Haber Detayı

İktidar ya farkında değil ya da umursamıyor!
Deniz zeyrek nefes.com.tr
09/03/2026 05:00 (3 saat önce)

İktidar ya farkında değil ya da umursamıyor!

Geçen hafta üç tam günümü Avrupa Birliği Delegasyonu Ankara Temsilciliği’nin hazırladığı bir program kapsamında Avrupa...

Geçen hafta üç tam günümü Avrupa Birliği Delegasyonu Ankara Temsilciliği’nin hazırladığı bir program kapsamında Avrupa Birliği’nin kalbinde, Brüksel’de geçirdim.Sedat Ergin, İsmet Berkan, Erdal Güven, Serkan Demirtaş gibi uzun yıllar birlikte diplomasi ve AB haberlerini takip ettiğimiz gazeteci büyüklerimizle, meslektaşlarımızla birlikte AB Komisyonu, AB Konseyi ve AB Parlamentosu’ndan isimlerle konuşup güncel konuları masaya yatırdık.Program boyunca, Türkiye’nin AB üyeliği meselesini ciddiye aldığı dönemlerde AB konularını nasıl didik didik ettiğimizi, ancak bugünlerde AB konularının haber dahi olmadığını konuşup durduk.Hatırlayınız, Türkiye’nin uyması gereken Maastricht kriterleri, Kopenhag kriterleri, AB’nin Türkiye raporları ne Avrupalıların ne bizim dilimizden düşerdi.

Şimdi ise kimsenin umurunda değil.Şunu söylemeliyim ki (aynı zamanda AB Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü olan) İspanyol Sosyalist Nacho Sanchez Amor ile Almanya’nın AB nezdindeki Daimî Temsilcisi (AB Komisyonu’nun bir önceki Ankara Temsilcisi) Thomas Ossowski dışında kimse Türkiye’deki insan hakları ihlalleriyle, hukuk devletinin işleyişindeki aksaklıklarla, demokratik standartların düşmesiyle ilgilenmiyordu.***AB’nin gündeminde, ABD Başkanı Donald Trump’ın dünyada yarattığı kaotik atmosferde kendi ekonomisini korumak, kendi güvenliğini sağlamak gibi kaygılar daha ön plandaydı.Bu çerçevede bütün gündem iki önemli kanaldan hareket ediyordu:1) AB ülkelerinin ekonomik geleceğini güvence altına almak:Bu kapsamda AB Komisyonu “Clean Industrial Deal / Industrial Acceleration (Sanayi Hızlandırma Yasası)” teklifini açıkladı.

Yasanın temelde iki şartı var:- Avrupa’da üretilme (Made in Europe)Örneğin Fransa’da bir okul ya da hastane ihalesi yapılıyorsa, Türk şirketler bu ihaleye giremeyecek (Türkiye AB aday ülkesi olduğu halde Türk şirketleri, Kamu İhale Kanunumuzdaki sorunlar nedeniyle Avrupa’yla karşılıklılık ilkesi uygulanamayacağı gerekçesiyle ihale süreçlerinin dışında tutulmuş).

Ancak ihaleyi alan şirketler inşaat sırasında Türkiye’de üretilmiş malzemeleri kullanabilecek.

O malzemeler “Avrupa’da üretilmiş” gibi kabul edilebilecek.

Hükümetimiz gereken adımları atmazsa demir-çelik, çimento, kimya, otomotiv gibi sektörler bu ayrıcalığın dışında kalabilir.- Temiz enerjiyle üretilme...AB Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması (CBAM) çerçevesinde Demir/Çelik, Çimento, Otomotiv, Kimya gibi sektörlerde şirketlere bir karbon maliyeti çıkarıyor.

Bu maliyet, Türk şirketleri için Sanayi Hızlandırma Yasası dışında ikinci bir yük getirecek.2) Avrupa’nın güvenliğini sağlamakRusya tehdidi, Trump’ın tehditleri, Avrupa’yı daha güçlü bir savunma ve güvenlik yapısı oluşturmaya teşvik etmiş.

Bu kapsamda AB ülkelerinin ordularını güçlendirmesi, Savunma Sanayiini geliştirmesi hedefleniyor.

Avrupa Birliği 2025 yılında “Savunma 2030 Hedefleri” belirledi ve bu kapsamda SAFE isimli bir programı devreye soktu.Bu program kapsamında AB ülkeleri Ukrayna, (Avrupa Ekonomik Bölgesi ülkeleri) Norveç, Lihtenştayn ve İzlanda savunma yatırımları için 150 milyar euroluk bir kredi kullanacak.

Bu ülkeler, ortak yatırımlar yapabilecek, teknolojilerini paylaşabilecek.

Bu ülkeler dışında AB ile anlaşma imzalayan Kanada da aynı imkanlardan yararlanacak.SAFE programından yararlanmak için 19 ülke başvurdu ve en büyük payı (43 milyar 734 milyon euroyla) Polonya aldı.

İkinci sırada Fransa (16 milyar 217 milyon euro), üçüncü sırada İtalya (14 milyar 900 milyon euro) bulunuyor.Türkiye savunma sanayi şirketleri (Türkiye aday ülke olduğundan) SAFE programı çerçevesinde yapılan üretime, AB üyesi ülkelerden ortaklarla maksimum yüzde 35 oranında katılabilecek.***Yaptığımız görüşmelerden anladığım şu:Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemeleri, Türkiye ve Türk şirketleri için hem riskler hem fırsatlar barındırıyor.- En büyük risk, demir/çelik, alüminyum, çimento ve kimya gibi stratejik sektörlerin AB ihalelerinden tamamen dışlanması.

AB’nin ithalatta CBAM koşullarını uygulaması da Türk şirketlerine ciddi maliyetler çıkarır ve rekabet şansını ortadan kaldırabilir.Bir başka risk, Türk şirketlerinin Avrupa’daki fırsatlardan yararlanmak için yatırımlarını AB ülkelerine kaydırması olur.- Fırsatlara gelince, demokrasi, hukuk devleti, şeffaflık gibi alanlarda uygun ortam yaratılırsa, Avrupa şirketleri (özellikle savunma sanayi alanında) Türkiye’de yatırımlarını artırabilir.

Avrupa’ya yakın üretim (nearshoring) fikri güçlenebilir ve Türkiye, Avrupa sanayi tedarik zincirinin vazgeçilmez bir parçası haline gelebilir.***Türkiye’nin ihracatının yarısına yakını AB ülkelerine yapılıyor.

Yeni düzenlemeler nedeniyle ihracatın dramatik bir şekilde düşmesi ve Türk sermayesinin Avrupa’ya kaçması, Türkiye ekonomisi için büyük bir felaket olur.

İktidar, özellikle de Mehmet Şimşek ve Cevdet Yılmaz ya bu risklerin farkında değil ya da başımıza gelecekleri umursamıyorlar.

Aksi olsa demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, şeffaflık, denetlenebilirlik gibi konularda adım atıldığına şahit olurduk.***Bu arada önemli gördüğüm bir not: AB, “Roam Like At Home” projesiyle, beş yıl içinde GSM hatlarının bütün Avrupa’da kendi ülkelerindeymiş gibi ücretlendirilmesini hedefliyor.

Aynı şekilde bankalar arası para transferlerinde de benzer bir model hedefleniyor.

Türkiye vatandaşları, bu imkanların dışında kalmamalı.

İlgili Sitenin Haberleri