Haber Detayı

Trump damadını yolladı, ertesi gün saldırdı... İran'la savaş kararı nasıl alındı
Gözde sula odatv.com
12/03/2026 16:33 (1 saat önce)

Trump damadını yolladı, ertesi gün saldırdı... İran'la savaş kararı nasıl alındı

Trump’ın İran’la savaşa girme süreci, Washington’daki karar alma mekanizmasının nasıl aşındığını gösteren çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Her gün ortaya çıkan yeni bilgiler, ABD’nin böylesine büyük bir askeri kararı, çarpık bir disiplinle ele aldığını gösteriyor.

Kronolojiye bakıldığında ilk dikkat çeken diplomasi ile savaş hazırlığının aynı anda yürütülmüş olması. 26 Şubat günü ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner, Cenevre’de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Umman arabuluculuğunda üçüncü tur görüşmeleri yaptı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi bu görüşmelerin ardından tarafların nükleer anlaşmaya doğru “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi; hatta 2 Mart’ta teknik görüşmeler için yeniden bir araya gelinmesi planlandı.Jared Kushner ve Steve WitkoffAncak Trump, görüşmelerin gidişatından memnun olmadığını açıkladı ve ertesi gün, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail İran’a saldırdı.NETANYAHU’NUN BEYAZ SARAY TURLARIYani masada diplomasi sürerken sahada savaş kararı çoktan verilmişti.

Sonradan yayımlanan analizler ve haberler, Cenevre’deki son tur görüşmelerin yaklaşan askeri operasyon öncesinde yürütülen son temaslar olduğunu düşündürüyor.

New York Times’ın aktardığına göre Trump, şubat ayı boyunca İran’a karşı askeri seçenekleri giderek daha ciddi biçimde değerlendirdi; İsrail Başbakanı Netanyahu ise diplomatik sürecin bu askeri planları zayıflatmamasını istiyordu. 11 Şubat’ta Oval Ofis’te yapılan uzun görüşmede savaş ihtimali ve olası saldırı tarihleri bile ele alındı.WITKOFF ETKİSİKarar alma sürecinin ikinci ve belki de en çarpıcı sorunu, teknik uzmanlık eksikliğiydi.

Arms Control Association’ın yayımladığı ayrıntılı analiz, Trump’ın müzakere ekibinin İran’la ciddi nükleer görüşmeler yürütmeye hazırlıksız olduğunu söylüyor.

Özellikle Witkoff’un açıklamaları, İran’ın nükleer programına ilişkin temel teknik başlıklarda bile ciddi yanlış anlamalar olduğuna işaret ediyor.

Tahran Araştırma Reaktörü’nü yanlış değerlendirdiği, UAEA’nın raporlarında yer alan verileri tehdit göstergesi gibi yorumladığı, İran’ın uranyum zenginleştirme tekliflerini teknik çerçevesinden kopararak okuduğu iddia edilen analize göre bu yanlış okumalar, Trump’ın “İran ciddi müzakere etmiyor” kanaatini besledi.Burada mesele yalnızca Witkoff’un teknik hata yapması değil.

Daha büyük sorun, ABD’nin savaş ve barış arasındaki en kritik eşikte, deneyimli ve uzman bir müzakere heyeti yerine yetersiz ve siyasallaşmış bir yapı ile hareket etmesiydi.

Liyakat yerini kişisel güvene, sezgiye ve siyasi sadakate bırakmıştı.

Karar alma mekanizmasının yozlaşması tam da burada görünür oldu.GENELKURMAY’I DİNLEMEDİBeyaz Saray içindeki tablo da bunu destekliyor.

New York Times’ın haberine göre 18 Şubat’ta Durum Odası’nda yapılan toplantıda Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, Trump’la birlikte askeri seçenekleri değerlendirdi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, daha geniş çaplı bir savaşın ciddi Amerikan kayıplarına, bölgesel istikrarsızlığa ve mühimmat stoklarının aşınmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.Dan CaineAncak buna rağmen itiraz sesleri sınırlı kaldı.

