Haber Detayı
İşsizlik, istihdam ve ücrette cinsiyet farkı belirginleşti
TÜİK ve UN Women verilerine göre işsizlik ve kayıt dışılık zamanla azalsa bile kadın erkek arasındaki fark ne kapanıyor ne de azalıyor. Toplam olarak kayıt dışılık erkeklerde yüzde 22,3 iken bu oran kadınlarda yüzde 29,3 olarak izleniyor.
OLCAY BÜYÜKTAŞ Türkiye İstatistik Kurumu ve UN Women Türkiye tarafından yayımlanan “Türkiye’de İstatistiklerle Kadın 2025” raporu ve yapılan bir dizi araştırma kadınların ekonomideki yerini çarpıcı verilerle ortaya koydu.
Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar, işgücüne katılım, istihdam, ücret ve karar alma mekanizmalarında erkeklerin gerisinde kalırken, ev içi bakım ve hane sorumluluklarının büyük bölümünü üstlenmeye devam ediyor.
Verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içinde kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,8 olurken erkeklerde bu oran yüzde 72.
İstihdam oranları da benzer bir eşitsizliği gösteriyor.
Kadınların istihdam oranı yüzde 32,5’te kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 66,9 seviyesinde bulunuyor.
Türkiye’deki istihdam seviyesi, Avrupa Birliği 27 ülke ortalaması olan yüzde 75,8’in de oldukça gerisinde kalıyor.
İşsizlik oranlarında da kadınlar daha dezavantajlı durumda.
Kadın işsizlik oranı yüzde 11,8, erkek işsizlik oranı ise yüzde 7,1 seviyesinde. Özellikle genç nüfusta tablo daha da çarpıcı. 15–24 yaş grubundaki genç kadın işsizliği yüzde 30,1 seviyesinde bulunuyor.
Türkiye’de sayısı 33 milyonu geçen çalışma çağındaki kadın nüfusun yüzde 64’ü işgücüne dahil olamıyor.
İstihdam edilen her 10 kadından 3’ü ise kayıt dışı işlerde çalışıyor. 2021’de kadın istihdam oranı yüzde 28, 2025’in dördüncü çeyreğinde ise yüzde 31,9.
Erkeklerde ise oran 2021’de yüzde 62,8’den 2025 dördüncü çeyrekte yüzde 66,5 yükselmiş durumda.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 yılında yayımladığı Küresel Cinsiyet Açığı Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135’inci sırada; sondan yedinci sırada.
Türkiye’de 21 milyon 548 bin kadın, çalışmak istemesine rağmen çeşitli sorumluluklar ve yapısal engeller nedeniyle işgücüne katılamıyor.
Ev işleri kadınların omuzlarında Verilere göre kadınların işgücü piyasasının dışında kalmasının en önemli nedeni ev işleriyle meşguliyet.
İşgücüne dahil olmayan kadınların yüzde 35’i, bunun temel gerekçesinin ev işleri olduğunu belirtiyor.
Kadınların işgücüne katılamama nedenlerine bakıldığında 5 milyon 925 bin kadının ev işleriyle meşgul olduğu, 1 milyon 567 bin kadının işbaşı yapabilecek olduğu fakat iş aramadığı, 1 milyon 513 bin kadının iş bulma ümidi olmadığı, 5 milyon 346 bin kadın ise çalışamayacak durumda olduğunu görülüyor.
TÜİK verilerine göre 2024’ün son çeyreğinde 1 milyon 444 bin kadın işsiz iken, bu sayı 2025’in aynı döneminde 1 milyon 344 bine düşmüş ve işsizlik oranı yüzde 11,8’den yüzde 11,1’e gerilemiştir.
Hane içindeki zaman kullanımı da bu eşitsizliği açık biçimde ortaya koyuyor.
Kadınlar bir günde hanehalkı ve aile bakımı için ortalama 4 saat 35 dakika ayırırken, erkekler bu faaliyetlere yalnızca 53 dakika ayırıyor.
Ev içi sorumlulukların dağılımında da belirgin bir dengesizlik bulunuyor.
Hanede yemek yapma sorumluluğunu kadınların üstlenme oranı yüzde 85,6, çamaşır yıkama sorumluluğunda ise yüzde 94,4’e kadar çıkıyor. Çocuk sahibi olmak kadın istihdamını düşürüyor Kadınların çalışma hayatındaki sürekliliği üzerinde çocuk bakımının önemli etkisi bulunuyor.
Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25–49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 olarak ölçülüyor. Çocuğu olmayan kadınlarda ise bu oran yüzde 58,6’ya kadar yükseliyor.
Erkeklerde ise tablo tersine işliyor. Çocuğu olan erkeklerin istihdam oranı yüzde 90,9 ile en yüksek seviyeye ulaşıyor.
Bu durum, bakım sorumluluklarının büyük ölçüde kadınların üzerinde kaldığını gösteriyor.
Eğitim arttıkça cinsiyetler arasındaki ücret farkı da artıyor Eğitim düzeyi yükselse bile kadınlar ile erkekler arasındaki ücret farkı ortadan kalkmıyor.
Yükseköğretim mezunları arasında cinsiyetler arası ücret farkı yüzde 17,4 ile en yüksek seviyeye ulaşıyor.
Kadınların yönetim kademelerindeki temsili de sınırlı kalıyor. Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadınların oranı yüzde 21,5 seviyesinde.
Borsa İstanbul da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında yüzde 18,3 e çıktığı görülüyor.
