Haber Detayı

Köyler Neden Boşalıyor? Gençler Tarlaya Dönmüyor
Mete yolaş gercekgundem.com
05/03/2026 06:00 (2 saat önce)

Köyler Neden Boşalıyor? Gençler Tarlaya Dönmüyor

Türkiye’nin gıda sistemi tarihsel ve yapısal olarak son derece kritik bir yol ayrımında. Bunu söylerken soyut bir tespitte bulunmuyorum.

Sofranıza bakmanızı istiyorum.

Kırsal yoksulluk artık damarlarımıza işledi.

Çiftçiyle, besiciyle, yurttaşla market rafı arasındaki zinciri tekelci aracılar gasp ediyor.

Üreten kazanamıyor, alan ödeyemiyor.

Aradaki fırsatçıysa cebini dolduruyor.

AKP iktidarının gıda politikaları köyleri boşaltıyor.

Sonra köylerden göçen yurttaşlardan inşaat odaklı rant düzenine yeni müşteriler devşiriyor.

Bu planlı bir tasfiye.Gençler Köyden Neden Kaçıyor?Kırsal alanların nüfus yapısı bozuluyor, tarımda çalışanlar yaşlanıyor.

Bunu doğal bir kentleşme diye okumayın.

Bu çok boyutlu bir mülksüzleştirme yani insanların topraklarından, üretim araçlarından koparılması.

Derin bir mekânsal adaletsizlik yani yaşadığın yere göre eşit olmayan yaşam koşulları içeriyor.

Serbest piyasacı gıda politikalarının yarattığı yapısal bir tasfiye operasyonu.Gençler tarımı ve köy yaşamını neden toptan reddediyor?

Çünkü bir yanda piyasa acımasız rekabet koşulları dayatıyor, öte yanda devlet sosyal destek ve koruma mekanizmalarını tarihsel olarak yetersiz bırakıyor.

Bu ikisinin yıkıcı birleşimi gençleri köylerden sürüyor.

Tarımsal üretim giderek kar etmiyor.

Toprağa, traktöre, tohuma erişmek imkansızlaşıyor.

Sonunda çiftçinin sofrasına koyacak ekmeği kalmadığı gibi, kentin sofrasına da ucuz ve sağlıklı gıda ulaşamıyor.Rakamlar acı: 2000’lerin başından bu yana iktidar yaklaşık 20 bin köy okulunu kapattı. 1 milyonu aşkın öğrenciyi uzak kasabalardaki okullara otobüsle gitmek zorunda bıraktı.

Birinci basamak sağlık klinikleri 2001’de 11 bin seviyesindeyken bugün 4 bin seviyesine düştü.

Kamu, kırsal alandan hizmetlerini sistematik biçimde çekti ve bu çekilme kendi kendini besleyen bir sarmal yarattı.Hizmetler ortadan kalktıkça çocuklu aileler köyü terk ediyor.

Aileler gittikçe hizmet sağlamayı haklı kılacak nüfus da azalıyor.

AKP iktidarı bu azalan nüfusu bahane ederek eleştirilerden sıyrılıyor.

Üstelik inşaat odaklı iktidar düzenine yeni müşteriler yaratmanın rahatlığını yaşıyor.İktidar, kırsal alanları ve küçülen taşra kentlerini gençlerin yeteneklerini geliştirebilecekleri, üretim yapabilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve kültürel birikimlerini artırabilecekleri çağdaş olanaklardan bilinçli biçimde mahrum bıraktı.

Bunu açıkça söylüyorum: bu mahrumiyet, kamu hizmetlerine eşit erişim ve yaşadığın yere göre adalet ilkelerinin doğrudan ihlali.Aile bağları, mahalle baskısı, dar bir komşuluk desteği.

Bunlar artık gençleri köyde tutmuyor.

Gençler kendini gerçekleştirmek ve geniş sosyal ağlara bağlanmak istiyor. bu ihtiyaç asgari ekonomik kaygıların bile önüne geçiyor.Bir de şunu görelim: Köylerde ulaşım yetersiz, kanalizasyon yok denecek kadar az, içme suyu sorunu had safhada, internet altyapısı cılız, gün aşırı su kesintileri yaşanıyor, telefon çekmiyor.

Temel alışveriş yapabilecekleri bir bakkal bile yok.

Genç bir insan bu koşullarda neden kalsın?Kadınlar Köyde Neden Kalamıyor?

Mülksüzlük, Güvensizlik ve Görünmez EmekKırsal göç dinamiklerinin en keskin ve çoğu zaman göz ardı edilen boyutlarından biri toplumsal cinsiyet eşitsizliği.

Sizinle bunu açık konuşmak istiyorum: kırsaldaki eski düzenden kalma toplumsal kalıntılar, mülkiyetin erkek egemen yapısı ve ataerkil üretim ilişkileri, genç kadınları köyden hızla uzaklaştıran en güçlü temel nedenler.Rakamları veriyorum: Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36,7.

Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi’nde Türkiye, 146 ülke arasında 127. sırada.

İktidar kırsal kalkınmada ve ekonomik hayata katılımda kadınları ciddi biçimde dışlıyor.

Tarımda çalışan kadınların neredeyse tamamı ücretsiz aile işçisi olarak sömürülüyor.