Hatta Orta Doğu’daki Amerikan askeri müdahalelerine uzun süredir kuşkuyla yaklaşan JD Vance’in bile hızla ağız değiştirip eğer saldırı yapılacaksa “büyük vurulup hızlı gidilmesi” gerektiğini savunduğu aktarıldı.Bu da Trump döneminin bir başka tuhaflığını ortaya çıkardı: Kendi siyasi çizgisini “America First” ve dış müdahalelere mesafe üzerinden kuran kadrolar, iş gerçek karar anına geldiğinde savaş seçeneğine hızla eklemlendi.Kongre’nin süreçten nasıl dışlandığı ise ayrı bir başlık olarak yorumlanıyor…SAAT SAAT DEĞİŞEN AÇIKLAMALARTrump’ın kamuoyu önündeki dili de bu dağınık yapıyı tamamladı.

Bir gün İran’la anlaşma istediğini söylüyor, ertesi gün yönetim değişikliğinin en iyi sonuç olacağını savunuyordu.

Bir yandan savaşın hedefi belirsiz bırakılıyor, diğer yandan kamuoyuna bunun kolay ve hızlı bir başarı olabileceği mesajı veriliyordu.

Hatta Trump, askeri danışmanının İran’a yönelik harekatı kolay kazanılacak bir iş gibi anlattığını bile öne sürdü.

Oysa aynı süreçte sahadaki riskler, enerji piyasalarındaki dalgalanma, Hürmüz Boğazı’na ilişkin endişeler ve Amerikan üslerine yönelik muhtemel misillemeler herkesin bildiği başlıklardı.‘OLASI EN KÖTÜ SENARYO’ ETKİLERİ İLK GÜNDEN BAŞLADINitekim savaşın başlamasıyla birlikte daha önce yalnızca senaryo olarak konuşulan riskler hızla gerçekliğe dönüştü: Petrol fiyatları yükseldi, Cumhuriyetçi Parti içinde huzursuzluk arttı ve Trump’ın ekonomi merkezli siyasi mesajı neredeyse ilk gün çöp oldu.

Trump Kentucky ve Ohio gezilerinde “daha düşük fiyatlar” ve “daha büyük maaş çekleri” söylemini öne çıkarmaya çalışırken, artan enerji fiyatları bu mesajı zayıflattı.İran’a savaş, Amerikan devletinin onlarca yıldır en çok çalıştığı dosyalardan biriydi.

Hürmüz Boğazı’nın kırılganlığı, İran rejiminin yapısı, bölgesel yayılma riski, petrol fiyatları, misilleme kapasitesi, sivil kayıplar ve savaş sonrası belirsizlik yıllardır bilinen başlıklardı.

Atlantic’te Franklin Foer’in yazdığı gibi, önceki başkanların İran’la savaştan kaçınmasının nedeni bu risklerin apaçık olmasıydı.

Trump ise bu “apaçık” gerçekleri ya küçümsedi ya da kendi siyasi iradesinin bunları aşabileceğine inandı.SİYASİ GÖSTERİ MANTIĞIYozlaşma tam burada derinleşiyor: Kurumsal hafıza, zayıf uzmanlıklar, Kongre ve net olmayan savaş hedefine rağmen karar yine de alınıyor.

Bu, klasik anlamda rasyonel devlet yönetiminden çok, siyasi gösteri mantığıyla hareket eden bir başkanlık tarzına işaret ediyor.Trump’ın yönetim konusundaki tuhaflığı burada belirginleşiyor.

Süreci bir devlet başkanı gibi değil, çoğu zaman hem seyirciye oynayan hem de aynı anda birçok çelişkili pozisyonu açık tutmak isteyen bir siyasi figür gibi yönetti ve bu tutumu sürdürüyor.Trump’ın İran’la savaşa girme kararı, Amerikan yönetim sisteminin iç işleyişindeki bozulmayı da açığa çıkarmış oldu.Gözde SulaOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri