Haber Detayı

İstiklal Marşı 10 kıtası
Yaşam yeniasir.com.tr
12/03/2026 09:15 (3 saat önce)

İstiklal Marşı 10 kıtası

Mehmet Akif Ersoy’un ’Kahraman Ordumuza’ ithafıyla yazdığı, Türk milletinin bağımsızlığının sembolü olan İstiklal Marşı, 105 yıl önce bugün kabul edildi. İşte İstiklal Marşı 10 kıtası...

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından 12 Mart 1921'de onaylanan İstiklal Marşı, 1930'a kadar Ali Rifat Çağatay'ın bestesiyle icra edilirken, 1930'dan itibaren de Osman Zeki Üngör'ün bestesiyle okunmaya başlandı.

Şiirin bestelenmesi için açılan yarışmaya 24 besteci katıldı İstiklal Marşı'nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmeyen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın Türk milletinin eseri olduğunu beyan etti.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı ve 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etti. 1930'a kadar çalınan beste o yıl değiştirildi ve dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konuldu ve toplam dokuz dörtlük ile bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yaptı.

Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey ile yapılmış bir röportajda belirtildiğine göre, beste aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştı ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemişti.

Söz ve melodide yer yer görülen uyum eksikliğinin (örneğin 'Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak' mısrası ezgili okunduğunda 'şafaklarda' sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur.

Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklal Marşı olarak söyleniyor.

İSTİKLAL MARŞI Korkma!

Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...

Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?

Şaşarım.

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım, Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma!

Nasıl böyle bir imanı boğar, 'Medeniyet' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş!

Yurduma alçakları uğratma sakın, Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı, Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli, Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecdile bin secde eder, varsa taşım, Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım, O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

İlgili Sitenin Haberleri