Haber Detayı
Görevine geri dönen İSKİ genel müdürü kentte su sorunu yaşanmaması için çalıştıklarını söyledi: ‘Su havzaları kırmızı çizgimiz’
İBB operasyonları kapsamında gözaltına alınan İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, hakkında verilen ev hapsinin 210 gün sonra kaldırılmasının ardından yaklaşık 10 ay sonra görevine döndü. Başa, Cumhuriyet’e konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alınan ve ardından hakkında verilen ev hapsi cezası 210 gün sonra kaldırılan İSKİ Genel Müdürü Doç.
Dr.
Şafak Başa, hakkındaki “görevden uzaklaştırma kararı”nın sonlanmasının ardından yaklaşık 10 ay sonra görevine döndü.
Görevine döndükten iki gün sonra Yusuf Ziya Ortaç Arıtma Tesisi’nin açılışını yapan Başa, ilk olarak Cumhuriyet’e konuştu. - Daha önce herhangi bir adli süreç yaşadınız mı? - Hayır.
Yaşamımda ilk kez böyle bir süreç geçirdim.
Meslek hayatımın önemli bir kısmında kaymakam, mülkiye müffetişi olarak görev yaptım.
Bu nedenle neyin suç olduğunu, neyin olmadığını bilebilecek durumdayım.
Devlet terbiyesiyle yetişen birisi olarak hiçbir zaman inanmadığım, kanuna aykırı ve yanlış bulduğum bir işin içinde olmadım.
Meslek hayatım boyunca hep kamunun menfaatini gözetmeye çalıştım.
Benimle çalışanlar bunu çok iyi bilir. - Aylar sonra makamınıza döndüğünüzde neler hissettiniz? - Çalışma arkadaşlarım sağ olsun kurumun girişinde, çiçeklerle, alkışlarla karşıladılar.
Hem bu yaklaşım hem de benim görevden uzaklaştırıldığım evrede hemen hiçbir işin aksamadan devam etmesi, İSKİ’nin kurumsallaşmada geldiği noktayı görmek açısından çok değerli.
Aynı zamanda İSKİ’nin bir aile olduğunu da ortaya koyuyor.
Kurumsal ve kişisel itibarımızın zedelenmesine izin vermeden hukuka uygun, hakkaniyetli, vatandaş odaklı olarak çalışmaya devam edeceğiz. - İSKİ’de görev alma süreciniz nasıl gelişti ve o günden bugüne İSKİ’de neler yapıldı? - Sayın Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı seçilmesi sonrası 2019’da başkanımızın davetiyle İSKİ bünyesinde çalışmaya başladım. 3 yıl farklı birimlerde sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalıştım. 2022’de de genel müdür oldum.
İlk olarak çok önem verdiğimiz İstanbul su ve kanalizasyon 2023-2053 master planını hazırladık.
Yaptığımız yatırımlarda bu plan ve ilçelerimizin taleplerini dikkate aldık.
Büyük bir altyapı hamlesi oldu İstanbul için. 200 milyarın üzerinde bir altyapı yatırımını tamamen öz kaynaklarla ve sınırlı bütçe imkânlarıyla gerçekleştirdik.
Ekrem başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda birçok kangren haline gelmiş sorunu çözüme kavuşturduk.
Su kayıp kaçaklarında büyük mesafe aldık.
YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ DİJİTALLEŞME 2019’da yüzde 22.5’lerde olan bu oranı yaptığımız çalışmalarla yüzde 18.5’in altına indirdik.
Atık su arıtma kapasitemizi ve niteliğini arttırdık.
Yüzde 38’lerde olan biyolojik/ileri biyolojik atık su arıtma oranını yüzde 60’lara çıkardık.
Tuzla, Ataköy, Baltalimanı atık su arıtma tesisleri örnektir.
İstanbul’un derelerini suyla barıştırdık.
Yüz kilometrenin üzeri de dere ıslahını gerçekleştirdik.
Islah ettiğimiz derelerin etrafını yaşam vadileri haline getirdik.
İSKİ’nin halkımıza armağan ettiği yaşam vadileri ve yeşil alanlar 1 milyon metrekareyi aştı.
Yapay zekâ destekli dijitalleşmeye ağırlık verdik.
Dijital İSKİ projemiz birçok ödüle layık görüldü.
İstanbul’da bir ilk olan dijital fatura, ortak sayaç okuma gibi projeleri hayata geçirdik.
Online hizmeti yurttaşa sunduk.
Su tasarrufuna yönelik kademeli faturalı sistemi ve kontrolsüz su kullanımına ilişkin caydırıcı önlemler aldık.
Hangi hizmeti sayayım.
İşte bugün Terkos’tayız.
Altı adet yeni içme suyu arıtma tesisini İstanbul halkının hizmetine sunduk.
Böylece 2018’de 4 milyon 428 bin metreküp olan günlük içme suyu arıtma kapasitesini 2026 itibariyle 5 milyon 58 bin 360 metreküpe çıkardık.
Bu da yüzde 15’lik bir artış demek.
Kilometrelerce içme suyu tüneli ve yeni isale hatları inşa ettik.
