Haber Detayı

Afette kadın olmak
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
09/03/2026 04:00 (6 saat önce)

Afette kadın olmak

Bu 8 Martta kadınların mesleki sorunları, camdan tavanları tabii ki tartışıldı tartışılıyor. Ama deprem bölgesinin gündemi daha farklı. Kadınların önemli bir bölümü zaten kayıt dışı çalışıyordu. Küçük işletmelerini, tezgâhlarını, atölyelerini kaybeden kadın girişimcilerin büyük kısmı üretimden koptu.

“Kim ne anlatırsa anlatsın biz depremden çıkamadık.

Hep o günü düşünüyoruz. 65 saniyede dünya altüst oldu, bir şehir öldü.

O gece biz hepimiz öldük ama kalanlar yaşamaya mecbur bırakıldı.” 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bu yıl Hatay’a davetliydim.

Türkiye Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin (TÜRMOB) “Afette Kadın” başlıklı toplantısında konuşmacı olmamı istemişti Başkan İrfan Hüseyin Yıldız ve Başkan Yardımcısı Yahya Arıkan.

Dünyada kurulan en eski üç şehirden biri olan, yok olmadan önce defalarca gittiğim, depremden hemen sonra da acılarını paylaştığım, hayran olduğum Hatay’a bu kez rahatsızlığım nedeniyle gidemedim.

Ancak insan bazı yerlere gitmese de zihni orada kalır.

Ben de toplantıyı ekran başından izlerken depremi yaşayan Hataylı, Malatyalı kadınların anlattıklarıyla yüreğim yeniden yandı.

Kendimi yeniden deprem bölgesinde, o çadırların ve konteynerlerin arasında buldum.

Çünkü deprem bölgelerinde zaman başka akıyor. 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti.

Resmi rakamlara göre 50 binden fazla insan hayatını kaybetti.

Yaklaşık 40 bin bina yıkıldı, 200 binden fazlası ağır hasar aldı.

Depremden etkilenen 11 ilde yaklaşık 14 milyon insan yaşıyordu.

Bunun neredeyse yarısı, yani yaklaşık 7 milyonu kadındı.

Deprem günü bölgede 130 bin hamile kadın olduğu hesaplanıyordu.

Bugün ise deprem bölgesinde 360 bin 455 kişi hâlâ konteynerlerde yaşamaya çalışıyor.

En fazla konteyner nüfusu 156 bin 973 kişiyle Hatay’da.

Rakamlar soğuk ama o rakamlar insan hayatlarından oluşuyor.

Ve en fazla yük de kadınlara düşüyor.

Toplantıda insanın soluğunu kesecek kadar acıyı yaşamış kadınlar birbiri ardına anlatıyordu… ZAMANA ASILI KALDIK “Vurgunu sağlam yiyenlerdenim.

Bizim için artık 6 Şubat öncesi ve 6 Şubat sonrası var.” “Zamanda asılı kaldık.

Acıyı yaşamak başka bir şey, anlatmak başka… Hâlâ üstesinden gelemiyoruz.” “Afette kadın olmak mı?

Ne anlatayım ki… Çok ağır yükler kaldırıyoruz.

Kadınlar yasını bile tutamadı.

Enkaz başında çorba kaynattık.” “Afet cinsiyet tanımaz ama sonuçları çok ağır.

İntiharlar patladı.

Kadın tek kaldıysa kırılganlık çok daha fazla oluyor.” Çocuğuna, annesine, babasına, eşine güçlü görünen kadının içinde yaşadığı fırtınayı şöyle anlatmaya devam ediyor depremzede TÜRMOB üyesi kadınlar: “Kadınlar sadece hayatta kalmaz, hayatta tutar.

Evler yıkıldı ama kadın yıkılmadı.

Çünkü biliyoruz ki kadın düşse toplum düşecekti.

Kadınlar 5 metrelik çadırı, 20 metrelik konteyneri yuvaya çevirdi.” “Biz kendimizi iyileştiremedik.

Konteynerde kadın olmak bir perdeyle mahremiyet sağlamaya çalışmak demek.

Gece lavaboya giderken korkmak demek.” NASIL NORMALLEŞECEĞİZ?

Hatay’daki toplantıda konuşanların sözleri de aynı sorunun etrafında dolaşıyor.

Başkan Hüseyin Yıldız, “Hayatın ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak normalleştiği söylemi gerçeği yansıtmıyor” diyor.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın raporunu hatırlatıyor: “Depremin ekonomik maliyetini 103 milyar dolar olarak hesapladılar.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bugüne kadar 91 milyar dolar harcandığını açıkladı.

Yani ayrılan kaynaklar zaten yetersiz, o bile tam kullanılmamış durumda.” Yahya Arıkan da “Afetler yalnızca binaları yıkmaz; hayatları ve güveni de sarsar.

En çok kadınlar ve çocuklar etkilenir.

Kadınlar yalnızca hayatta kalmaz, toplumu ayakta tutar.

TÜRMOB olarak kadınların güçlenmesi ve haklarının korunması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diyor.

KADIN UMUTTUR!

Bu 8 Martta kadınların mesleki sorunları, camdan tavanları tabii ki tartışıldı tartışılıyor.

Ama deprem bölgesinin gündemi daha farklı.

Kadınların önemli bir bölümü zaten kayıt dışı çalışıyordu.

Küçük işletmelerini, tezgâhlarını, atölyelerini kaybeden kadın girişimcilerin büyük kısmı üretimden koptu.

Bir başka görünmeyen kırılma ise aile ilişkilerinde yaşanıyor.

Travma, işsizlik ve belirsizlik aynı dar alanın içine sıkışınca gerilim büyüyor.

Konteynerlerde mahremiyet neredeyse yok.

Psikolojik yük ise her gün biraz daha artıyor.

Boşanmalar patlamış.

Hatay SMMM Odası Başkanı Jale Marufoğlu konuşmasında “Antakya’nın simgelerinden biri, kule taçlı bir kadın tanrıça figürü olan Tike’dir.

Helenistik dönemde yapılan bu heykel, şehri koruyan bir kadın figürünü temsil ediyor ve bugün Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor” diyerek şunları ekliyordu: “Antakya sadece bir kadın şehri değil.

Aynı zamanda kadındır.

Kadın da umuttur.

Bu şehirde, enkazın altında kalmayan bir şey var: kadınların direnci.”

İlgili Sitenin Haberleri