehdi Taj, bu koşullarda ABD’deki Dünya Kupası’na gitmelerinin mümkün olamayacağını söylüyor.
Bu ayıp, bir FIFA Başkanı’na yeter de artar, biraz onuru varsa.
Dünya’daki ülkeler bitti, Dünya’nın yarısı ile kavgalı ABD’de Dünya Kupası ve Olimpiyat düzenliyorlar. “İran’ın yerine hangi ülke katılabilir?” hırsızlığının içine girenler de onursuzdur.
KADININ ARKASINA SAKLANAN KATİLLER İran Kadın Milli Voleybol Takımı Başantrenörü Alessandra Campedelli’nin sözleri Atlantik ülkelerine ve kadın üzerinden bizdekiler dahil İran’a saldıranlara ders niteliğinde: “Savaş ve güç oyunlarınızı; İranlı kadınların hakları ve halkların özgürlüğü arkasına saklanarak meşrulaştırmaya sakın çalışmayın.
Haklar bombalarla savunulmaz.
Özgürlük ateşle ihraç edilmez.
Kadınlar, işinize geldiğinde kullanacağınız bir slogan değildir.” İran bombalanırken, oyuncularından gelecek bir telefonun endişesiyle gece boyu hiç uyumadığını belirten Campedelli’nin özgürlük tanımı da çok değerli: “Eğer korkuyu, gerilimi ve nefreti besliyorsanız, bize haklardan ve özgürlükten bahsetmeyin.
Özgürlük, basın konferanslarında kullanılan bir kelime değildir.
Özgürlük; sadece yaşamak, okumak, antrenman yapmak ve hayal kurmak isteyen bir genç kızdır.” Daha yeni sona eren Kış Olimpiyatları’na İran 4’ü kadın 8 sporcu ile katıldı.
Türkiye bile, sadece 2 kadın sporcu ile temsil edilmişti.
İran, Paris’teki Yaz Olimpiyatları’na 11 kadın sporcu ile katılırken, Arap Yarımadası’ndaki hangi ülke kendi yetiştirdiği 11 kadın ile Olimpiyat’a gelebildi?
İran’a baktığınızda her yerde kadınları görüyorsunuz.
Gemi kaptanı, uçak pilotu, profesör… İran Hükümet Sözcüsü bile kadın; Fatma Muhacerani… İran’da kadının kendisi de var, adı da.
Zaten; bu yüzden değil mi, İsrail, daha savaşın ilk saatlerinde 150 kız çocuğunu okulda öldürüyor.
İSRAİL’İN HEDEFİ OKUYAN İRAN KADINI Füze hedefini şaşmadı, bilerek isteyerek kız çocuklarının bulunduğu okula gitti.
ABD’nin İran’daki kadınlara getireceği kan ve gözyaşıdır.
İşgal ettiği her yerde, tecavüz vardır, ölüm vardır.
Sadece Şili’deki kadınlar tek başına dans etmiyor.
Dört tarafımızdaki kadınların yalnız dans etmesinin nedeni hep Amerikan emperyalizmidir.
Amerikan emperyalizmi, İran’da kadına saldırıyor.
Yıllardan beri devam eden ambargoya rağmen; her iş dalında İran kadını var.
Bu yüzden; emperyalizm kız okulunu bombalıyor.
İran kadını Suudi kadınından bin kat daha özgürdür, okumuştur, aydındır.
Neden ABD, Suudi Arabistan’daki kadın hakları ile ilgilenmez?
Sofralarında bebek eti, yataklarında kız çocuğu olanlar; bu coğrafyadaki hiçbir millete uygarlık öğüdü de veremez.
Hele beş bin yıllık kültürü olan Perslere hiç veremezler.
İran’daki hayatı emperyalizmin yalanları ile öğrenmeyin.
İran sinemasının insana öncelik veren birçok yönetmeni var.
Ne mutlu ki; TRT 2 sayesinde birçoğunu tanıdık.
TRT, İran filmlerini tekrar yayınlamalı! 5 bin yıllık kültürün İran insanına kazandırdığı, içinde yardımseverliğin, ortak yaşamın bulunduğu ama onurun her şeyden önce geldiği İranlıyı tanımamız gerekir.
İranlıyı tanımadan İran Yüce Lideri Hameney’in neden saklanmadığını ya da kaçmadığını anlayamazsınız!
Kişisel çıkarın değerli gösterildiği Batı toplumunun filmlerinin ya da Batı toplumuna özenen her türlü entrikanın bulunduğu birçok Türk dizilerinin özendirdiği kültür bizim kültürümüz değildir.
Emperyalizm; silahlarıyla işgal etmeden önce, kapitalist kültürü ile beyinlerimizi işgal ediyor ki; silahlarıyla geldiklerinde Irak’taki gibi “Yaşasın Bush!” diye karşılansın.
İran sinemasını izlemenizi öneririm; İran sinemasını izlerseniz, işgal gemileri geldiğinde Hasan Tahsin tek başına olmayacaktır.
Bu sabah, Hong Kong’da 18 yaş altı Buz Hokeyi Erkek Milli Takımımız İsrail ile oynuyor.
Bu karşılaşmaya umarım Hong Kong ve Çin’deki Türkler; ellerine Filistin ve İran bayrakları ile giderler.
Buz Hokeyi Milli Takımımızın yeşil kırmızı forması da var.
İsrail karşısına bu forma ile çıkılmalı.
Madem İsrail’i ısrarla spor organizasyonlarından atmıyorlar; dünyanın her köşesinde yakaladığımız her İsrail takımını Filistin ve İran bayraklarıyla karşılamak da coğrafyamıza borcumuzdur.