Bu atılımlarla çok şükür İstanbullular son yılları su kesintisi yaşamadan geçirebildi.
BARAJLAR BÜYÜK BİR ÖNEME SAHİP - Kanal İstanbul projesi başta olmak üzere su havzalarının imara açılması gibi bir durum var.
Son durum nedir? - İstanbullunun su ihtiyacının karşılanması konusunda barajlar büyük bir öneme sahip.
Ancak barajlar, su havzaları ile bir bütündür.
Su havzaları olmasa barajların su tutuşları belli bir seviyede kalır.
İSKİ olarak baştan beri su havzalarının korunması ve imara açılmaması için yoğun çaba gösteriyoruz.
Su havzalarını kırmızı çizgimiz ilan ettik.
Konutlaşma gibi girişimler, aynı zamanda altyapı hizmeti demektir.
Bunun için de öncelikle İSKİ’den onay alınması gerekir.
Sürecin koordineli yürütülmesi gerekir.
İSKİ onayı alınmadan yapılan projeler için yasal haklarımızı kullanıyoruz.
Devam eden davalarımız var.
Çünkü İSKİ’nin devre dışı bırakıldığı projelerde su ihtiyacı nasıl karşılanacak, atık su nereye atılacak hepsi soru işareti.
Doğru planlanmadığında da halk sağlığı sorunu demek. - Kanal İstanbul’un etkisi nasıl olur? - Avrupa Yakası’ndaki su kaynakları daha kısıtlı.
Uzmanlar, Kanal İstanbul’dan Terkos’un da etkileneceğini söylüyor.
Terkos kendi başına Avrupa’nın su ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyor.
Öte yandan İSKİ’nin Sazlıdere’den de vazgeçme lüksü yok.
Su ihtiyacının karşılanacağı yer ile kaynağın arasındaki mesafenin uzaması, maliyetlerin de artması demek.
Melen projesinin tamamlanması İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması açısından çok önemli.
Ancak Anadolu’dan Avrupa’ya su taşıyabilmenin de bir kapasitesi var.
Bu tercih, havzaların zarar görmesine, su sorunun ortaya çıkmasına yol açar.
Melen Anadolu için önemli ve sorun giderici.
Avrupa için Sazlıdere ve Terkos’un korunması, imara açılmaması gerek.
Kanal İstanbul projesine de bu eksende yaklaşıyoruz.
ATATÜRK FRANSIZLARDAN ALIP MİLLİLEŞTİRDİ - Terkos Yusuf Ziya Ortaç Arıtma Tesisi’nin açılışıyla sahaya döndünüz.
İsim tercihi de sıra dışı olan bu tesisin önemi nedir? - İSKİ’de göreve geldikten sonra öncelikle kurum tarihi ve dijital arşiv çalışması başlattık.
Çok kişi bilmez ama İSKİ aslında Atatürk döneminde kurulmuş çok stratejik bir kurum.
Osmanlı döneminde Fransızlara imtiyaz olarak verilen İstanbul su işletmeleri (Terkos, Üsküdar) Atatürk döneminde önce Fransızlardan satın alınarak millileştiriliyor.
Sonra 27 Mayıs 1933 tarihli bir yasayla İstanbul Sular İdaresi (İSU) kuruluyor.
İSU, zamanla belediyeye bağlı kanalizasyon işlerini de alarak İSKİ’ye dönüşüyor.
Yine aynı biçimde Yusuf Ziya Ortaç gibi değerli bir edebiyatçının da İSKİ’de yöneticilik yaptığını tespit edince onun adını yaşatmak istedik.
Öte yandan bu tesis, 2019’a kadar kazı seviyesindeydi.
Kendi özkaynaklarımızla 100 milyon dolar maliyetle tamamladık.
Bu tesisle Arnavutköy’ün günlük 50 bin metreküp olan arıtma kapasitesini bugün 220 bin metreküpe çıkarmış olduk.
Buradaki yatırım, aynı zamanda İstanbul Havalimanı bölgesinin su ihtiyacının da karşılanması anlamını taşıyor. ‘BİNA ŞEBEKESİ TEMİZSE ÇEŞME SUYU İÇİLEBİLİR’ - Yurttaşlar çeşme suyunu içme konusunda çekince duymalı mı? - İSKİ’nin verdiği su Sağlık Bakanlığı tarafından titizlikle denetlenir.
Bakanlıkla birlikte biz de 1150 noktadan numune alıyoruz.
Bizim verdiğimiz suyun içilebilir olması için binalardaki dahili şebeke hattının ve depoların temiz olması gerekir.
Bu iki yerde sorun yoksa yurttaşlar rahatlıkla çeşme suyu içebilir.
Öte yandan valiliğe siteler ve kamusal binalardaki su depolarının en az altı ayda bir dezenfekte edilmesi zorunluluğu getirilmesi ile ilgili karar alınması önerisinde bulunduk.
Bildiğim kadarıyla geri dönüş olmadı.
Çünkü bizim bu konuda bir yetkimiz yok.
Böyle bir zorunluluk, yurttaşın temiz suya ulaşımını da kolaylaştıracaktır.