Haber Detayı
POS cihazlarında vurgun
Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.
Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.
POS cihazı ile nasıl vurgun yapabilirsiniz değil mi?
Ama 29 firmaya ait 312 POS cihazı tespit edildi ve olayda 112 kişinin rol aldığı belirlendi.
Benzer şekilde yazdığım kaçıncı iddianame...
Bu iddianameler bize bir şey anlatıyor.
Ülkenin finans sisteminin etrafında kurulmuş gölge ekonomiyi anlatıyor.
Aslında biz bugün iddianamelerde okuduklarınızı yıllardır yazıyoruz, anlatıyoruz ama ne yapalım, sakalımız yok...
Yine böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Başarılı meslektaşım ve kardeşim Bahadır Özgür bu konuyu yazı dizileriyle gündeme getirdi, uzun süredir takip etti.
Şimdi ise savcılık iddianamesi yıllardır anlatılan bu hikâyenin resmi belgesi gibi önümüzde duruyor.
Üstelik söz konusu dosyada suçtan zarar gören tarafın Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Maliye Hazinesi olduğu belirtiliyor.
Olay, Laleli’deki bazı esnaflar ve tanıkların anlatımlarına göre oldukça dikkat çekici bir noktadan başlıyor.
Tekstil piyasasında faaliyet gösteren ve bir dönem ciddi maddi sıkıntılar yaşayan Muharrem Dağ ve akrabaları kısa süre sonra olağandışı bir şekilde zenginleşmeye başlıyor.
Sıradan tekstil firmaları zamanla grup şirketlerine dönüşüyor.
Nakliye şirketleri, kuyumcular, turizm firmaları kuruluyor.
Bu şirketler üzerinden bankalardan POS cihazları alınıyor ve bu POS cihazları vasıtasıyla Libya’dan kredi kartları kullanılarak işlemler yapılmaya başlanıyor.
Ancak bu sistemin başlangıcı POS cihazları değil.
İddianameye göre bu kişiler ilk aşamada Rusya ve Ukrayna üzerinden Moneygram, Payporter ve Gönderal gibi ödeme şirketleri aracılığıyla belirli komisyonlar karşılığında para transferleri yapıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra bu kanal büyük ölçüde devre dışı kalıyor ve sistem farklı bir yönteme eviriliyor.
Bu noktada sahte kimlik ve pasaport kullanımı devreye giriyor.
Savcılık tespitlerine göre yabancı uyruklu kişilerin veya kişisel bilgileri ele geçirilen kişilerin kimlikleri kullanılarak sahte pasaportlar hazırlanıyor.
Bu belgelerle ödeme sistemlerinde hesaplar açılıyor ve para transferleri bu hesaplar üzerinden döndürülmeye başlanıyor.
Yapılan incelemelerde pasaport fotokopileri gönderilen 472 yabancı uyruklu kişiyle ilgili değerlendirme yapıldığı, bildirilen pasaport numaralarıyla yalnızca 29 kişi adına giriş-çıkış kaydı bulunduğu ve pasaport numaralarıyla sistemdeki isimlerin uyuşmadığının tespit edildiği belirtiliyor.
İddianamede Laleli Altın Ticaret Ltd Şti üzerinden yapılan POS işlemleri özellikle dikkat çekiyor.
İncelemelerde müşterilere ait pasaport bilgilerinin önemli bir bölümünün doğrulanamadığı, kart hamillerinin ülkeye giriş-çıkış kayıtlarıyla uyum sağlamadığı ve yapılan işlemlerin gerçek bir ticari faaliyetle ilişkilendirilemediği ifade ediliyor.
Mesele burada başlıyor.
Savcılık iddianamesine göre olayın içinde toplam 112 kişi bulunuyor.
Bu kişilerin önemli bir kısmı akrabaları üzerinden şirketler kuruyor ve bu şirketler adına alınan POS cihazlarının gerçek ticari satışlar için değil, kartlar üzerinden para çekmek ve finansal hareket oluşturmak amacıyla kullanıldığı değerlendiriliyor.