Emekleri görünmez kılınıyor.

Mülkiyet haklarından bütünüyle yoksun bırakılıyor.Kadınlar kırsal alanlarda mülk edinemiyor.

Araziler, traktörler, hayvanlar hukuki ve kültürel olarak tamamen erkeklerin kontrolünde kalıyor.

Üstelik genç kadınlar kırsal bölgelerde ve küçük taşra alanlarında kendilerini güvende hissetmiyor.

Ataerkil gözetim mekanizmalarından yani erkeklerin kadınların yaşamını kontrol ettiği düzenden kaçmak ve özgürleşmek için daha büyük, çeşitli ve anonim kentsel merkezlere göç ediyor.Toplumsal hareket imkanının olmadığı, emeğin değer görmediği, ekonomik bağımsızlığın kurulamadığı, en temel kentsel özgürlüklerin yaşanamadığı kırsal alanlar, genç kadınlar için artık terk edilmesi zorunlu bir coğrafya.Gençleri Köye Döndürmek İçin Ne Yapmalı?Teknoloji kullanımını artırın, sermaye yoğun yatırımlar yapın, kırsaldaki işgücü açığı kapanır diyenler yanıldı.

Bu serbest piyasacı varsayımlar çöktü.

Hızla yaşlanan kırsal nüfus ortamında insansız bir teknoloji tek başına toplumsal dokuyu onaramaz.

Gıda bağımsızlığını yani bir ülkenin kendi halkını kendi topraklarından doyurma kabiliyetini sağlayamaz.Çözüm tarımsal, toplumsal, kültürel ve ailevi dinamikleri bir arada ele alan, devleti toplumsal bir düzenleyici olarak yeniden sahaya süren yapısal dönüşümlerde yatıyor.

Sadece destek ve teşvik vermek gençleri köye döndürmeyecek.Kırsal alanları insan onuruna yaraşır, adil, kültürel açıdan zengin ve çok boyutlu yaşam alanları olarak yeniden tasarlamalıyız.

Bu alanları rant odaklı devasa altyapı projelerine boğmak yerine, doğrudan yaşam kalitesini, yaşanılan yere göre adaleti, doğanın onarımını ve yaratıcı iş alanlarını merkeze alarak tasarlamalıyız.

Gençlerin köyde kalmak için değil, köye dönmek için can atacağı koşulları yaratmalıyız.Nüfusu azalan bölgelerde kültürel etkinliklere, çağdaş eğitime ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişimi devlet destekleriyle kentsel standartlara eşitleyebiliriz.

Yeni nesil kooperatifler kurabiliriz.

Bu kooperatiflerin bünyesinde kırsal akademiler, atölyeler ve sosyal kulüpler oluşturabiliriz.

Böylece kırsalı, yıllardır kendi kültüründen koparılan insanların yeniden kök salabileceği bir toprağa dönüştürebiliriz.Kırsal alanları ülkenin teknolojik ağlarına tam olarak bağlamalıyız.

Dijitalleşme, coğrafi yalnızlığı kırmanın en büyük anahtarı.

Köye dönen ve ekolojik tarım, tarım turizmi, yöresel mutfak kültürü alanlarında girişim kuracak gençlere uzun vadeli, sıfır faizli başlangıç kredileri verilmeli.Tarım turizminin büyük otel zincirlerinin ve holdinglerin tekeline girmesini engellemeliyiz.

Bunun için kredileri ve yasal izinleri sadece küçük ölçekli, doğaya uyumlu ve yerel kooperatifleşmeye açık işletmelere ayırmalıyız.

Meyve, sebze, yem bitkileri, bal ve katma değerli gıda ürünlerini küresel şirketlerin patentlemesine karşı korumalı ve bölgesel kamu malları olarak konumlandırmalıyız.Devletin elindeki hazine arazileriyle vurgunculuk amacıyla elde tutulan atıl tarım arazilerinin kullanım haklarını genç çiftçilere —özellikle kadın üreticilere— 49 yıllığına tahsis etmeliyiz.

Tek koşul: bizzat üretim yapmak, doğa dostu standartlara uymak ve kooperatif üyesi olmak.

Kırsalda üretim yapan genç çiftçilere devlet, insan onuruna yaraşır asgari geçim seviyesini garanti altına alan yapısal destekler sunmalı.Bu destekler hayatta kalma düzeyinde değil, sermaye biriktirme ve refah düzeyinde olmalı.

Tüm genç çiftçi ve besicinin, mevsimlik işçinin, gıda ve tarım emekçilerinin sigorta primlerini tarımda kalınan süre boyunca tamamen devlet karşılamalı.

Tüm emekçilerin sendikalaşmasını zorunlu kılmalıyız.Genç çiftçinin toprağa erişim talebi, kadın üreticinin eşit mülkiyet hakkı talebi, mevsimlik işçinin sigorta talebi, köy gençlerinin eğitim ve kültür talebi.

Bunların hepsi aynı şeye çıkıyor: adil bir gıda düzeni, onurlu bir yaşam, gerçek bir demokrasi.

Bu talepleri birleştirmediğimiz sürece, iktidarın rant düzeni soframızdaki ekmeği küçültmeye devam edecek.

İlgili Sitenin Haberleri