Haber Detayı
Zekeriya Yapıcıoğlu: İslam âlemi birlik içinde hareket etmeli
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Filistin’de yaşanan saldırılar, İran’a yönelik gelişmeler ve bölgedeki siyasi süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak İslam âleminin birlik ve dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Şanlıurfa’da il ve ilçe teşkilatıyla buluşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Teşkilat mensuplarıyla birlikte teravih namazı kılan Yapıcıoğlu, namazın ardından davet ve gençlik merkezinde partililerle bir araya geldi.
Programda Filistin’de devam eden saldırılar ile bölgedeki gelişmelere değinen Yapıcıoğlu, daha sonra kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.
Konuşmasında Filistin’de yaşanan saldırılara değinen Yapıcıoğlu, Gazze’de büyük bir yıkımın yaşandığını belirtti. “Yine buruk bir Ramazan yaşıyoruz.
Yine bir Ramazan ayında siyonist saldırılar, katledilen çocuklar ve çiğnenen hürmetlerle karşı karşıyayız.” dedi. “Daracık bir kara parçasına yüz binlerce bomba atıldı” Siyonizmin saldırılarına karşı ümmetin sessiz kaldığını belirten Yapıcıoğlu, “Yine buruk bir Ramazan yaşıyoruz.
Yine bir Ramazan ayında yine siyonist saldırılar yine katledilen çocuklar yine çiğnenen hürmetler yine maalesef Müslümanların kafa karışıklığı yine ümmetin dağınıklığı ve bu dağınıklıktan, bu karışıklıktan istifade ederek güç alan siyonizmin gemi azıya alması ve Batı'nın topyekûn onların arkasında dizilişi...
Bize düşen yine kan yine gözyaşı yine acı. 7 Ekim 2023'te Aksa Tufanı'ndan sonra, 1917'den bu yana hesap edersek 100 yılı aşkın bir süredir, 1948'den bu yana hesap edersek yine 70 yılı aşkın bir süredir devam eden zulümler, bir anda sanki o zulümlerin toplamı iki seneye sıkıştırılmak istercesine acayip bir soykırım sürecine dönüşmüştür.
Öyle bir soykırım ki daracık bir kara parçasına yüz binlerce bomba atıldı.
Öyle ki neredeyse kişi başına birkaç yüz kilo bomba düşüyor, tabiri caizse taş üstünde taş bırakılmadı. 70 bini aşkın cesedi teşhis edilen ve gömülen şehit var.
Allah bilir enkazın altında daha kaç kişi var.
Onlardan çok daha fazla yaralı, bir o kadar yetim ve dul var.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi ümmetin gözleri önünde açlıktan ölen insanlar var.
Sonra Mısır'da Şarm eş-Şeyh'te bir ateşkes anlaşması imzalandı, bir 'Gazze Barış Kurulu' kuruldu.
Birleşmiş Milletler ve onun sözde icra organı olan Güvenlik Konseyi vahşeti durduramıyor diye sözüm ona onun yerine kuruldu.
Fakat Birleşmiş Milletlerin yapısına biz itiraz ettik, itiraz ediyoruz.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin her birinin veto hakkı var, bunların her birinin tek başına veto ettiği bir karar tasarısı oradan geçmiyor.
O daimî 5 üyenin dışındaki diğer 10 üye dönüşümlü olarak değişiyor ama onların çok ciddi bir ağırlığı yok.
Güvenlik Konseyi başkanlığı dönüşümlü değişiyor ama bu kurdukları Gazze Barış Kurulu'nda sadece bir ülkenin başındaki kişi değil, şu anda mevcut belli bir adam bu kurulun başkanı seçiliyor ve biz bekliyoruz ki o kurul Gazze'ye barış getirsin.
Trump bu kurula üye olmak isteyenlerin milyar dolar para vermesi gerektiğini söylüyor ve kendisini ömür boyu bu kurulun başı olarak ilan ediyor, istediğini bu kurula alma, istediğini bu gruptan çıkarma yetkisini de kendisine alıyor.
Yani dünyanın çivisi çıkmış, yeni dünya düzeni değişti, yeni dünya düzeni oldu.
