Haber Detayı
Neden bizim bu basın, kalemini ve kamerasını kendi elleriyle tutamıyor
Neden bizim bu basın, kalemini ve kamerasını kendi elleriyle tutamıyor
Ne olacak bizim bu basının hali!
Tanzimat’tan bu yana bir türlü millî mücadaleye katılamadı.
Bir türlü şu milletin ve de devletin gücüne inanamıyor...
Geleceği göremiyor.
Bir türlü kendi ayakları üzerinde dik durararak başını omuzlarının üzerinde taşıyamıyor.
Kalemini ve kamerasını kendi elleriyle tutamıyor.
Bu nasıl iştir?
Başını taştan taşa vuraraktan bir türlü başını uslandırmıyor.
ARAFAT’A DEVLET BAŞKANI DİYEMEDİLER Yıllar önce bir grup gazeteci ve yazar Filistin PEN Merkezi’nin ve Filistin Basın Ajansı’nın (WAFA) çağrılısı olarak 1998’de 10. yıl kutlamaları için Filistin’e gitmiştik.
Yaser Arafat sürgünde 15 Kasım 1988’de Filistin Devleti’nin kuruluşunu ilan etmiş, ondan sonraki süreçte bazı devletler, Türkiye de dahil Filistin’i tanımıştı… Yaser Arafat’la görüşme yapacağız.
Haklı olarak güvenlik nedeniyle tam saatini söylemiyorlar.
Ayarlamaya çalışıyoruz.
Hadi, diyorlar, olmuyor; iki üç kez oldu.
Bazı “büyük” gazete ve görsel medya kızdı geri döndü.
ABD KAPISINDA MİYAVLAYANLAR ABD başkanı değil ya… kapıda “gül yüzünü” görmek için sokak kedisi gibi miyavlayarak saatlerce nöbet tutsun, “Başkan” “hi guys!” diyecek diye kamerasıyla o unutulmaz ânı yakalamak üzere yemeden içmeden kesilsin… Sonunda kalanlarla gittik, Arafat’la görüştük.
Tarihi bir görüşme yaptık.
Ben ve yazar Şükran Kurdakul heyet başkanıydık.
Birkaç hafta sonra meydanlarda aslan gibi kükreyen Filistin Devlet Başkanı yaşamını kaybetti.
Nitekim ölümü tartışmalıydı.
ELÇİLİĞİMİZ KUDÜS’TE Büyükelçimizi de ziyaret etmiştik.
Kudüs’te.
Sayın Büyükelçimizin tanımıyla “başkentte”!
Aslında “de facto başkent”!
Haberleri yazıyoruz.
O zaman ben haftalık dergide çalışıyorum.
Günlük gazetelerde çalışan arkadaşları tek tek dolaştım. “Filistin lideri” … “Filistin lideri”… Büyükelçimiz de uygun bir dille uyarmıştı aslında. “Lider” değil “başkan”!!
Biz “Başkan protokolü uyguluyoruz.” demişti.
Batı basını ööyle diyor ya… Türkiye Cumhuriyeti Devleti “devlet” olarak tanıyormuş...
Diplomatik olarak bizim için “başkanmış” kim takar!
Cumhuriyet gazetesinden gelen meslektaşım sonunda dedi ki, “Tamam yazarım ama, göreceksin değiştirirler.” Döndüğümüzde baktım.
Evet, gerçekten, bütün başkanları İstanbul’da yayına girerken lider yapmışlar.
Çünkü bütün Atlantik basını ööyle diyor… bütün Atlantik haber ajansları ne diyorsa o!
Öyle ya… senin devletin de kim oluyor!
BAŞTA GAZZELİLER TERÖRİSTTİ Aradakileri atlıyorum.
Daha dün.
Gazze’de olaylar başladığında nasıl da ağızlarından köpükler çıkıyor, İsrail’i öve öve bitiremiyorlardı. - Teröristler!! - Gazzeliler nelerine güveniyorlar! -Çelik kubbeleri nasıl delecekler… kim oluyorlar… Hatırlayınız.
O ünlü yorumlarını!
Demediklerini, söylemediklerini bırakmadılar.
Utancımdan yerin diplerine battım.
Aşağı yukarı bugünün aynı kişileri.
Çok değil.
Üç beş gün sonra çark ettiler.
Tam tersine döndüler.
