Haber Detayı
Makas daralıyor: Jeopolitik denklemde Türkiye
Makas daralıyor: Jeopolitik denklemde Türkiye
Geçen hafta yazımda ‘Yıkıcı Gemeinschaft’ kavramından söz etmiştim..
Bu tür topluluklar (cemaatler) kendi kalın duvarları ile ördükleri yaşamlarının dışında kalan dünyaya düşmandırlar..
Barışı reddeder, topluluğa (cemaate) hizmet edecek bir yaşamı dikte ederler.
Bundan dolayıdır ki Dünyanın tamamını kontrol altında tutmak temel hedeftir.
Bu sosyolojik gerçektir.
Ferdinand Tönnies, Emile Durkheim ve Richard Sennett gibi farklı yazarlar bunu böyle görmektedir..
Gerçekten daha yazmamdan üç gün geçmemişti ki o “yıkıcı” gücüyle İran’ı yerle bir etmeye yeltendi..
Ama bu sefer duvara çarptı..
Bugünlerde çok konuşulan bir konu Türkiye’de (Aydınlık okurları hariç) şaşkınlıkla karşılanıyor.
İsrail’in en üst düzey güvenlik bürokratı Türkiye’yi büyük bir tehdit olarak tanımladı.
Bunun anlamını biliyorsunuzdur.
O tehdidin bertaraf edilme zamanı sadece mevcut süreçlerin tamamlanması ile gelecek.
Yani sırada Türkiye var..
Suyun karşı tarafından böyle gözüküyorsa bizim tarafta ise “İsrail tehdidi” nasıl bertaraf edilir sorusu ortaya çıkıyor..
Burada ilk olarak İsrail tehdidini tanımlamak gerekir: İsrail hiçbir büyük devlete kendi başına askeri operasyon yapamaz.
Bunun mutlaka iki ayağı vardır: ABD’nin gönderdiği yardım ve Kıbrıs topraklarında Rum Kesimi’nde bulunan İngiliz üsleri..
Son altmış yıldır İsrail’in genişlemesi, rahatlaması, Ortadoğu’yu istediği şekle sokması bu şekilde gerçekleşir.
Bu üçlüye zaman zaman Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan da eklenir.
Mısır ve Suriye’ye karşı Altı Gün Savaşı’nda ve İran’a karşı On İki Gün Savaşı’nda da böyle olmuştur.
Günümüzde ise söz konusu Türkiye olunca bu ittifaka başka eklemeler olmuştur: Yunanistan ve Kıbrıs’ta bulunan Rumlar..
Bu beşli ittifakın Rum kesimi-Yunanistan ayağı Avrupa Birliği’ni de “Türk işgali altındaki AB topraklarının deniz yetki alanları da işgal ediliyor” diyerek katmıştır.
Fransa üs kurma çalışmalarını hızlandırmış, İsrail radar - drone merkezi ve Hindistan gözlem noktaları adada İngiliz üslerine ek olarak konumlanmaktadır.
Kimse kusura bakmasın..
Doğruları konuşmamız gerekiyor..
İşimiz İran’dan daha zor..
Nedenini söyleyelim, iç ve dış faktörlerimiz çok farklı..
İran’da bulunan iç kamuoyu birliği bizden daha ileride..
Maalesef bizde hâlâ nefret üzerinden siyaset yapanların akılları tutulmuş durumda..
Böyle bir ulusal tehditte dahi söylemler karmakarışık..
Dış faktör olarak ise İran’da şimdilik devreye girmemiş AB devletler, bize gelince devreye girmeyi öncelik haline getirmişler.
Türkiye’den gasp edilecek hidrokarbon kaynakları sayesinde enerji kaynağı ihtiyacına uzun vadeli bir çözüm üretebilecek.
Bu nedenle deniz yetki alanları gerginliğine çoktan dahil oldular..
Askeri olarak İran’ın net üstünlük sağladığı balistik füze rezervi bizde yok..
Ama Türk Silahlı Kuvvetleri hem saha deneyimi hem de savunma sanayinin son yıllardaki atılımı ile deniz ve hava gücü olarak İran’dan daha iyi durumda..
Tabi tüm bunların üstüne bir de bu cephede İsrail’i destekleyen Hindistan var..
Çok üzücü ama geçen 110 yıl hiçbir şeyi değiştirmemiş..
Asya’nın mazlum halklarına karşı zalim efendileri ile aynı safta savaşmaya hazır gözüküyorlar..
Umarım gelişmeler bizi yanıltır..
Türkiye’yi zor günler, zor seçimler ve yapılan seçimlerin sonucu olarak da önemli vazgeçişler bekliyor..