Haber Detayı
Masumiyet Müzesi... Kemal Basmacı'yı bir yerden tanıyorum... Ruh ikizi Mümtaz
Netflix'in son dönemde en çok izlenenler listesinden düşmeyen dizilerinden biri, Orhan Pamuk'un eserinden uyarlanan Masumiyet Müzesi... Aşkını sevdiği kadının eşyalarında, biriktirdiği anılarda yaşayan Kemal Basmacı'nın hikayesi çok konuşuluyor. Aklıma Türk Edebiyatındaki diğer Kemaller geldi.
İlk çıktığı dönemde Masumiyet Müzesi'ni okudum.
Romandan uyarlanan yapımlar her zaman dikkatimi çekmiştir.
Kitaptaki karakterleri okurken hayalimde çizerim.
Kitaplar film, dizi konusu olduğunda oyuncu seçimi, kitapla senaryo arasındaki uyumu merak ederim.
Masumiyet Müzesi'ni izlerken Türk Edebiyatındaki Kemal benzeri karakterlerin olduğu romanlar aklıma geldi.
Kemal tek değildi, takıntılı, kavuşamayan aşıkların olduğu Türk Edebiyatı'na damga vurmuş romanları ve karakterleri hatırlayalım…AŞK-I MEMNU - BİHTER1900 yılında yayımlanan Halit Ziya Uşaklıgil'in kült eseri Aşk-ı Memnu.
Kitap, tiyatroya, sinemaya ve televizyona uyarlandı.
Romanın baş karakterlerini tanımayan yoktur.
Bihter ve Behlül'ün yasak aşkı.
Bihter karakteri Masumiyet Müzesi'ndeki Kemal gibi takıntılı bir aşık.
Her ne kadar Kemal gibi aşkını objelere gömmese de asla Behlül'e kavuşamayacağını anladığı noktada aşkından vazgeçmek yerine ölmeyi tercih edecek kadar saplantılı seviyor.
Kemal, Bihter gibi bir seçim yapmamış olsa da bir nevi hayatının kalanını yaşamaktan vazgeçip, Füsun ile birlikte olmayacağını anladığı noktadan itibaren tüm zamanını objeler ve anılar arasında yaşayarak harcıyor.MAİ VE SİYAH - AHMET CEMİLYine Halit Ziya Uşaklıgil'in romanı olan Mai ve Siyah ilk olarak 1897 yılında yayımlandı.
Romanın baş karakteri hayalperest ama idealist Ahmet Cemil, hayatın gerçekliğiyle idealleri arasında sıkışıp kalmıştır.
Kemal gibi aşkını gerçek hayatta değil kafasında canlandırdığı şekilde yaşamaktadır.
Gerçeklerle yüzleştikçe daha çok iç dünyasına döner.
Kemal de Ahmet Cemil de aşkı yaşamaktan ziyade sürekli zihninde büyütür ve hayalindeki aşk ile yaşar.HUZUR - MÜMTAZKemal karakterini en çok benzettiğim kesinlikle Huzur romanının baş kahramanı Mümtaz'dır.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanı 1949'da yayımlandı.
Romanın kahramanı entelektüel genç Mümtaz ile Nuran'ın tutkulu aşkını ve Mümtaz’ın içsel hesaplaşmalarını anlatır.
Mümtaz, Nuran’a olan aşkını zihninde idealize eder, geçmişe ve hatırlara tutunur.
Bu noktada Kemal karakteriyle çok benzediklerini düşünüyorum.
Tabii Kemal gibi obsesif bir şekilde Nuran'ın dokunduğu eşyaların her birini toplamıyor.
Ancak karakterlerin romandaki psikolojik çözümlemeleri bile çok benzerlik taşıyor.
Mümtaz da Kemal gibi melankolik, kendi iç dünyasında hatırlarına yüklediği anlamlarla yaşamayı tercih eden bir karakter.
O da Nuran'a olan aşkını bir “hafıza alanına” dönüştürüyor.
İki karakter için de kadın ve aşk gerçeklikten çok bir “anlam alanı” demek.
Şimdiyi yaşamaktansa geçmişi tercih ediyor hem Mümtaz hem de Kemal… Narsisizm her karakterde de var, kendilerini duygunun merkezine yerleştiriyorlar.
Aslında modernleşme sancılarının ortaya çıkardığı entelektüel, kırılgan erkek tipini bu iki karakter çok net temsil ediyor.
Her ikisi de kaybı kabullenmeyi reddedip “kutsamayı” tercih ettikleri için aşkı gerçeklikten koparıp estetize edilmiş bir anı halinde yaşıyorlar.
Yani burada Füsun ve Nuran değil asıl olay, Mümtaz ve Kemal’in kafasında yarattığı ideal aşk ve tamamlanma arzusu.
Sevdikleri kadını, onların eksik benliğini tamamlayacak bir yapı taşı gibi konumlandırıyorlar.
Melakoli, varoluşsal boşluklar, sembolleştirme… Sanki Mümtaz ve Kemal ayrı dönemde yaşayan aynı adamlar gibi.
Tabi Kemal biraz daha etik kuralları ihlal etmekten çekinmeyen bir karakter, Mümtaz ise daha naif ve kırılgan.
Kemal, bir adım daha öteye geçerek sınırları ihlal etmekten çekinmeyecek derecede zihninde yaşadığı aşka takıntılı… Netice olarak her iki romanda da aşk duygusu Modernleşme travmasının yarattığı kimlik krizine karşı geliştirilen bir savunma mekanizması olarak işleniyor.Nurcan CelasinOdatv.com