Haber Detayı

'En büyük kaygı yayılarak devam etmesi': Türkiye, Ortadoğu'daki savaşta nasıl bir pozisyon alıyor?
Dünya haberler.com
04/03/2026 07:45 (4 saat önce)

'En büyük kaygı yayılarak devam etmesi': Türkiye, Ortadoğu'daki savaşta nasıl bir pozisyon alıyor?

Türkiye'nin 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaşla ilgili en önemli kaygısı çatışmanın tüm bölgeyi içine çekecek şekilde yayılması. İran'ın misilleme yaptığı ülkeler arasına Türkiye'yi de katması ise uzak bir olasılık olarak öngörülüyor.

Türkiye, Ortadoğu'daki savaşı en yakından ve dikkatle izleyen ülkeler arasında.Ankara, komşusu ve önemli bir ekonomik ortağı olan İran'ın ABD ve İsrail ile yürüttüğü askeri çatışmanın nereye evrileceğini ve bunun bölgesel etkilerinin ne olacağını hesaplamaya çalışıyor.Ankara'nın bu kapsamdaki en önemli kaygısı ise savaşın yayılarak devam etmesi.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2 Mart'ta yaptığı bir açıklamada, Türkiye için en olumsuz senaryonun "Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran'la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması" olduğunu kaydetti.Ankara'daki yetkililer çatışmanın yayılmasının en önemli nedenlerinden birinin İran'ın Körfez'deki Amerikan üslerinin bulunduğu ülkelere ve onların enerji altyapılarına saldırması olduğunu düşünüyor.

Ankara'ya göre, İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması da küresel enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk oluşturuyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan'ın 28 Şubat'tan bu yana gerçekleştirdikleri diplomatik temasların merkezinde, bölgesel ve küresel risklerin önlenmesi için uluslararası toplumun neler yapabileceği var.Erdoğan'ın İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmelerde, diplomasiye dönülmesi çağrısının yanı sıra Ortadoğu'nun bölgesel bir savaşı kaldıramayacağı uyarısında bulunduğu kaydediliyor.Türkiye özellikle İran'ın ABD üzerinde baskı kurmalarını sağlamak amacıyla Körfez ülkelerine misillemede bulunmasının hata olduğunu, bu ülkeleri ABD-İsrail tarafında hizalanmaya sevk ettiğini düşünüyor.

Türkiye, savaşın başlamasının hemen ardından Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada ABD ve İsrail'in saldırısının yanı sıra İran'a karşı da eleştirel bir dil kullanarak bu pozisyonunu ortaya koymuştu.Savaş ne zaman biter?Ankara'da yetkililer, savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin kesin değerlendirmeler yapmaktan kaçınıyorlar.

Dışişleri Bakanı Fidan da kesin öngörülerde bulunmak yerine sürecin uzayacağı mesajını verdi:"Savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran'da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir. "Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek.

İran geniş bir coğrafya. "Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış."Bu değerlendirmeye rağmen, savaşın maliyetinin artması, Amerikan tarafında önemli sayıda asker kaybı gibi gelişmelerin yaşanması durumunda Washington'ın üzerindeki baskının artabileceği değerlendiriliyor.ABD Başkanı Trump'ın ilk hedefinin İran'ı nükleer ve balistik füze kabiliyetlerinden tamamen arındırmak olduğu, İsrail'in ise İran'ın sadece bugün değil gelecekte de tehdit olmayacak şekilde savaşın sonuçlanması amacında olduğu öngörülüyor.

Ankara, bu nedenle İran'ın öldürülen dini lideri Ayetullah Ali Hamaney sonrasında yönetimi devralacak yetkililerin nasıl bir politika izleyeceklerinin önemine işaret ediyor.Yeni yönetiminin ABD ve İsrail'in taleplerini kabul etmesi olasılığının zayıf olduğu ancak silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve füzelere dayalı askeri kapasitesinin uzun erimli bir savaşı çıkartamayacağı da Ankara'nın öngörüleri arasında.'İran süreci okuyamadı'Ankara'da yapılan bir başka değerlendirme ise İran yönetiminin ABD ve İsrail'in son dönemde geliştirdikleri politik hedefleri konusunda iyi bir okuma yapamaması ve müzakere sürecini doğru kullanamaması.Trump'ın İran konusunda süratli bir çözüm ya da eylem istediğini, buradaki aciliyetin Tahran tarafından anlaşılamadığını değerlendiren Ankara, İran'ın aynı hatayı Haziran 2025'te yaşanan 12 Gün Savaşı sırasında da yaptığını düşünüyor.Ankara'daki yetkililer, İran'ın müzakere masasının Türkiye'de kurulmasına son dakikada karşı çıktığını anımsatırken, Türk Dışişleri Bakanlığı'nın ABD ile yapılacak pazarlık sürecinde kullanılmak üzere geliştirdiği "yeni ve daha yaratıcı fikirleri" de böylece kabul etmemiş olduklarını belirtiyorlar.Dışişleri Bakanı Fidan, bu süreçle ilgili açıklamasında, savaş çıkmaması için mücadele verdiklerini vurguluyor ve ekliyor: "Yaratıcı çözümler de sunduk açıkçası.

Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk.

Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama [İran] eski yönteme dönmeyi tercih etti." Ankara'nın Tahran'la son dönemde yaptığı temaslarda telkinlerde bulunduğu, özellikle bölge ülkeleriyle yeni bir işbirliği ve diyalog sürecini başlatması çağrısı yaptığı da kaydediliyor.İncirlik ya da Kürecik'e misilleme olur mu?En çok merak edilen konulardan biri de İran'ın Türkiye topraklarında Amerikan askerlerinin konuşlu olduğu askeri tesislere misilleme yapma olasılığı.Dışişleri Bakanı Fidan, bu soruya yanıt olarak yaptığı açıklamada, "İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum: Türkiye kendini her zaman korur.

Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz" ifadelerini kullandı.Adana kenti yakınlarında bulunan İncirlik Üssü, Türkiye'nin egemenliğinde olmasına karşın yapılan ikili anlaşmalar çerçevesinde önemli bir Amerikan askeri varlığını barındırıyor.

Malatya'da bulunan Kürecik ise bölgenin en önemli radar üslerinden biri olarak görülüyor.

Burada da Amerikan varlığı bulunuyor.

Bunların yanı sıra Katar'da bir Türk askeri üssü de yer alıyor.

Ankara'da yapılan değerlendirmelerde, İran'ın Türkiye topraklarında yer alan askeri tesisleri hedef alması durumunda misillemeyle karşılaşacağını bildiği, bu mesajın Tahran tarafına verildiğine işaret ediliyor.Türkiye'nin NATO üyesi olması ve olası bir saldırının NATO'nun 5. maddesi dahil ilgili mekanizmalarını harekete geçirmesi olasılığı da İran'ın bu adımını atmamasının nedenleri arasında görülüyor.NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında 2 Mart'ta yapılan telefon görüşmesinde de bölgedeki gelişmelerin ele alındığı açıklandı.

Rutte, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ittifakın 360 derece güvenlik anlayışı kapsamında tehdit nereden gelirse gelsin caydırma ve savunma kararlılığında olduklarını kaydetti.

İlgili Sitenin Haberleri