Haber Detayı

İran İsrail'deki Dimona gizli nükleer tesisini vurmakla tehdit etti: İşte Tel Aviv'in en sıkı korunan askeri sırrı
Dünya aydinlik.com.tr
05/03/2026 09:33 (3 saat önce)

İran İsrail'deki Dimona gizli nükleer tesisini vurmakla tehdit etti: İşte Tel Aviv'in en sıkı korunan askeri sırrı

Necef Çölü’ndeki araştırma merkezi, İsrail’in en sıkı korunan askeri projesi. Kennedy döneminde Washington ile Tel Aviv arasında kriz yaratan tesisin gerçek kapasitesi yıllar sonra ortaya çıktı. Bugün Dimona, İsrail’in resmen kabul etmediği nükleer caydırıcılığının merkezinde yer alıyor.

İran'dan İsrail ile ABD'ye sarsıcı bir tehdit geldi.

Yarı resmi ISNA ajansında yer alan habere göre üst düzey bir askeri yetkili, İran'da rejim değişikliği arayışına girilmesi halinde Tahran'ın Dimona'daki İsrail nükleer tesisini hedef alacağını belirtti.

Dimona Nükleer Araştırma Merkezi, İsrail’in fiili nükleer programının kalbi olarak kabul ediliyor.

Necef Çölü’nde, Dimona kenti yakınında bulunan tesis 1950’lerin sonunda kuruldu ve o tarihten bu yana İsrail’in en sıkı korunan askeri sırlarından biri olarak görülüyor.

İsrail resmi olarak nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de reddediyor.

Ancak uluslararası uzmanların büyük bölümü Dimona’da üretilen plütonyumun İsrail’in nükleer cephaneliğinin temelini oluşturduğunu düşünüyor.

FRANSA İLE BAŞLAYAN PROGRAM Tesisin inşası 1957’de Fransa ile yapılan gizli bir anlaşma sayesinde başladı.

Paris yönetimi, Süveyş Krizi sonrasında İsrail ile kurduğu stratejik ilişki çerçevesinde reaktör teknolojisi ve mühendislik desteği sağladı.

Resmiyette tesis “tekstil fabrikası” veya “araştırma merkezi” olarak tanıtıldı.

Ancak kısa sürede ABD istihbaratı burada nükleer faaliyet yürütüldüğünü fark etti.

KENNEDY İLE GERİLİM 1960’ların başında Washington ile Tel Aviv arasında ciddi bir kriz yaşandı.

ABD Başkanı John F.

Kennedy, İsrail’in nükleer silah geliştirmesinin Orta Doğu’da zincirleme bir silahlanma yarışına yol açacağından endişe ediyordu.

Kennedy yönetimi İsrail’den Dimona’da uluslararası denetime açık şeffaf incelemeler talep etti.

Tel Aviv ise Amerikan denetimlerini sınırlı ve önceden planlanmış ziyaretlerle geçiştirdi.

Kennedy’nin İsrail Başbakanı David Ben-Gurion’a gönderdiği sert mektuplar, iki ülke arasında nadir görülen diplomatik baskı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

Kennedy’nin 1963’teki suikastından sonra Washington’un baskısı büyük ölçüde azaldı ve İsrail’in nükleer programı daha kapalı biçimde ilerlemeye devam etti.

VANUNU’NUN İFŞAATLARI Dimona’nın gerçek kapasitesine ilişkin en büyük sızıntı 1986’da geldi.

Eski nükleer teknisyen Mordechai Vanunu, tesis içinde çektiği fotoğrafları Batı basınına vererek İsrail’in gizli nükleer programını ifşa etti.

Vanunu’nun paylaştığı bilgiler Dimona’da plütonyum üretildiğini ve İsrail’in onlarca nükleer savaş başlığı üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu ortaya koydu.

İsrail istihbaratı Vanunu’yu daha sonra Roma’da kaçırarak ülkeye götürdü.

Yargılanan Vanunu 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İSRAİL’İN ‘NÜKLEER BELİRSİZLİK’ DOKTRİNİ Tel Aviv bugün de “nükleer belirsizlik” politikası izliyor.

Devlet yetkilileri nükleer silah sahibi olduklarını resmen açıklamıyor ancak caydırıcılık sağlayacak kadar güçlü bir kapasiteye sahip olduklarını ima ediyor.

Uluslararası araştırma kuruluşları İsrail’in 80 ila 100 arasında nükleer savaş başlığına sahip olabileceğini tahmin ediyor.

Bu nedenle Dimona tesisi, İsrail’in stratejik caydırıcılığının merkezinde yer alan en kritik askeri tesislerden biri olarak görülüyor.

İlgili Sitenin Haberleri