BDDK tarafından hazırlanan raporda toplam 29 firmaya ve bu firmaların sahiplerine ait POS bilgilerinin Bankalararası Kart Merkezi nezdinde sorgulandığı, 20 firmaya ait toplam 299 adet POS cihazına ilişkin işlem kaydı bulunduğu belirtiliyor.
Ayrıca Kahraman Elçiboğa ’ya ait bir firmaya kayıtlı 13 POS cihazı daha tespit ediliyor.
Böylece inceleme kapsamına alınan POS cihazı sayısı 312’ye ulaşıyor.
Bu POS cihazlarının dağılımına bakıldığında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.
Cihazların büyük bölümü Dağ, Elçiboğa, Boz ve Kaya soyadlarını taşıyan kişilere ait firmalara tahsis edilmiş durumda.
Özellikle Dağ soyadlı kişilere ait 167, Elçiboğa soyadlılara ait 68, Boz soyadlılara ait 45 ve Kaya soyadlılara ait 19 POS cihazı bulunduğu tespit ediliyor.
Bu yoğunluk savcılığa göre kişiler arasında ailevi veya ticari bağlar bulunduğu ve işlemlerin koordineli yürütüldüğü yönünde bir kanaat oluşturuyor.
Peki, bu sistem nasıl çalışıyor?
İddianamedeki bulgulara göre kurulan yapı aslında oldukça sistematik bir para döndürme mekanizmasına dayanıyor.
Bu mekanizma kabaca beş aşamada işliyor.
İlk aşamada şirketler kuruluyor ve bu şirketler adına bankalardan POS cihazları alınıyor.
İkinci aşamada yurtdışındaki kişiler devreye giriyor.
Özellikle Libya’daki kart sahipleri Türkiye’deki bu POS cihazları üzerinden kredi kartı işlemleri gerçekleştiriyor.
Ancak ortada gerçek bir alışveriş yok.
Karttan çekilen para aslında bir ödeme değil, bir para transferi işlevi görüyor.
Üçüncü aşamada karttan çekilen para banka sistemi üzerinden Türkiye’deki şirket hesaplarına geçiyor.
Dördüncü aşamada para farklı şirket hesaplarına aktarılıyor, parçalanıyor ve çok sayıda işlemle dağıtılıyor.
Son aşamada ise para nakde çevriliyor veya farklı finansal işlemlerle sisteme yeniden sokuluyor.
Böylece paranın kaynağı ve hareketi izlenmesi zor bir hale getiriliyor.
Ocak 2022 ile Aralık 2024 arasındaki dönemde söz konusu POS cihazları üzerinden yapılan toplam işlem hacmi 47 milyar 573 milyon liraya ulaşıyor.
Bu işlemlerin yüzde 99.99’unun yabancı menşeili kartlarla gerçekleştirildiği tespit ediliyor.
Toplam 593 bin işlem inceleniyor.
İşlemlerin önemli bir bölümü Libya kaynaklı kartlarla yapılmış durumda.
Bunun dışında Amerika Birleşik Devletleri, Irak, Tunus, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden de işlemler bulunuyor.
Ayrıca yüz binlerce işlemde kartın hangi ülkeye ait olduğuna dair bilginin bulunmadığı görülüyor.
Savcılık analizlerinde işlemlerin büyük bölümünün aynı gün içinde, benzer tutarlarda ve ardışık zamanlarda yapıldığı belirtiliyor.
Bu durum firmalar arasında sistematik bir koordinasyon bulunduğunu gösteren önemli bir bulgu olarak değerlendiriliyor.
Ocak 2022 ile Aralık 2024 arasında aynı gün içerisinde farklı kartlarla fakat aynı tutarlarda yapılan işlemlerin sayısı 635 binin üzerine çıkıyor.
Bu işlemlerin toplam hacmi yaklaşık 44 milyar liraya ulaşıyor.
Savcılığa göre bu yöntemle para hareketleri parçalanarak gizleniyor.
Ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcı.
Bakın iddianamede anlatılan sadece bir suç tablosu değil.
Hazine ve Maliye Bakanlığı borcu olan bir yurttaş ya da küçük bir esnaf olduğunda alacağına şahin kesiliyor.
Esas soru şu: Söz konusu bu firmalar olunca nasıl oluyor da bu kadar rahat büyüyebiliyorlar?