Haber Detayı

Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
05/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Umman ve İran arasında yer alan bu boğaz, Basra Körfezi’ni okyanuslara bağlayan tek çıkış kapısıdır.

Haritada görüldüğü üzere, İran Hürmüz Boğazı’nın tüm kuzey kıyısına hâkimken, güneyde Umman’ın dışarıda kalan küçük bir toprağı (Musandam) stratejik geçiş yolunu kontrol etmektedir.

Normal şartlarda boğazdan günde ortalama 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçmektedir.

Bu, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 30’unu, küresel petrol tüketiminin ise yüzde 20’sini karşılar.

Dünyadaki, başta Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kaynaklı LNG arzının yaklaşık yüzde 20-30’u bu boğazdan geçmektedir.

HUKUKUN GÜCÜ DEĞİL, GÜCÜN HUKUKU İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırısının hiçbir yasal gerekçesi yoktur.

Bu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgalinden farklı değildir.

Trump, saldırıyı haklı çıkarmak için destekleyecek hiçbir kanıtı olmamasına karşın İran’ın “nükleer ve balistik füze programlarının yakın bir tehdit” oluşturduğundan bahsetti.

Pentagon, İran’a karşı askeri operasyonların “sonsuz bir savaşa” yol açmayacağını ve amacın Tahran’ın füzelerini, donanmasını ve diğer güvenlik altyapısını yok etmek olduğunu söyledi.

Netanyahu ise “önleyici darbe” terimini kullandı.

Ancak bu söylemlerin hiçbiri saldırıyı meşru kılamaz.

Bu saldırıların birkaç temel nedeninin finans dünyasının hâkimi İsrail lobisi ile Amerikan savunma sanayisi şirketlerinin Trump yönetimini yönlendirmesi ve Kasım 2025’teki seçimlerin kaybedilmesi endişesinden kaynaklandığı değerlendirilmektedir.

Rusya’nın önce Gürcistan’a sonra Ukrayna’ya saldırısı ve ABD-İsrail’in İran’a saldırısı geçmişte de örneklerini gördüğümüz üzere - “dünyada kurallara dayalı düzenin kuralsızlığa dönüştüğünü ve dünyaya hukukun gücünün değil gücün hukukunun hâkim olduğunu” kanıtlamaktadır.

KIBRIS KADRAJA GİRDİ Bu arada İran Devrim Konseyi’nden General Sardar Jabbar dün, “Amerika savaş uçaklarının çoğunu Kıbrıs’a taşıdı.

Amerika Kıbrıs’ı terk etmek zorunda kalıncaya kadar Kıbrıs’a saldırılar düzenleyeceğiz” dedi.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Yunanistan Genelkurmay Başkanı Dimitris Houpis ile birlikte savunma çalışmalarını koordine etmek üzere 3 Mart Salı günü Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uçacakları bildirildi.

Ayrıca Yunanistan, İngiltere’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki Akrotiri üssüne gece düzenlenen insansız hava aracı saldırılarının ardından, iki adet fırkateyn ve iki adet F-16 savaş uçağını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi limanlarında konuşlandırıldığını duyurdu. 28 Şubat’ta başlayan ABDİsrail operasyonları ve İran’ın stratejik tesislerine yönelik saldırılar sonucu İran Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini masaya sürdü.

BRENT PETROL FİYATLARI ARTIYOR İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), boğazdan geçmeye çalışan gemilere telsiz mesajlarıyla “geçişe izin verilmediği” uyarısında bulundu ve bölgeyi “güvenli olmayan rota” ilan etti.

Özetle İran, 28 Şubat 2026 tarihinde Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine fiilen kapattı.

Hukuki olarak resmi bir “abluka” ilanı tartışmalı olsa da bölgedeki durum “de facto” (fiili) bir kapalılık halidir.

Zaten boğaz trafiği de durma noktasına gelmiştir. 27 Şubat’ta 15 olan günlük tanker geçiş sayısı, 2 Mart 2026 itibarıyla üçe kadar düşmüş, sevkiyat hacminde yüzde 86’lık bir azalma kaydedilmiştir.

Şu an boğazın her iki yakasında 700’den fazla tanker beklemektedir.

Palau bandıralı “Skylight” adlı bir tankerin 1 Mart’ta ve Sky Light sonrası dört geminin daha batırılması, bölgedeki internet kesintileri, GPS karıştırmaları ve güvenlik riskleri nedeniyle denizcilik sigorta primleri tavana vurduğundan başta Maersk ve Hapag-Lloyd olmak üzere büyük denizcilik şirketleri geçişlerini süresiz olarak askıya aldı.

Bu da Brent petrol fiyatları saldırı öncesi 70 dolar bandındayken krizle birlikte hızla 82 doların üzerine çıkmasına neden oldu.

Boğazın kapalı kalmaya devam etmesi durumunda 100 doların üzerine çıkması kaçınılmazdır.

ENERJİ MALİYETİ KRİZİ Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kadarki boru hattı ile BAE’nin petrol hattı ve LNG için ABD ve Nijerya gibi ülkelerden tedarik seçenekleri akla gelse de bunların kapasitesi Hürmüz’e nazaran çok düşüktür.

Konuya Türkiye’nin enerji gereksinimi açısından baktığımızda enerji gereksinimimizin büyük kısmını ithal eden bir ülke olsak da petrolün önemli bir kısmını Irak, Rusya ve Kazakistan’dan tedarik ettiğimiz için bu durumdan Çin, Japonya ve Güney Kore kadar olumsuz etkilenmeyiz.

Ancak Basra Körfezi çıkışlı sevkiyatlarda yaşanacak aksama, yerel rafinerilerin (TÜPRAŞ vb.) hammadde maliyetlerini artıracaktır.

Bu da benzin ve motorin litre fiyatlarına önemli zamlar yapılmasına neden olacaktır.

Türkiye’nin enerji faturası doğrudan küresel fiyatlara endekslidir.

Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye’nin cari açığını ve enflasyonunu doğrudan tetiklemektedir.

Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, Türkiye için “enerji maliyeti krizi” demektir.

İran’a yönelik bu saldırılara ilişkin olarak Türkiye için enerji ihtiyacından çok tedbir alınmasını gerektirecek gelecekteki önemli güvenlik risklerden biri özerk bir yönetim isteyen İran’daki Kürtlerin ve PKK/PYD uzantısı PJAK’ın ABD ve İsrail tarafından harekete geçirilmesi olacaktır.

CAN ERENOĞLU EM.

KORAMİRAL

İlgili Sitenin Haberleri