Haber Detayı

Benim kuşağım
Soner yalçın nefes.com.tr
04/03/2026 05:00 (3 saat önce)

Benim kuşağım

Bu savaş yalnızca iki taraf arasında cereyan eden askeri bir çatışma değil. Aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden yazıldığı...

Bu savaş yalnızca iki taraf arasında cereyan eden askeri bir çatışma değil.

Aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden yazıldığı bir vekalet savaşıdır...Sahada görülen füzeler ve insansız hava araçları, teknik olarak belirli ordulara ait olabilir.

Fakat onların ardındaki stratejik aklın kime ait olduğu sorusu belirsiz değil.Bu savaş, görünürdeki aktörlerin ötesinde büyük güçlerin (ABD-Çin) jeopolitik hesaplaşmasının tezahürü olarak okunmalı.Benim dikkat çekmek istediğim mesele, cephede kimin ne yaptığından ziyade, bu savaşın sonunda nasıl bir dünya düzeninin ortaya çıkacağı?Bu çatışma yalnızca sınırları mı veya rejimleri mi değiştirecek, yoksa küresel sistemin kendisini mi dönüştürecek?1970’ler kuşağı olarak bizler, tartışmalarımızı düşünsel referanslarla beslemeye alışkınız.

Bu nedenle bu soruyu, tarihsel-sistem analizi perspektifinden ele alacağım:Immanuel Wallerstein’ın “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” adlı eseri bu noktada yol gösterici…Wallerstein kitabında, modern dünya-sisteminin yapısal krize girdiğini ve mevcut düzenin sürdürülemez hale geldiğini ileri sürdü.Bugün yaşanan savaşı bu çerçevede okursak, karşımızda yalnızca bölgesel çatışma değil, küresel sisteminin dönüşüm sancıları belirir...Mesele, hangi tarafın kazanacağı değil, hangi tarihsel düzenin sona ereceği ve yerine neyin geçeceği…Açayım:“Bildiğimiz Dünyanın Sonu”Immanuel Wallerstein (1930 - 2019)...Amerikalı sosyolog, tarihçi ve siyaset teorisyeni, Marksist.Küresel eşitsizliği tarihsel bir sistem olarak inceledi...Peki, eğer Wallerstein bugün hayatta olsaydı, bu savaşı nasıl analiz ederdi?Öncelikle savaşı iki devlet arasındaki askeri çatışma olarak değil, modern dünya-sisteminin tarihsel çözülme sürecinin belirtisi olarak yorumlardı.“Bildiğimiz Dünyanın Sonu” eserinde vurguladığı gibi, “modern dünya-sistemi bir tarihsel sistemdir ve her tarihsel sistem gibi sonludur!”Wallerstein’e göre kapitalist dünya ekonomisi artık denge üreten yapı olmaktan çıktı.

Derin dalgalanmaların ve belirsizliğin hâkim olduğu yapısal krize girdi.Wallerstein bu dönemleri “çatallanma anları” olarak tanımladı: Sistem, eski kurallarla işleyemez hale geldiğinde, küçük de olsa siyasi ve askeri müdahaleler bile büyük tarihsel sonuçlar doğurur…Hegemonik gücün/ABD’nin gerilemesi, yükselen aktörlerin/Çin-Rusya’nın konum arayışı ve merkez-çevre ilişkilerinin yeniden tanımlanması, bu tür krizlerin temel dinamikleridir.İtibarıyla Wallerstein, bu savaşı “kim kazanacak” sorusuyla değil, “bu krizden nasıl bir dünya düzeni doğacak” sorusuyla değerlendirirdi.

Çünkü:Tarihsel krizler yalnızca yıkım değil, aynı zamanda alternatiflerin somutlaştığı, yeni sistemlerin şekillendiği eşiklerdir.Ufuktan ne doğacak peki?“Uzun Yirminci Yüzyıl”İtalyan iktisatçı Giovanni Arrighi (1936-2009), kapitalist dünya ekonomisini uzun tarihsel döngüler üzerinden analiz eden Marksist kuramcı.Ona göre dünya düzeni rastlantısal değildir.

Belirli merkezlerin yükselip gerilediği yapısal bir hareketin sonucudur.En bilinen “Uzun Yirminci Yüzyıl” adlı eserinde Arrighi, Hollanda’dan İngiltere’ye, oradan ABD’ye uzanan hegemonya zincirini inceledi.

Buna göre, bir döneme damga vuran/her hegemonik güç, önce üretim ve ticaretle yükselir ve zamanla finansallaşma artar.

Finansın aşırı büyümesi ise çoğu kez gerilemenin habercisidir…Arrighi’ye göre üretimden koparak finansal kazançlara dayanan birikim modeli, kısa vadede kârlılığı artırsa da uzun vadede ekonomik temeli zayıflatır. (Küresel 1873, 1929, 2008 krizleri gibi)Arrighi, “Para, Güç ve Çağımızın Kökenleri” adlı eserinde bu sürecin tarihsel arka planını geniş çerçevede ele aldı.

Özellikle sermaye birikiminin askeri güçle nasıl iç içe geçtiğini, devletlerin mali kapasitesinin küresel üstünlükle nasıl bağlantılı olduğunu gösterdi.Ancak bu sürecin, hegemonik gücün üretimden finansal genişlemeye kaydığı “son evre” olduğunu yazdı...Bu perspektiften bakıldığında bugünkü savaş, sadece askeri gerilim değil, küresel liderliğin yeniden şekillendiği sancılı tarihsel eşiğin parçası olarak okunmalı…Bu bir bölgesel hesaplaşma değil, bir dönemin kapanış sancısı…Finansallaşmanın zirveye çıkmasıyla, borçların büyümesiyle ve askeri gücün ekonomik zayıflığı telafi etmeye çalışmasıyla her emperyalist güç, tarihsel olarak hegemonya değişimlerinin habercisi olmuştur.

Yani:ABD merkezli düzen artık gerileme evresine girmiş görünüyor.

Yeni güç merkezi ise giderek Avrasya’da şekilleniyor.Artık asıl soru şudur: Bu geçiş, barışçıl bir yeniden dengelenme mi getirecek, yoksa daha sert jeopolitik kırılmalar mı üretecek?Arrighi’ye göre hegemonya değişimleri çoğu zaman sakin ve uyumlu olmaz, tarihsel güç kaymaları genellikle gerilim, kriz ve çatışma üretir.O halde: Bugünkü savaş, yalnızca bugünün değil, yarının dünya düzeninin doğum sancısıdır…

İlgili Sitenin Haberleri