Haber Detayı

Savaşın gerçek sebebi: İran değil ABD yanıyor
Soner yalçın odatv.com
03/03/2026 05:55 (3 saat önce)

Savaşın gerçek sebebi: İran değil ABD yanıyor

Soner Yalçın yazdı...

Marks “Kapital” eserinin birinci cildinde şunu der:- “Zor, yeni bir toplumla gebe olan eski toplumun ebesidir.”Şunu demek istiyor; büyük savaşlar çoğu zaman görünen gerekçelerle değil, eski düzenin tıkandığı anlarda patlar!Evet, büyük savaşlar bir günde çıkmaz.

Önce düzen tıkanır, sonra kriz büyür, en sonunda silahlar konuşur…Somut örnek vereyim:Kapitalizmin 1873’te başlayan ve yıllarca süren krizi sonucu bankalar battı, sanayi üretimi düştü, işsizlik arttı, fiyatlar çöktü.

Vs.

Bu, Avrupa ve ABD’de kapitalizm ilk büyük küresel kriziydi.

Devletler iç piyasadaki daralmanın telafisi için dış pazarlara yöneldi… Böylece sömürge yarışı hızlandı… Silahlanma arttı… Ekonomik rekabet jeopolitik rekabete dönüştü.Yani 1873 krizi, büyük güçler arasında birikmiş ekonomik rekabeti askeri çatışmaya taşıdı: Birinci Dünya Savaşı.Savaşı bittiğinde dört imparatorluk tarihe karıştı.

Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Çarlık Rusyası çöktü.

Haritalar yeniden çizildi, rejimler değişti, çağ değişti…1929 krizi ve bunun, İkinci Dünya Savaşı’na yol açması da benzer sebep-sonuç ilişkisidir.

Ekonomi çöktüğünde siyaset sertleşir, kriz büyüdüğünde ise silahlar konuşur.

Marks’ın dediği gibi; zor, çökmekte olan yapının yerini alacak değişimin sancılı doğumu…SAVAŞIN SAKLI GERÇEĞİTarihte büyük kırılmaların asıl motoru ekonomi…Yakın tarihe geleyim:2008 krizi, küresel finans sistemini sarstı ve ABD ile diğer gelişmiş ekonomilerde uzun süreli ekonomik buhran yarattı.-Kriz, küresel güç dengelerini yeniden yapılandırdı. -Çin ve diğer aktörlerin nüfuzunu artırdı. -ABD’nin ekonomik liderliğinin göreli gücünü azalttı.-Enerji kaynakları ve tedarik güvenliği daha stratejik mesele haline geldi.

Vs.

Bu bağlamda kriz, küresel ilişkilerde daha sert rekabetin zeminini hazırladı.

Konuyu basitleştireyim:Çin, İran petrolünün en büyük alıcılarından biri...

Yaptırımlara rağmen İran petrolü Çin’e akmaya devam etti...

İran, Çin’in Kuşak-Yol projesinde önemli bir düğüm noktası...

Özellikle son 25 yıllık stratejik iş birliği anlaşması var… Bu şu demek; İran sadece bölgesel aktör değil, Çin'in Ortadoğu’daki enerji ve lojistik ayağı…ABD açısından bakarsak; Çin yükseliyor.

Çin'in en büyük zayıflığı enerji bağımlılığı.

Çin petrolünün büyük kısmı Ortadoğu’dan geliyor.

Çin'in güvenli enerji erişimini ABD’nin kırılganlaştırması gerekiyor.

Pekin'in bölgesel nüfuzunu sınırlaması gerekiyor.

İtibariyle İran'ın zayıflatılması gerekiyor… Öte yanda ABD, küresel enerji kaynaklarının kontrolünü artırmak istiyor.

Bu, onun jeopolitik stratejisi; (Venezuela örneği gibi) pazarlık masasında ‘zor’u kullanıyor: Teslim ol!

Yani ABD-İsrail cephesinin savaşa “nükleer” gerekçe sunması hiç inandırıcı değil.

Bu, enerji ve güç dengesi mücadelesini gizlemek için kullanılan yüzeysel kılıf...Marks’ın dediği gibi güç ve zor, çökmekte olan yapının yerini alacak değişimin sancılı doğumudur.Çöken ne; küresel düzen.Açayım:ASIL AMACI SAKLAMAKİkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sistem neydi?ABD askeri üstünlüğü..

Dolar merkezli finans düzeni… Serbest ticaret ağı… Küresel enerji akışının güvenlik garantörü...

Körfez ülkelerini kontrol ederek küresel fiyat dengesi üzerinde etkisi… Vs.Bu yapı, Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ile 1991’den sonra zirveye çıktı.

Ancak “ABD imparatorluğu” sürgit devam etmedi/edemedi.Çin yükseliyor... (Ukrayna örneği gibi) Rusya meydan okuyor… BRICS genişliyor..

Doların mutlak hâkimiyeti sorgulanıyor… Enerji ticareti, dolar dışı kanallara kayıyor… ABD iç siyaseti kutuplaşıyor...

Bu hâl ABD’nin çöküşü değil ama hegemonyasını hayli aşındırıyor… 2008 krizini ABD’nin “yapısal kırılma” olarak görmek mümkün.

Ve:Çökecek olan İran değil, ABD merkezli tek kutuplu düzenin mutlaklığı…Olan bitene şaşırmayın: Marks’a göre savaş, tıkanmış bir ekonomik yapının dışa vurumu…O halde mesele, bir nükleer program ya da bir lider meselesi değildir.

Asıl mesele, aşınan küresel güç dengesidir.

Bu gerçeği görmeden “İran’da rejim değişiyor” diye sevinç çığlıkları atmak, büyük tablonun dışında kalmaktır.

Savaşların görünen gerekçeleri ile gerçek nedenleri arasındaki farkı kavrayamayanlar, tarihin akışını değil yalnızca manşetleri okurlar.

Siyaset, magazin değildir.Savaşı, yalnızca “rejim değişikliği” başlığına indirgemek, emperyal gücün asıl amacını görünmez kılar...Soner YalçınOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri