Haber Detayı
Muğla yeni büyüme stratejisini belirliyor
Turizm, tarım, su ürünleri, madencilik ve gıda gibi alanlarda dikkatleri üzerine çeken Muğla, ihracatta 1 milyar dolar eşiğini aştı. 3 milyonu aşan turist ziyaretini artırmayı hedefleyen Muğla, sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek için yeni stratejilerini belirliyor.
Özlem SARSIN-MUĞLAMuğla Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş, Muğla için 2026 perspektifinde öne çıkan temel ekonomik hedefin, turizm ağırlıklı yapıyı korurken ekonomiyi daha dengeli, sürdürülebilir ve dirençli hale getirmek olduğunu dile getirdi.Bu kapsamda turizmi 12 aya yaymak, tarım ve ihracatın katma değerini artırmak, dijitalleşme ve yeşil dönüşümü tüm sektörlere yaymayı amaçladıklarını ifade eden Karakuş, “Aynı zamanda yerel girişimciliğin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin verimlilik ve rekabet kapasitesinin artırılması ve Muğla’nın doğal ve çevresel hassasiyetlerinin ekonomik büyümeyle uyumlu şekilde korunması hedefleniyor.
Oda olarak bu hedeflere ulaşmak için “büyük ve tekil yatırımlardan” ziyade stratejik politika ve kapasite geliştirici adımlar üzerinde çalışıyoruz.
Üyelerimize yönelik dijital ve yeşil dönüşüm farkındalık çalışmaları, ihracat ve dış pazarlara açılma süreçlerinde rehberlik, uluslararası fuar ve iş birliği organizasyonları bu yaklaşımın temel araçları.
Ayrıca turizmde ürün çeşitlendirmesini destekleyen projeler, sürdürülebilir tarım ve üretim anlayışını güçlendiren iş birlikleri ve kamu–yerel yönetim–özel sektör koordinasyonunu artıran platformlar üzerinden Muğla’nın 2026 hedeflerine katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi.Muğla ekonomisinin geçtiğimiz iki yılda turizmin yanı sıra ihracat tarafında da dengeli ve dikkat çekici bir performans sergilediğini belirten Karakuş, “İhracatın 1 milyar dolar eşiğini aşması, ilin ekonomik yapısının tek bir sektöre bağlı kalmadan çeşitlendiğini ve üretim–dış ticaret kapasitesinin güçlendiğini gösteren önemli bir eşik oldu.
Bu tablo, Muğla’nın sadece bir turizm kenti değil; tarım, su ürünleri, madencilik ve gıda gibi alanlarda da uluslararası pazarlarda karşılığı olan bir üretim merkezi olduğunu ortaya koyuyor” dedi.“Turizm potansiyeli 12 aya yayılmalı” Muğla’nın 2024’te yaklaşık 3,7 milyon yabancı turisti ağırladığını ve bunun önemli bir başarı olduğunu kaydeden Karakuş, “Ancak oda olarak yaklaşımımız bu rakamı sadece sayısal olarak artırmaktan ziyade turizmi çeşitlendirmek, sezonu uzatmak ve ekonomik getiriyi artırmak yönünde.
Bu nedenle politikalarımız; pazar çeşitlendirmesi, ürün çeşitlendirmesi ve destinasyon kalitesinin artırılması ekseninde şekilleniyor.
Amaç, Muğla’nın turizm potansiyelini yılın 12 ayına yayarak daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak” dedi.Turizmi 12 aya yayma hedefi doğrultusunda Karia Yolu gibi sürdürülebilir turizm projelerini yalnızca bir yürüyüş rotası olarak değil, yerel kalkınmayı destekleyen bütüncül bir turizm modeli olarak ele aldıklarının altını çizen Karakuş, “Bu tür projelerle amaçlanan; deniz–kum–güneş odaklı turizmin ötesine geçerek doğa, kültür ve deneyim temelli ürünler geliştirmek ve Muğla’nın iç kesimlerini de turizm ekonomisine daha güçlü biçimde dâhil etmek.
Karia Yolu bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak ilerliyor.
Bu noktada yerel topluluklarla entegrasyon ise projenin en kritik ayağını oluşturuyor.
Bu kapsamda rota üzerindeki yerleşimlerde yerel konaklama imkânlarının geliştirilmesi, pansiyonculuk ve ev sahipliği konusunda farkındalık ve bilgilendirme çalışmaları ile yerel üreticilerin ürünlerini doğrudan ziyaretçilere sunabileceği modeller ön plana çıkıyor” dedi.Yöresel ürünlerde katma değer başlığında öne çıkan projelerden birinin APİMUĞLA – Apiterapik Arıcılık Ürünleri İşleme ve Ar-Ge İnovasyon Merkezi olduğunu söyleyen Karakuş, “ Bu proje, arıcılığı sadece bal üzerinden değil; propolis, arı sütü, polen gibi arı ürünleriyle birlikte ele alarak üreticimizin gelirini çeşitlendirmeyi hedefliyor.
Böylece arının ürettiği yan ürünler ekonomik değere dönüşürken, hem üreticimiz için daha sürdürülebilir bir kazanç modeli oluşuyor hem de Muğla’nın markalaşmasına güçlü bir katkı sağlanıyor.
Ayrıca yeni organize sanayi bölgeleri için yer tespit çalışmaları da yapıyoruz.
OSB’lerin devreye girmesi, üretim kapasitemizi artırırken; şehir içindeki dağınık üretim kaynaklı görsel ve çevresel etkilerin daha iyi yönetilmesine, altyapı planlamasının daha düzenli yapılmasına da katkı sağlayacaktır” dedi.“Öngörülebilirlik kritik unsur”Karakuş, iş dünyası açısından öngörülebilirliğin yalnızca büyüme planları için değil, günlük faaliyetlerin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için de kritik önem taşıdığını vurguladı.
Muğla iş dünyasının ekonomi yönetiminden en önemli beklentisinin finansmana erişim koşullarının daha net ve istikrarlı bir çerçeveye kavuşması olduğunu belirten Karakuş, kredi politikalarının sık değişmemesi ve vade ile maliyetlerin makul bir düzeyde planlanabilmesinin KOBİ’lerin yatırım ve işletme sermayesi kararlarını daha sağlıklı almasını sağlayacağını söyledi.“Yatırım iştahı baskılanıyor”Enflasyonla mücadele sürecinde krediye erişimin zorlaşmasının yatırım iştahını belirgin biçimde baskıladığını belirten Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, özellikle KOBİ ölçeğindeki işletmelerin yeni yatırım kararlarında daha temkinli davrandığını söyledi.
Karakuş, kredi faizlerindeki yükseliş ile vade ve teminat koşullarının ağırlaşmasının yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirterek, bu durumun Muğla’da turizm, tarım ve hizmet sektörlerinde daha çok yenileme ve kapasite artırımı yatırımlarının ertelenmesi şeklinde görüldüğünü ifade etti.Muğla iş dünyası açısından 2025–2026 döneminde yatırımların ötelenmesi riskinin bulunduğunu dile getiren Karakuş, bu riskin boyutunun finansmana erişim koşullarının ne kadar öngörülebilir olacağıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
Enflasyonun beklenen şekilde düşüş eğilimini sürdürmesi halinde 2026 yılının üçüncü çeyreğinden sonra finansman koşullarında bir miktar rahatlama görülebileceğini belirten Karakuş, uygun vade ve sürdürülebilir maliyetlerle kredi imkânı sağlanması durumunda verimlilik ve kaliteyi artıran yatırımların yeniden gündeme gelebileceğini kaydetti.
Aksi durumda ise işletmelerin büyük bölümünün zorunlu harcamalara yönelerek büyüme odaklı yatırımları ikinci plana itmek zorunda kalacağını ifade etti.