Siyasette de benzer bir tablo dikkat çekiyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili oranı yüzde 19,9, yerel yönetimlerde belediye başkanı olan kadınların oranı ise yalnızca yüzde 5,6 seviyesinde bulunuyor.
Yoksulluk riski kadınlarda daha yüksek Ekonomik güvencesizlik kadınları yoksulluk riski açısından daha kırılgan hale getiriyor. 15 yaş ve üzeri nüfusta kadın yoksulluk oranı yüzde 18,9, erkeklerde ise yüzde 16,7 olarak hesaplandı.
Eğitim seviyesi ile yoksulluk arasında güçlü bir ilişki bulunuyor.
Okuryazar olmayan kadınlarda yoksulluk oranı yüzde 48,3 seviyesine kadar çıkarken, yükseköğretim mezunu kadınlarda bu oran yüzde 3,8’e kadar düşüyor.
Yaşlılık döneminde de benzer bir tablo görülüyor. 65 yaş ve üzeri kadınlarda yoksulluk oranı yüzde 17,9, erkeklerde ise yüzde 16,5 olarak ölçülüyor.
Veriler, Türkiye’de işgücü piyasasında genel göstergelerde iyileşme görülse de kadınların istihdama katılımı ve iş bulma olanakları açısından cinsiyet farkının hâlâ belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle genç kadınlar için işgücüne katılımın artırılması, işgücü piyasasının en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
Fırsat eşitliği dünyayı dönüştürür 8 Mart dolasıyla Bloomberght.com un sorularını yanıtlayan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Başkanı Esra Bezircioğlu, Türkiye’de kadınların ekonomik hayata katılımının artırılmasının sürdürülebilir büyüme ve rekabet gücü açısından kritik olduğunu vurguladı.
Türkiye’de çalışma çağındaki yaklaşık 33,7 milyon kadından yalnızca 11,7 milyonunun iş gücüne katıldığını belirten Bezircioğlu, milyonlarca kadının sahip olduğu bilgi, beceri ve üretim potansiyeline rağmen ekonomik hayatın dışında kaldığını belirterek, Kadınların üretime, girişimciliğe ve karar alma süreçlerine daha güçlü katılması yalnızca eşitlik açısından değil, ülke ekonomisinin büyümesi için de hayati öneme sahip dedi.
Kadın girişimcilerin karşılaştığı zorlukların yalnızca finansmana erişimle sınırlı olmadığını aktaran Bezircioğlu, bankalardan kredi alma ve yatırımcı desteği bulma süreçlerinde kadınların daha fazla engelle karşılaştığını belirtti.
İş ve özel hayat dengesinin kurulmasındaki zorlukların da ekonomik katılımı etkileyen önemli yapısal sorunlar arasında yer aldığına dikkat çekti. “Çocuk ve yaşlı bakımı gibi yükümlülükler, kadınların iş dünyasında daha aktif rol almasını zorlaştırıyor.
Kreş ve bakım hizmetlerinin yaygın olmaması, kadın girişimcilerin işlerine tam zamanlı olarak odaklanmalarını engelliyor” dedi.
KAGİDER’in 2020–2025 Sosyal Etki Raporu’na göre, projelere yapılan her 1 TL’lik yatırımın 4,80 TL değerinde sosyal fayda yarattığını paylaşan Bezircioğlu, girişimcilerin iş süreçlerine daha stratejik yaklaştığını ve kurulan ağların özgüveni artırdığını belirtti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle mesaj veren Bezircioğlu, “Kadınların bilgiye, finansmana ve fırsatlara eşit erişebildiği bir dünya yalnızca daha adil değil; daha güçlü bir ekonomi ve yenilik demek.
Kadınlar fırsatlar eşitlendiğinde sadece başarıya ulaşmaz, dünyayı dönüştürür” ifadelerini kullandı. 8 Mart kutlama değil adım atma günü Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin artık yalnızca bir sosyal sorumluluk değil, ekonomik akıl ve sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Türkiye’de yönetim kurullarındaki kadın oranının yaklaşık yüzde 19,4, kadın istihdamının yüzde 31,7 ve kadın girişimci oranının yüzde 18,2 olduğunu aktaran Çetinkaya, “Potansiyel çok büyük, ancak gerçekleşen hâlâ sınırlı” dedi.
Kadınların karar alma süreçlerinde daha güçlü yer aldığı şirketlerin daha dengeli risk yönetimi ve sürdürülebilir performans sergilediğini, kadın girişimcilerin çoğalmasının ise yeni sektörler ve istihdam alanları yarattığını vurguladı. Çetinkaya, eşit temsili artık “iyi niyet” meselesi olarak göremeyeceklerini belirterek, “Bu konu rekabet gücünün, verimliliğin ve uzun vadeli kalkınmanın ayrılmaz bir parçası” ifadelerini kullandı.
GYİAD olarak kadınların ekonomide daha güçlü temsil edilmesi ve karar alma süreçlerinde eşit şekilde yer alması için farkındalık yaratmayı ve somut işbirlikleri geliştirmeyi önceliklendirdiklerini dile getiren Çetinkaya sözlerini, “8 Mart yalnızca bir kutlama değil; kamunun ve iş dünyasının kadın karnesine bakması ve potansiyeli tam anlamıyla hayata geçirmek için atılacak adımları yeniden düşünmesi gereken bir gün.
Eşitlik sadece bir hedef değil; daha güçlü bir ekonomi, daha rekabetçi kurumlar ve sürdürülebilir bir gelecek için stratejik bir gereklilik” şeklinde tamamladı.