Deli mi, manyak mı, psikopat mı, sapıtmış mı ne olduğu belli olmayan bir adam, 'Ben dünyanın patronuyum, bundan sonra dünyayı ben idare edeceğim.' diyor.” şeklinde konuştu. “Amerika’nın kurmuş olduğu üsler” Batı ile iyi geçinmenin ve onlara üs vermenin bizi onlara karşı korumayacağını dile getiren Yapıcıoğlu, “Hadi İran’daki saldırı zaten İran’a karşı açıktan bir düşmanlık ve bir tehdit vardı.
Ama Katar’daki saldırı, biliyorsunuz, güya ateşkes görüşmeleri devam ederken ve o müzakere heyeti orada Katar’ın misafiri iken heyete yönelik bir saldırı oldu.
Katar kim?
Topraklarının önemli bir kısmını Amerika Birleşik Devletleri’ne üs olarak veren, kullandıran ve hem Gazzelilerle hem de oradaki mücahitlerle hem siyonistlerle hem de diğer taraflarla görüşen, arabulucu kimliği önde olan bir ülke.
Öyle zannediyorum ki o, başka bir kırılma oluşturdu ve görünen o ki tabii bunun derecesini zaman gösterecek, ne kadar olduğunu Araplar arasında şöyle bir tartışma mahfili başladı: 'Batı ile iyi geçinmek, onlara üs vermek ya da Arap rolünde olmak bile bizi saldırıya karşı korumuyor.
Bizim ülkemizde bizi korumak için Amerika’nın kurmuş olduğu üsler var ama bize saldıran onların dostu olduğu için o savunma sistemlerinin devreye girmesine bile izin vermiyorlar; onlar devreye almıyorlar, füzeler ateşlenmiyor.' Bu bir kırılma oluşturdu Arap dünyasında, bu tartışılıyor.
Ne sonuç verecek onu hep beraber göreceğiz.” ifadelerini kullandı. “Gazze’deki katliam mevcut hukuk kurallarına tamamen aykırı” Müzakereler devam ederken İran’ın dini liderini arkadan gizlice hedef aldıklarını belirten Yapıcıoğlu, “Şimdi bu son dönemde, 28 Şubat günü, 28 Şubat sabahı İran’a yeni bir saldırı başladı.
Haziran ayındaki 12 gün savaşından sonra aslında ayak sesleri geliyordu ve yeni bir saldırı başladı.
Bu saldırı da tıpkı haziran ayındaki saldırı gibi müzakere devam ederken, yani siyonizmle diplomasi kanalları devredeyken başladı ve pek çok kişinin söylediği gibi o zaman yapılan müzakereler ve diplomasi girişimleri sadece bu saldırıyı perdelemek ya da onun arkasına saklanarak sinsice hedefe yaklaşmak için kullanıldı.
Bir devletin başındaki kişi uluslararası teamüllere ve yazılı kurallara göre dokunulmazdır çünkü o hem milleti hem devleti temsil eder.
Diplomasi kanallarının açık olmasının en somut sonuçlarından birisi de odur ki devlet başkanlarının dokunulmazlığı vardır; savaşta bile onlara dokunulmaz, barış zamanında hiç dokunulmaz.
Fakat ilk saldırıyı, belki de onların ifade ettiğine göre sırf İran’ın en yüksek makamı olan rehberlik makamını hedef almak için, müzakereler devam ederken sinsice onun arkasında gizlenerek saldırıyı öne aldılar ve öyle bir terör eylemine imza attılar.
Aynı gün yine o ilk saldırılarda vurdukları hedeflerden bir tanesi bir çocuk hastanesi, kadın doğum ve çocuk hastanesiydi.
Fakat dünyada bir tepki oluştu mu?
Yok.
Çocuk hastanesi vuruluyor, tepki yok; kız çocuklarının gittiği ilkokul vuruluyor, tepki yok.
Neden?
Çünkü onlardan birisi bu saldırıyı yapıyor.
Ama eğer onlardan olmayan birisi bir memlekette bir tek çocuğa karşı münferit bir olay yaşansa sanki o bütün memleketin suçuymuş gibi bunu günlerce haberlerde işlerler, tartışma programlarında işlerler.
Mesela Afganistan’da kız çocuklarını okula göndermiyorlar diye yaygara kopardılar ama kız çocuklarının gittiği okulu füzeyle vurup yaşları 7 ile 11 arasında değişen 160’tan fazla çocuğu bir anda öldürenlere bir çift lafları yoktur.