Bu kez de ağlaşıyorlar.
O da yalan.
Çare üretmiyor çünkü.
Gerçek olsa.
Bugün İran’a böyle bakmaz.
İRAN MI ‘KOCA ABD’ İLE NASIL BAŞA ÇIKACAK Şimdi İran haberlerini dinliyorsunuz.
Dün ne dediler.
Ha haa İran kim ki o kooocaa ABD’ye direnecek… Bugün?
E..eee İran Hürmüz’ü kapatırsa, ABD üslerini bombalarsa, Orta Doğu, Türkiye dünya ekonomisi, jeopolitiği nasıl etkilenecek… Bombalamasın mı yani… Hele bir yarını bekleyin.
Bölge ülkeleri bile ABD üslerinin kimi koruduğunu artık görüyorlar.
EFENDİ-KUL KÜLTÜRÜ Ayıptır.
Bizim geleneğimiz bu değildir.
Efendi-kul kültürü değildir!
BU GERÇEKLERİ NEDEN DUYURMUYORSUNUZ: Hürmüz Boğazı Rus ve Çin gemilerine kapalı değil - ABD ana akım medyasının Çin’in İran’ı Hürmüz Boğazı’nı açık tutmaya zorladığı yönündeki iddiaları tamamen saçmalık.
Hürmüz kapalı.
Ama Rus ve Çin gemileri için değil.
Yalnızca Batılı tankerler, Fujairah ve Khor Fakkan açıklarındaki trafik sıkışıklığıyla mücadele etmek zorunda.
Onlara seyahat izni gelmeyecek.
İran fiilen Hürmüz’ü özelleştirdi.
Zekice bir hamle.
Bu, Batı sigorta sektörünü -özellikle Londra’yı- cehenneme sürükleyecek.
Rusya ve Çin’i değil.
Dahası Çin, İran veya Körfez petrolüne bağımlı değil.
Çünkü Çin yüzde 84,6 oranında enerji açısından kendi kendine yeterli.
İran, Çin’in petrol ithalatının sadece yüzde17’sini karşılıyor.
Bu, Suudi Arabistan’dan bile daha az.
Petrol, Çin’in toplam enerji ithalatının yüzde 59’unu temsil ediyor.
Önemli olan, sonuçta Çin’in ithal ettiği enerjinin sadece yüzde 1,5’i için İran’a bağımlı olmasıdır. (Pepe Escobar, Eurasia-wide nomad geopolitical analyst.) HAVAYOLU ŞİRKETLERİ ARTIK UÇAMAYACAK - Bu, yakında hem Batı’nın hem de Avrupa’nın havayolu şirketlerinin yakıt için on kat daha fazla ödeyeceği ve uçakların uçmayı bırakacağı anlamına geliyor. - Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla asıl büyük sıkıntıya düşen ülkeler, özellikle ucuz Rus petrol ve doğal gazından mahrum kalıp aptalca Yeşil Anlaşma politikalarına devam eden ve tamamen yabancı enerji kaynaklarına bağımlı olan Avrupalı ülkelerdir.
AB iflas etmiş durumda.
BATILI SİGORTA ŞİRKETLERİ FİYATLARI YÜKSELTTİ - Batılı sigorta şirketleri, fiyatları o kadar yükseltti ki, boğazdan geçmek mali açıdan imkânsız hale geldi ve boğaz Batılı gemilere kapatıldı.
Çin tarafından sigortalanan gemilerin böyle bir sorunu yok.
ABD SAVAŞ GEMİLERİ NEREDE İKMAL YAPACAK - ABD savaş gemileri denizde ikmal yapamaz; bunu deniz üslerinde yapmak zorundadırlar.
İran saldırıları, yakındaki tüm üsleri kullanılamaz hale getirdi.
Görünüşe göre ABD Donanması şu anda Girit ve Cibuti’de bulunan deniz üslerini kullanıyor.
Her ikisi de İran’ın en uzun menzilli, önlenmesi zor füzelerinin menzilinde yer alıyor. - Diego Garcia, Hint Okyanusu’nda ikmal için alternatif bir konumdur, ancak Umman açıklarındaki filo istasyonundan 1700 deniz mili uzaklıkta olması nedeniyle, muhriplerin oraya gidip 20 knot seyir hızında geri dönmeleri, rıhtımda ikmal süresini saymazsak, bir hafta sürecektir.