Mesela uyuşturucu ticareti yaptığı için cezalandırılan, idam edilen bir kadınla ilgili olarak kıyameti koparırlar, dünyayı ayağa kaldırırlar ama masum, yaşı itibarıyla hiçbir suç işlemiş olması ihtimalinin bulunmadığı herkes tarafından kabul edilen 7–8 yaşındaki, 10 yaşındaki çocukları topluca öldürdüklerinde tık yoktur.
Batının iki yüzlülüğü.” diye konuştu. “İşgal rejimi bölge barışının önündeki en büyük engeldir” Siyonistlerin asıl hedefinin Türkiye olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, “Biz yıllardır söylüyoruz, siyonizmin varlığı bile tek başına, o işgal rejiminin orada bulunması bölge barışının önündeki en büyük engeldir ve dünya barışına yönelmiş en büyük tehdittir.
Dünya barışını tehdit ettiği her gün biraz daha iyi anlaşılıyor ama bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemek için özel bir çaba içerisinde olduklarını artık sağır sultan bile biliyor.
Rahmetli Erbakan Hoca’nın 30–35 yıl önce Körfez Savaşı’nda Irak’a yönelik saldırılar olduğunda söylediği sözleri hatırlayalım: 'Irak’tan sonra sıra Suriye’de, sonra İran’da, sonra Türkiye’de.' Şimdi artık hemen herkes onun öylesine söylenmiş söz olmadığını, tıkır tıkır işlediğini müşahede ediyor.
Hatta Aksa Tufanı’ndan sonra hatırlayınız, Batı dünyası pek çok savaş gemisini Doğu Akdeniz’e doğru yönlendirdi.
O gemiler oraya geldiğinde Türkiye dedi ki 'Bu kadar savaş gemisinin buraya gelmesi küçücük Gazze Şeridi için değildir.' Ya nedir?
Asıl hedef Türkiye’dir.
Bunlar sinir uçlarına dokunup bir şekilde Türkiye’yi savaşın içine çekmek ve Türkiye’ye saldırmak istiyorlar, hedef Türkiye’dir.
İran da aynı şeyi söyledi, dedi ki 'Asıl hedef İran’dır.
Bunlar İran’a saldırmayı kafalarına koymuşlar.' Biz de o zaman dedik ki 'Evet, İran da hedeftedir, Türkiye de hedeftedir, diğer bölge ülkeleri de hedeftedir.” ifadelerine yerverdi. “Dışarıdan gelen bir tehlike varken kendi aranızdaki meseleleri gündem bile etmeyin” Bundan sonraki süreçte İslam aleminin bir arada olması gerektiğini ve dayanışma içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Şimdi asıl sorun şudur: Bölge ülkelerinin her birisi tek tek sıranın kendilerine gelmesini mi bekleyecek, yoksa bu tehlikeyi bertaraf etmek için bu saldırıyı ya da bu saldırı hazırlıklarını boşa çıkarmak ve def etmek için güç birliği mi yapacak?
Biz bu vesile ile her fırsatta çağrımızı yaptık ve dedik ki 'Ey bölge ülkeleri, kendi aranızda bazı sorunlar olabilir.
Bu sorunları çözmeniz gereken şey, hızlıca Allah’a ve Resulüne götürmek, Allah’ın kitabına ve Resulullah’ın sünnetine göre adalet temeline dayalı bir çözüm bulmaktır.
Eğer bunu hızlıca yapamıyorsanız en azından şu dışarıdan gelen, hariçten gelen tehlike geçinceye kadar bu meseleleri buzdolabına koyun, dondurun.
Dışarıdan gelen bir tehlike varken kendi aranızdaki diğer meseleleri şu an gündem bile etmeyin.
Zira o meseleleri gündem etmeniz sizi birbirinize karşı kışkırtmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürer ve onların size saldırma konusundaki cesaretini artırır.' Yine aynı noktadayız.
Üzülerek görüyoruz ki geç de olsa aynı noktaya geldiler.
Bizim üzülmemiz onların aynı noktaya gelmesi değil elbette, gecikmiş olmalarıdır.
İnşallah bundan sonra daha fazla gecikme olmaz da bütün Müslümanların, iki milyarlık İslam âleminin tamamının gündemine ittihad-ı İslam, Müslümanların vahdeti, ümmetin bir araya gelişi ve ümmetin dayanışması en üst sıralarda yer alır.
Eğer biz birbirimize sahip çıkmazsak, bu kadar organize olmuş kötülüğe karşı fert fert, tek tek, grup grup mücadele etmeye kalkarsak buna güç yetiremeyiz.” dedi.